30 Haziran 2009 Salı

Hafif Patlıcan Kızartma Yöntemi


Kızartmayı çok seviyorum. Ama çok yağlı olduğu için yiyemiyorum. Şimdi keşfettiğim bir yöntemle çok sevdiğim patlıcan kızartmasını daha az yağla ve daha lezzetli yiyebiliyorum.


Kızartmalar içinde en fazla yağ çeken sebzelerin başında geliyor patlıcan. Bunu nasıl daha az yağlı yapabilirm diye düşünürken yumurta ve un geldi aklıma.


Patlıcanı kızartmadan önce çırptığınız bir yumurtaya bulayın. Daha sonra da mısır ununa veya normal una bulayıp kızartın. Çok daha az yağ çektiğini göreceksiniz.


Ben çırptığım yumurtaya biraz karabiber, pul biberi ve tuz koydum. Tadı daha da lezzetli oldu. Üzerine bol sarımsaklı veya sarımsaksız yoğurt dökerek afiyetle yedim. Tadı hafif balığı da andırıyor böyle :))

Size de şiddetle tavsiye ediyorum.


Afiyet bal şeker olsun...

18 Haziran 2009 Perşembe

Şehriyeli Bulgur Pilavı (Bırgıl)


Şehriyeli bulgur pilavını anladık da (Bırgıl) ne demek diyebilirsiniz. Şöyle ki; Bu pilav Mardin yöresine aittir. Bilindiği gibi Mardin halkı genelde Arapça konuşur. Yöre yemeklerimizin mutlaka arapça isimleri de vardır.

Size birkaç örnek vermek istiyorum tarifime geçmeden önce ;

Kızartılmış İçli Köfte : Irok



Lahmacun : Şemburek


Kaburga Dolması : Kabırgaye




Mumbar : Şirden

İşkembe Dolması : Kibe


Aslında şu anda aklıma gelmeyen daha birçok yemek ismi var. Daha sonra aklıma geldikçe saymaya devam ederim arkadaşlar.


Gelelim asıl tarifimize; hem kolay hem de değişik bir tat. Ayrıca size bir sır da vereyim. Pilavı genelde tutturamam diyen hanımlar bu sırrıma bayılacak.

Bu pilavı tutturmak çok kolay. Yani suyunu ayarlayamama derdi yok gibi birşey. Kolay kolay lapa olmaz. Çünkü bulgur, pirince göre daha fazla su kaldırır. Şehriye de fazla suyu çekerek pilavın kıvamını dengeler. Ayrıca pişerken rahat rahat karıştırabilirsiniz ve suyu az gelirse su katabilirsiniz. Nasıl? Hoşunuza gitti di mi :))))


Malzemeler

- 1 kase pilavlık bulgur

- 1 kase tel şehriye

- Yarım çay bardağından biraz eksik sıvıyağ

- Yarım yemek kaşığı margarin veya tereyağı

- 4 kase su (soğuk da kullanılabilir) Ayrıca su yerine tavuk veya et suyu da katabilirsiniz.

- Tuz


Yapılışı

- Sıvıyağ ve margarini tencerede kızdırın. Şehriyeyi ekleyip sürekli karıştırararak eşit şekilde koyu renk almasını sağlayın. Süzgeçte yıkadığınız bulguru ekleyip bir iki kez çevirin. Hemen suyunu ekleyin. (Suyu mutlaka üzerini en az 2 parmak geçecek kadar olacak). Son olarak tuzunu da ekleyin. Kaynadıktan sonra kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin.


Not: Artan pilavınız olursa ertesi gün üzerine yoğurt döküp karıştırarak soğuk da tüketebilirsiniz. Çok güzel oluyor tavsiye ederim. Biz Mardin'de genelde öyle yapardık :))


Afiyet bal şeker olsun...

06 Haziran 2009 Cumartesi

Taze Kekik Yatağında Zeytin


Taze kekiğin tam zamanı. Ben her sene pazarlarda taze kekik bulana kadar göbeğim çatlardı. Ama yoğun çabalarım sayesinde bizim pazarda artık hemen hemen her tezgahta bulabiliyorum. Nasıl mı başardım? Geçen sene pazarda dolaşıp taze kekik ararken, pazarda sohbet etme imkanı bulduğum bütün müşterilere bu tarifimi verdim. E tabii ki bu müşteriler de pazarcılara benim gibi taze kekik sormaya başlayınca, hemen hemen bütün pazarcılar tezgahlarında bulundurmaya başladı :))

Tarif çok basit ama inanın yapıp yediğinizde siz de pazara koşup demet demet taze kekik alacaksınız :))


Malzemeler;

- 1 demet taze kekik

- Yarım limon

- 1 kase siyah zeytin

- zeytinyağı

- pul biberi (arzuya göre)


Yapılışı;

- Taze kekikleri yıkayın. Yapraklarını koparın. Kopardığınız yaprakları kahvaltılık kabınıza koyun. (Bütün demet çok gelebilir. Kabınızın dibini kaplayacak kadar koymanız yeterli.

- Yıkadığınız siyah zeytinleri kekiklerin üzerine serpin. Pul biberi üzerine serpin. Son olarak yarım limonu üzerine sıkıp zeytinyağı gezdirin. Artık yemeğe hazır.


Afiyet bal şeker olsun...


Not: Yerken zeytinle birlikte kekik yapraklarını da birlikte yemenizi tavsiye ederim. Kahvaltıda lavaş ekmeğiyle yemek çok daha güzel oluyor :)) Ayrıca bir gün beklettiğinizde kekiğin kokusu tamamen zeytine geçiyor. Artık dayanıp bekletebilirseniz tabii :))

10 Şubat 2009 Salı

Annemin Pohçası (Kıymalı)


Annem bu pohçayı hep yapar. Hele hele küçükken bir yolculuğa çıkacağımız zaman hazırlanan yollukların arasında mutlaka bu güzel pohça da yer alırdı. Otobüsle yaptığımız uzun yolculuklarda, verilen her molada mis gibi kokan pohçaları yemek çok eğlenceli olurdu.

Of yaaa!!! Eski günleri özledim valla. Şimdi artık yolculuklar çok kısa sürüyor. Uçakla hemen hemen yurdumuzun her köşesine gidebiliyoruz artık. Tabii ki çok büyük rahatlık oluyor bizlere. Ama yine de o eski yolculukları özlüyorum :))

Bu pohça, bildiğimiz pastane pohçalarından daha farklı bir tada sahip. Hamuru hafif kıtır oluyor. İster peynirli, ister kıymalı veya dilediğiniz başka bir iç malzeme kullanabileceğiniz bir tarif. Mutlaka deneyin. Eminim çok beğeneceksiniz.

Hadi pohça yapalım :))



Malzemeler;
Hamuru için;
- 1 paket margarin (250 gr)
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 yumurta akı (sarışı daha sonra pohçanın üzerine sürülecek)
- 1 kabartma tozu
- 1 çay kaşığı sirke
- 1 tutam tuz (1,5 çay kaşığı kadar)
- Un
İç Malzemesi İçin;
- 1 orta boy kuru soğan
- 200 gr orta yağlı kıyma
- Yarım su bardağı kadar doğranmış maydanoz
- 1 tutam tuz
- karabiber
- 2 yemek kaşığı sıvıyağ
Hazırlanışı;
- Soğanı ince ince kıyın. Tavaya sıvıyağı koyun. Soğanı çok hafif kavurun. Hemen kıymayı ekleyerek kavurmaya devam edin. Tuzu ve karabiberi ekleyin. Kıyma hafif piştikten sonra altını kapatarak, ince doğradığınız maydanozu ekleyin ve karıştırın. İçi kullanabilmeniz için soğuması lazım.
- Hamur yapmak için öncelikle margarininizi eritin.(Sadece eriyecek, ılık haldeyken kullanılacak.) Hamur kabına margarini, yoğurdu, kabartma tozunu, yumurta akını, tuzu ve sirkeyi koyarak karıştırınız. Yavaş yavaş un ekleyerek, yumuşak bir hamur elde ediniz. (Ekmek hamuru gibi yumuşak olsun)
- Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler koparın. Elinizle yuvarlak bir şekilde açarak ortasına kıymalı içten koyup, iki kenarından ortasında birleştirerek resimdeki gibi kapatın. Somun ekmek şeklinde olacak :)) (Siz ne kadar sıkı sıkı kapatsanız da, pişerken resimdeki gibi hafif açılıyor. Hamur bitene kadar işleme devam edin. Tepsiye yerleştirirken aralarında bir parmak kalınlığında boşluklar bırakmaya dikkat edin. Pişerken kabardığı için birbirlerine yapışmalarını engellemiş olursunuz.
- Fırına vermeden önce üzerlerine yumurta sarısı sürün. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.
Afiyet bal şeker olsun....

07 Aralık 2008 Pazar

Küçük Pizzalar ve Kurban Bayramı Arefesi


Öncelikle herkesin mübarek Kurban Bayramını kutluyorum. Dilerim sevdiklerinizle nice mutlu, huzurlu, sağlıklı, umutlu bayramlar geçirirsiniz.
Bu pizzaları bayram hazırlığı kargaşasında yaptım. Aslında Pufidik Pohça yapacaktım. Hamuru zaten bu pohçanın hamurundan. Ama biraz daha renkli bişeyler hazırlamak istedim. Bu yüzden pastanelerden sabahları alıp çok severek yediğim pizzalardan yapmak istedim. Bu pizza hamurunu normal pizza yapımında da kullanabilirsiniz.
Gelelim pizza yapımına ;
Hamurunu yapmak için lütfen buraya tıklayın

Üzeri için Kullanılacak Malzemeler;

- 200 gr peynir
- 1 yumurta
- 3 adet domates
- 3-4 adet çarliston biber
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- Kekik
- Karabiber

Yapılışı ;
- Hamurunuzu Pufidik Pohça hamuru gibi hazırlayın.
- Domatesleri soyup, etli kısımlarını yarım ay şeklinde kesin. (Sulu kısımlarını kullanmayın, pizzalar sulanır)
- Biberleri resimdeki gibi uzun uzun kesin
- Peynirin içine 1 yumurta kırıp karıştırın.
- Domates salçasını bir kasede 2-3 yemek kaşığı su, karabiber ve kekikle karıştırın.
- Hamurdan mandalina büyüklüğünde bezeler koparın. Bu bezeleri elinizle yuvarlak biçimde iyice açın.
- Hamuru tepsiye yerleştirin. Üzerine domates sosundan sürün. Daha sonra yumurtalı peynir karışımından yaklaşık 1 tatlı kaşığı alarak her tarafına yayın. Son olarak üzerine domates ve biber koyun. Hamurun kenarlarını hafifçe içe doğru kıvırın. Kıvırdığınız kenarlara yumurta sarısı sürün. Bu işlemi hamur bitene kadar uygulayın. 250 derecede ısıttığınız fırında kenarları kızarana kadar pişirin.




Not: Bu hamurla dilerseniz aşağıdaki resimde olduğu gibi pide şekli vererek aynı malzemeyle değişik bir sunum da yapabilirsiniz.




Afiyet bal şeker olsun....

13 Kasım 2008 Perşembe

Kek (Cevizli)



Dün bana bir üniversite öğrencisinden yorum geldi. Yorum aynen şöyleydi;

"merhaba, ben sakaryada üniversite öğrencisiyim. 4 erkek arkadaş evde kalıyoruz ve haliyle yemek sorunumz var :)sizin vermiş olduğunuz yöntemlerle yemeğimi yaptım ancak başka kaynaklardanda araştırmak zorunda kaldım çünkü tarifiniz sadece malzeme üzerine ve yapılış ayrıntılı anlatılmamış. ev hanımları için yeterli bi yazı olabilir ama bana biraz yetersiz geldi ve bu yüzden başka yerlerdende araştırmak zorunda kaldım. doğruyu söylemek gerekirse ilk tecrübem olmasına karşın yemek gerçekten çok lezzetli oldu. arkadaşlarım bir daha yapmam için ısrarcı oldılar :) sanırım başıma bela aldım :) güzel paylaşımınız için çok teşekkür ederim. sizi takip edicem.."

Okuduktan sonra şunu farkettim arkadaşlar. Biz yemeklerimizi tarif ederken, sanki sadece ev hanımları okuyormuş gibi tarif ediyoruz sanırım. Herkesin yemek yapmayı bildiğini düşünüyoruz. Ve birbirimize yorum yazarken de hiç eleştirmiyoruz. Yani bizim bloglarımızı ziyaret eden çok değişik mesleklerden, yaşlardan v.s. insanlar var.

Ben aslında tariflerimin çok ayrıntılı olduğunu düşünüyorum. Ama düşünsenize, bu bile yetmiyormuş. Yani hayatında ilk defa mutfağa giren birine "sebzeleri jülyen doğrayın" dediğiniz zaman bunu anlamaz. Jülyen ne demektir, neden bu şekilde doğranır, nasıl pişirilir, yağı nasıl ayarlanır v.s......... bunları ayrıntılı anlatmamız lazım diye düşünüyorum.

Yani anlayacağınız bundan sonra ben çok daha ayrıntılı tarif etmeye çalışacağım. Ki beni ziyaret eden herkes anlasın ve yapabilsin. Bu konuda beni uyaran SERKAN'a teşekkür ediyorum.

Gelelim kek tarifimize;
Kek yapmak çok kolay zannedilse de, çok fazla püf noktası olan, küçücük bir hatanın bile bütün malzemeleri ziyan edebileceği bir tatlıdır.

Bu yüzdendir ki, ilk defa kek yapan birinin bu püf noktalarını harfiyen uygulaması gerekir :)) Sonuç yine de hüsransa, o kişi lütfen bir daha mutfağa girmesin :)) Şaka şaka :)) Bıkmadan usanmadan tekrar tekrar deneyin. Çünkü denedikçe eksiklerinizi farkeder, bir dahakine de onları tamamlarsınız.

Ben kek ile ilgili bildiğim püf noktalarını her zaman yaptığım gibi tarif esnasında (*) işaretiyle anlatacağım size.

Şimdi yapacağımız kek sade olup, yapımı oldukça basit, yemesi oldukça zevklidir :)) Bu tarifle yaptığım kek her zaman çok güzel kabarmıştır. Şiddetle tavsiye ederim.

Hadi hanımlar ve beyler, buyrun kek yapmaya :))

Malzemeler;

- 3 yumurta *Oda sıcaklığında bekletilmiş olacak.

- 1 su bardağı toz şeker

- 1 su bardağı yoğurt

- Yarım su bardağından biraz fazla sıvıyağ

- Un (*miktarını yapılışını tarif ettiğimde kendiniz belirleyeceksiniz)

- 1 paket vanilya

- 1 paket kabartma tozu

- 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz içi. (Arzuya göre)

Not: Verilen ölçü miktarlarında kullanılan su bardağı bütün malzemeler için aynı ebatta olmalıdır. Yani yoğurdu küçük bir su bardağı ile ölçüp, toz şekeri büyük bir su bardağı ile ölçmeyin.

Yapılışı ;


- Öncelikle fırınınızı 200 dereceye ayarlayıp ısınmasını sağlayın.

- Oda sıcaklığında beklettiğiniz yumurtaları çırpma kabına kırın. Üzerine 1 su bardağı toz şeker ilave edip mikserle en hızlı derecede çırpın. *(Karışım köpük köpük olana kadar) Eğer mikseriniz yoksa aynı işlemi çatalla da yapabilirsiniz.

- Bu karışıma yoğurdu ve sıvıyağı da ilave edip tekrar çırpın. Artık mikserle işiniz bitti. Kaldırabilirsiniz. Çünkü kalan malzemeleri tahta kaşıkla yavaş yavaş çırpacağız.

- Şimdi karışımın içine üzerini ince bir tabaka oluşturacak kadar un dökün. Vanilya ve kabartma tozunuzu unun üzerine serpiştirin. Sonra biraz daha un dökerek tahta kaşıkla karıştırmaya başlayın.

Kıvamını nasıl anlayacaksınız?

- Hazırladığınız karışımdan bir kaşık alıp içine geri dökün. Eğer karışım akışkan ise daha un eklemeniz gerekiyor demektir. Eğer kaşıktan parça parça ayrılıyorsa olmuş demektir. Yani ne çok sıvı, ne de çok katı olacak.

- Kıvamı tutturduysanız son olarak ceviz içini döküp, kaşıkla karıştırın.

- Şimdi sıra geldi fırın tepsimizi yağlamayaaa :) Şimdi size çok önemli bir püf noktası söyleyeceğim.

* Keki pişireceğiniz kabın kenarlarını asla yağlamayın!!! Çünkü kek pişerken, o kabın duvarlarına tutunarak kabarır.*

- Yağladığınız tepsiye kek karışımınızı dökün. Kaşıkla üzerini düzeltin. Sonra tepsiyi veya kabı elinize alarak her tarafa eşit yayılması için elinizde sallayın.

- Ortalama 200 derece sıcaklıktaki fırında pişirin. *Fırını özellikle ilk 15 dk. içinde hiç açmayın. Yoksa kekiniz istediğiniz gibi kabarmaz.

-*Fırınınızın düz bir zeminde olmasına dikkat edin. Aksi taktirde kek karışımı kayarak, her tarafı farklı miktarlarda kababır. Bu da hoş bir görüntü oluşturmaz.

-*Kekin pişip pişmediğini kürdan batırarak anlayabilirsiniz. Eğer kürdanı geri çıkardığınızda hamura bulaşmamışsa, kekiniz pişmiş demektir.
Afiyet bal şeker olsun...

12 Kasım 2008 Çarşamba

Kırma Börek


Eskişehir yöresine ait bir börektir. Kıymalısı, peynirlisi, patateslisi yapılır. Aslında malzemede sınırlama yok. Kim ne isterse içine onu koyabilir. Yapımı çok kolay, yemesi çok zevklidir.

Misafir aniden çıkıp geldi mi? Hiç dert değil. Evde peyniriniz ve 3 yufkanız varsa bu böreği rahatlıkla yapabilirsiniz. Tabii yoğurt ve yumurta da lazım ama bunlar zaten her zaman evde bulunan malzemeler değil mi zaten :))

Hadi Kırma Börek yapalım...

Malzemeler
- 3 adet hazır yufka (Dikdörtgen küçük boy fırın tepsisi için) Tepsiniz büyükse 5 yufka da kullanabilirsiniz.
- 300 gr böreklik peynir veya lor. (ben genelde her zaman peynir aldığım yerden kırık peynir satın alıyorum. Daha lezzetli oluyor.)
- 1 yumurta
- 1 çorba kasesi yoğurt
- 1 çay bardağı susam
- 2 tatlı kaşığı çörekotu
- tuz
- Yufkaları ve fırın tepsisini yağlayacağınız miktarda sıvıyağ



Hazırlanışı

- Yufkanızı tezgahın üzerine açıp, az miktarda sıvıyağla her tarafını yağlayın. Ufaladığınız peynirden yufkanın üzerine serpiştirin. (Toplam peyniriniz toplam yufkalarınıza yetecek kadar serpiştirin. Göz kararı yufkaların miktarına göre bölüp kullanırsanız sorun yaşamazsınız)
- Peynir serpiştirdiğiniz yufkanızı her iki ucundan büzerek iki kenarını birbirine yaklaştırın. Peynirler dışarda kalacak. (Resimdeki gibi) Yufkanızı ortadan ikiye bölerek, yağladığınız dikdörtgen fırın tepsisine enlemesine yanyana koyun. (Tepsi resmine bakın)


- Bu işlemi bütün yufkalara uygulayın. Tepsideki şekli, aynı resimdeki gibi olacak.
- Eğer yuvarlak fırın tepsisi kullanıyorsanız, yufkayı büzdükten sonra kesmeyip, bir ucundan başlayarak yuvarlak şekil verin. Diğer yufkaları da devamında kullanarak tepsiyi doldurun. Burada amaç, iç malzemenin üstünün kapanmamasıdır.
- Artık fırınınızı 200 dereceye ayarlayıp ısıtabilirsiniz. Eğer ayarı olmayan, örneğin davul fırın kullanıyorsanız, her zaman pişirdiğiniz yöntemle çok rahat yapabilirsiniz. Derecesi o kadar da önemli değil.
- 1 çorba kasesi yoğurdun üzerine 1 yumurta kırın. Az miktarda tuz ekleyip iyice çırpın. (Eğer peyniriniz çok tuzluysa, bu karışıma tuz koymasanız da olur)

- Bu karışımı bir yemek kaşığı yardımıyla böreğin üzerine dökerek sürün. Her tarafının eşit miktarda olmasına özen gösterin.

- Son olarak susamı ve çörekotunu böreğin üzerine serpip fırına verin.

- Üzeri nar gibi kızarınca böreğiniz olmuş demektir. Artık keserek servis yapabilirsiniz.

Not: Ben bu böreği biraz soğuduğunda daha çok seviyorum. Sanki tadı daha bir oturuyormuş gibi geliyor bana. Size de öyle yemenizi tavsiye ederim.

Afiyet bal şeker olsun...

08 Kasım 2008 Cumartesi

İçli Köfte - Videolu Anlatım (Haşlamalı-Mardin Usulu)



İçli köfte yapmak zahmetli bir iş olsa da, yemesinden alınan haz ve beğenilerini sunanların ifadeleri düşünülünce gerçekten bu zahmete değer :))


Mardin'de içli köfte nin iki çeşidi yapılır. Haşlamalı ve kızartmalı. Ben haşlamalı içli köfteyi daha çok seviyorum. Çünkü daha az kalorili, daha hafif bir yemek. Ayrıca yoğurması ve açması da daha kolay laf aramızda :))


Her yörede farklı farklı tarifleri vardır içli köftenin. Ben internetten araştırıp size başka alternatif yöntemler sunmak için tarifin en sonuna bazı linkler koydum. Bu linklerde değişik içli köfte tariflerini bulabilirsiniz.


Şimdi gelelim Mardin usulü içli köfte yapmaya. Size bazı ipuçlarını da tarif esnasında (*) işaretiyle vereceğim.


Haydi kolay gelsin hanımlar ve beyler :))


MALZEMELER

Hamuru için;


- 3 su bardağı ince yarma bulgur (*özellikle yarma bulguru kullanmanız gerekiyor. Maalesef her yerde bulmak mümkün değil. Ben İstanbul Bahçelievler Yayla'da EVKUR'un karşı aralığındaki NUR GIDA'dan alıyorum. Size daha sonra telefon numarası ve açık adresini vermeye çalışırım.)


- 1 su bardağından biraz daha az köftelik bulgur.


- Yarım çay bardağı kadar dövülmüş kişniş (*Kişnişi mutlaka kullanın. Hamuruna tat veren tek baharattır)


- Tuz (* Tuzu az olursa hamur haşlanırken dağılabilir. Bu yüzden yoğururken mutlaka tuzunu kontrol edin)


İçi İçin;


- 6 adet orta boy soğan


- 350 gr kadar kıyma (orta yağlı)


- 1 demet maydanoz (ince kıyılmış)


- Yarım paket margarin veya 125 gr tereyağı


- Karabiber, pul biberi, yenibahar, tuz (*baharat konusunda cimri davranmayın. Pul biber hariç diğer baharatları bol bol kullanın. Pul biberi yiyebileceğiniz acı oranına göre kullanın)


Sosu için;


- 2 yemek kaşığı margarin veya tereyağı


- Kırmızı toz biber


Yanına ;


- Yoğurt


İçin hazırlanışı;


- Öncelikle soğanları soyup mutfak robotundan geçirin. (*incecik olacak.) Soğanın suyunu süzerek genişçe bir tavada erittiğiniz margarinin üzerine ekleyin. Soğanlar suyunu çekip pembeleşene kadar pişirin.


- Soğanlar pembeleştikten sonra kıymasını ilave edin. (*Kıymayı çok iyi ezin ki topaklanmasın) Kıymayı da soğanlarla birlikte kavururken, baharatlarını ve tuzunu ekleyin. İyice piştiğinden emin olduktan sonra altını kapatın. Hafif soğuduktan sonra maydanozunu ilave edip karıştırın.


Hamurunun Hazırlanışı ;


- Yarma bulgur ve köftelik bulguru yoğurma kabında kişniş ve tuzla iyice karıştırın. Üzerine ıslanacak kadar su ekleyip bulgurun şişmesi için yarım saat kadar bekletin.


- Şişen bulguru çiğköfte yoğurur gibi avucunuzun içinde ovalayarak yoğurmaya başlayın. Yoğururken yanınızda geniş bir kapta bol su bulundurun. Bu kaptan avucunuza su alarak yavaş yavaş hamura yedirerek yoğurun. Hamurun ne kadar su alacağını tam olarak yazamıyorum. Çünkü bu kullandığınız bulgurun cinsine göre değişiyor. Hamurun hazır olduğunu nasıl anlayacaksınız?

1- Hamur sakız gibi yapışkan bir hal alacak.

2- Tadına baktığınızda dişlerinizin arasında gıcırdamayacak.


- Siz köfteleri yaparken hamurunuz devamlı kuruyacaktır. Ben genelde hamuru 4 eşit parçaya bölüyorum. Bu parçalardan bir tanesini cevizden biraz daha büyük bezelere ayırıyorum. Onları bitirdikten sonra diğer hamur parçasını elimi ıslatarak tekrar yoğuruyorum. Sonra onu da bezelere ayırıp kullanıyorum. Dedim ya, bu hamur suyu çok sever diye :))


- Köftenin nasıl açılacağını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Ama yine de bir aksilik olur da videoyu açamazsınız diye kısaca anlatayım size ;


- Elinize bir bezeyi alın. Elinizi hafifçe ıslatın. Bezeyi elinizde yuvarlayın. Beze sol avucunuzdayken sağ elinizin işaret parmağını orta parmağınızın üzerine koyarak bezeyi bu şekilde ortasından delin. Parmağınızla hafifçe yanlardan basrırarak bezeye fincan şekli verin. Hamuru ince açmaya özen gösterin. Zira bizim oralarda ince açılmış içli köfte makbuldür.


- Fincan şeklini aldıktan sonra iç malzemeden fincanı yarısından biraz daha fazla dolduracak kadar koyun. Parmaklarınızı hafifçe ıslatarak fincanın kenarlarını birbirine yapıştırın.
video


- * Hazırladığınız köfteyi mutfakta kullandığınız bir bezin üzerine koyun. Bezin üzerinde dinlendirilen köfteler pişerken dağılmaz. Bu işlemi bezeler bitene kadar tekrarlayın.


Pişirme işlemi;


- Büyük bir tencerede suyu kaynatın. Tuz ilave edin. (Tencereniz ne kadar büyük olursa, köftelerin dağılma ihtimali o kadar az olur.


- Su kaynadıktan sonra 15 adet köfteyi teker teker nazikçe suyun içine bırakın. Büyük bir kevgirle köftelere değmeden yanlardan hafifçe bir kere suyu karıştırın. Yine kevgirle su yüzüne çıkmış köfteleri arada bir suya bastırın.


- 10-12 dakika sonra köfteleriniz pişmiş olacaktır. Kevgir yardımıyla köfteleri sudan alarak genişçe bir kaba alın.


Pişirme işleminizi tamamladıktan sonra üzeri için küçük bir tavada tereyağını eritip kırmızı toz biber ekleyin.


Bu sosu pişmiş köftelerin üzerine gezdirin. Arzuya göre yanına yoğurt da koyarak sıcak sıcak servis yapın.


Afiyet bal şeker olsun...

Videolu İçli köfte tarifi bulabileceğiniz bazı linkler aşağıdadır;

Adana usulü içli köfte

Farklı bir tarifle içli köfte


















22 Ekim 2008 Çarşamba

Annem İyileşti :))

Sevgili Arkadaşlarım,
Nihayet annem sağlığına kavuştu. Size geç haber verebiliyorum. Malum, bir dolu misafir ağırladım son günlerde. Bilgisayarın başına oturup da iki kelime yazamayacak kadar yoğundum.
Annem için İstanbul'da ne gerekiyorsa herşey yapıldı. Önce Allah, sonra da Prof.Dr. Oktay Sancaktar sayesinde annem sağlığına kavuştu. Oktay hocama hepinizin huzurunda tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Kendisi gerçekten hem mükemmel bir insan, hem de mükemmel bir hekimdir.
Daha önce size konuyla ilgili medyayı aradığımı söylemiştim. Beni birkaç gazete ve televizyondan arayıp bilgi almışlardı. Ama bilin bakalım ne oldu? Hiçbirşey!!! Sonradan bana dönen bir Allah'ın kulu olmadı maalesef.
Ülkemizde sağlığa verilen değer bu kadar işte!!! Çok üzgünüm. Keşke biraz olsun orda perişanlık çeken hastalara yardımcı olabilseydim. Ama olmadı işte. Aramadılar!!!
Yine de bu işin peşini bırakmayı düşünmüyorum. Mutlaka sesimi duyurmanın bir yolunu bulacağım. Bu konuda sizlerden de öneriler bekliyorum arkadaşlar. Lütfen bana yazın. Bugün benim başıma gelen, yarın hepimizin başına gelebilir. Hiçbirimizin bir garantisi yok ki.
Sizlere gösterdiğiniz ilgiden dolayı çoooooook ama çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle...
Selin

07 Ekim 2008 Salı

SAĞLIK SKANDALI




Sevgili Arkadaşlarım,
Bildiğiniz gibi ben İstanbul'da yaşıyorum. Annem ve babam Mardin'de yaşıyorlar. 3 gün önce annemi göğsündeki şiddetli ağrı şikayetiyle Acilen Mardin Devlet Hastanesi'ne götürmüşler. Orada EKG'si çekilmiş. Ama doktorlar sıkıntısının sadece üzüntüden kaynaklandığını söyleyip, ağrı kesici bir iğne yaparak eve göndermişler.

Şikayetleri devam ediyordu 3 gündür. Ben daha önce annem ve babamı muayene ettirdiğim İstanbul'daki doktoru aradım. Hemen buraya gelmelerini istedi. Uçak biletlerini ayarladım gelmeleri için. Çarşamba akşamı binip geleceklerdi. Ama maalesef annem dün gece kalp krizi geçirmiş!!! Meğer 3 gündür aralıklarla evde kalp krizi geçiriyormuş!!!

Mardin devlet hastanesinde müdahale edememişler ve Diyarbakır'a göndermişler. Diyarbakır Devlet Hastanesi de yerimiz yok diyerek Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesine göndermiş.

Size asıl bombayı daha söylemedim; Şimdi lütfen dikkatli okuyun!!! KOSKOCA DİYARBAKIR DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNDE ANJİYOGRAFİ CİHAZI ARIZALANDIĞINDAN ŞU AN MÜDAHALE EDEMİYORLAR!!! Hatta ilk başta bize cihaz yok dendi. Daha sonra benim çabalarımla birkaç gazete muhabirini devreye soktum. Oranın başhekimiyle görüşmüşler. Cihazın arızalı olduğunu o zaman öğrendik.

Bu yüzden ordaki doktorların da eli kolu bağlı. Annemle babam uçakla çarşamba gecesi İstanbul'a gelecekler. Uçakta da bir kriz geçirmeyeceği ne malum? Onu da bilemiyoruz. Çünkü doktorlar ANJİOGRAFİ cihazı arızalı olduğu için olayın aciliyetini bilemiyorlar. Yani annem uçağa ALLAHA EMANET biniyor. Perşembe günü de burada ben bütün tetkiklerini yaptıracağım.

Şimdi size soruyorum arkadaşlar;

Benim annemle babamı İstanbul'a getirtecek gücüm var. Bu yüzden onlar şanslı. Peki ya imkanı olmayan hastalar ne yapsın? Ölsünler mi orda? Koooooskoca Sağlık Bakanlığımızın oraya bir Anjiografi cihazı alacak parası yok mu?
Hadi onu da geçtim. Mardin Devlet Hastanesinde yaşananlara ne demeli? Orda zaten Anjiografi cihazı yok. Mardin'de tek bir Kardiyoloji uzmanı görev yapıyor, o da şu an 1 hafta izinli. Mardin'de kalp krizi geçiren biri yaklaşık 1 saatlik arası olan Diyarbakır'a gitmek zorunda. Diyarbakır Devlet hastanesinde de hasta yoğunluğu çok olduğu için sizi ACİL kapısından geri çeviriyorlar. Yani kriz geçiren hastanın RUHUNA EL FATİHA!!! Gidin de ordaki hastaların, hasta yakınlarının halini görün. İçler acısı.
Diyarbakır - Mardin hattında yaşanan bu olay sadece bir örnek. Eminim daha nice hastaneler var doktoru olmayan, cihazları olmayan.
Ben bu konuyu hemen hemen bütün yayın organlarına ilettim. Umarım ilgilenirler de en azından Sağlık Bakanlığı'ndan sesimizi duyan birileri olur da bu kadar insanın mağduriyetini bir nebze olsun gideririz.

HİÇ AMA HİÇ UMUDUM YOK ...

10 Eylül 2008 Çarşamba

İkliçe (IKLİÇE) Mardin Çöreği

Sevgili Arkadaşlarım,
Bana yorumla gelen bir istek üzerine Mardin'e has bir lezzet olan İkliçe (Mardin Çöreği)'nin tarifini yazıyorum sizlere.
Mardin kozmopolit bir şehirdir. Türk'ü, Süryani'si, Arap'ı, Kürt'ü, Mhallemi'si ve daha birçok topluluğun kardeşçe yaşadığı bir şehir düşünün.
Öyle kardeşçe duygularla yaşarlar ki, Mardin'de Cami ve Kiliselerin yanyana yer almasından zaten bunu açıkça anlayabilirsiniz. Kimse kimseye dininden, dilinden, ırkından dolayı saygısızlık etmez. Kardeşçe yaşar giderler.
Yemek kültürümüz de farklı toplulukların bir araya gelmesinden nasibini almış, birbirinden çok etkilenmiş, tabiri caizse birbirine girmiştir.
Şöyle ki; örneğin size tarifini yazacağım IKLİÇE, hem süryanilerin hem de diğer toplulukların vazgeçemediği bir tattır. Süryanilerde bayramlarda pişirilip "Bayram Çöreği" adını alırken, Müslümanlarda mevlütlerde pişirilip "mevlüt çöreği" adını alır. Ama yapılış nedeni ne olursa olsun, severek yenilen, muhteşem bir tadı olan bir çörektir.
Ben Arap kökenliyim arkadaşlar. Bizde bu çörek Mevlütlerde pişirilip dağıtılır. Bana hep bir yakınımı kaybetmenin acısını çağrıştırdığından, şimdiye kadar tarifini sizlerle paylaşmamıştım. Ama madem ki benim Yöresel yemeklerimi yayınladığım bir bloğum var, IKLİÇE'yi de anlatmam gerekiyordu. IKLİÇE eğer mevlüt için yapılacaksa, tenekelerce yağ, çuvallarca şeker ve un kullanılarak yapıldığı için; Mardin'de genelde mahalle fırınlarında pişirilir. Bütün malzemeler alınır, fırına gönderilir. Mevlüt günü hoca duaları ettikten sonra herkese birer adet (ramazan pidesi büyüklüğündedir) dağıtılır.

Maalesef şu anda resmini yayınlayamıyacağım. Ama yine de merak edip bakmak isterseniz resmini burada bulabilirsiniz. İlerde bir resmini çekersem ben de yayınlayacağım.

Not: Tarif Mutfak Özlemi bloğundan alıntıdır.

MALZEMELER
1 su bardağı süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağından 2 parmak eksik sıvı yağ
1 yumurta sarısı (üzeri için)
1 tatlı kaşığı dolusu tarçın
1 çay kaşığı dolusu yeni bahar (arttırabilirsiniz)
2-3 adet karanfil iyice dönülmüş (ben kullanmadım unuttum :)
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
üzerine susam

Öncelikle süt ve şekeri birbirine iyice yedirin.Daha sonra sıvıyağ,tarçın,yenibahar, karanfili ekleyip karıştırın.Unu ve kabartma tozunu ekleyip ne çok yumuşak nede çok sert bir hamur elde edin.Daha sonra dilediğiniz şekilleri verip yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizip yumurta sarısını sürüp susam serpip 180 derecedeki önceden ısıtılmış fırında pişirin..

Afiyet bal şeker olsun...

08 Eylül 2008 Pazartesi

Etli Yaprak Sarma



Ben sarmayı çok severim. Etli veya zeytinyağlı olsun hiç farketmez. Yeter ki sarma olsun :)) Daha önce zeytinyağlı sarmanın tarifini vermiştim. Şimdi de etli sarma yapalım.

Malzemeler;

- 500 gr asma yaprağı
- 200 gr. kıyma
- 2 su bardağı pirinç
- 1 adet büyük boy kuru soğan
- 2 adet çarliston biber
- 4 adet domates
- yarım demet maydanoz
- yarım yemek kaşığı domates salçası
- yarım limonun suyu
- yarım çay bardağı sıvıyağ
- tuz, karabiber , pul biberi


Yapılışı;

Domatesleri ve soğanı geniş bir kabın içine rendeleyin. Biberleri küçük küçük içine doğrayın. Maydanozu ince ince kıyarak ekleyin. Pirinci yıkayıp ekleyin. Kıyma, domates salçası, limon suyu, sıvıyağ, tuz ve baharatları da ekleyerek iyice karıştırın.
- Yaprakları bir süre suda beklettikten sonra iç malzemeden her bir yaprağa yaklaşık bir tatlı kaşığı kadar koyup yaprakları sarın. Tencereye sıralayın. Yaklaşık 4 bardak kaynar suyu tencerenin kenarından (ortasından boşaltırsanız sarmalar dağılabilir) ekleyin. Üzerine tencerenin çapına uygun bir tabağı ters kapatın. Onun da üzerine pişerken dağılmaması için bir ağırlık koyun. (Ben genelde su dolu kavanoz kullanıyorum ama bunun için özel tasarlanmış ağırlıklar da var) 15 dakika kaynadıktan sonra üzerinden ağırlığı ve tabağı kaldırıp altını kısın. Yapraklar ve iç yumuşadığında yemeğiniz servise hazırdır.

Not: Ben değişik bir sunum yapmak istedim. Yaprağın üzerindeki beyazlar kaşar peyniridir. Yoğurtla da aynı sunumu yapabilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun...

02 Eylül 2008 Salı

Kabın (Çerkez Mantısı)



Herkese Selam,
Bugün size değişik bir tarif vermek istedim. Çerkezlerin en çok sevdiği, ben de yedikten sonra onlara bu konuda hak verdiğim yemek olan Çerkez Mantısını anlatacağım. Ama öncelikle bu yemeğin birçok yerde çok farklı versiyonu olduğunu söylemek isterim.

Hatta yapılış tarzına göre farklı isimler bile alıyor. Ama benim tanıdığım Çerkezler bu yemeğe KABIN diyorlar. İnternetten yaptığım araştırmalarda bu isme pek fazla rastlamadım. "Pshalive" adıyla daha çok anılıyor. Dedim ya, her yerde farklı ismi var diye. Ama lezzeti mükemmel. Daha çok papatesli iç kullanılıyor ama kıymalısını da yaparlar. Ben kıymalı yaptım. Biraz zahmetli olabilir ama yerken aldığınız haz inanın buna değecektir.

MALZEMELER

Hamuru İçin;

- 2 su bardağı un
- 1 yumurta
- Tuz ve su
İçi İçin;
-200 gr kıyma
- 1 orta boy kuru soğan
- karabiber
- tuz
- pul biberi (arzuya göre)

Sosu için;
- Tereyağ
- nane
- kırmızı toz biber

Yapılışı;
- 2 su bardağı unu eleyin. Ortasını açıp bir yumurta kırın. Tuz ekleyin. Üzerine azar azar ılık denecek derecede olan su ekleyip yoğurmaya başlayın. Biraz sert ve pürüzsüz bir hamur elde edene kadar iyice yoğurun. İki bezeye ayırıp biraz dinlendirin.
- Hamur dinlenirken içini hazırlamaya başlayalım. 200 gr kadar kıymaya bir orta boy soğanı rendeleyin. Tuz, karabiber ve pulbiberi ekleyip iyice yoğurun.


- Hamur bezesini açın. (Yaklaşık olarak Davul fırın tepsisi büyüklüğünde oluyor). Çay bardağı veya kahve fincanının ağzıyla bu yufkadan yuvarlaklar kesin. Hazırlanan bu yuvarlakların ortasına fındık büyüklüğünde iç harcından koyarak bir sağdan bir soldan katlayarak resimdeki şekli verin. Bu işlemi hamur bitene kadar uygulayın. (Yufkalardan artan parçaları dilerseniz tekrar yoğurup bir yufka daha elde edin, dilerseniz erişte şeklinde kesip kurutun. Kurutursanız onları buzluğa atarak daha sonra herhangi bir çorbaya ekleyip değerlendirebilirsiniz.)














- Büyükçe bir tencereyi yarısından fazla suyla doldurup suyu kaynatın. İçine az miktarda sıvıyağ ekleyin. Tuz da koyduktan sonra kabınleri birbirlerine yapışmamaları için teker teker suya atın. Haşlanırken sakın karıştırmayın dağılabilir. İyice yumuşadıktan sonra büyük bir kevgirle hamurları incitmemeye özen göstererek sudan alın. Büyükçe bir kaba aktarın.

- Tereyağını tavada kızdırın. Önce naneyi, altını akpattıktan sonra da kırmızı toz biberi ilave edin. Hamurları servis ederken bu sosu üzerine gezdirin.

Not: Kabıni genelde yoğurtsuz yediklerini gördüm. Ama dilerseniz sosunu üzerine dökmeden önce çırpılmış 2-3 yemek kaşığı yoğurt ekleyip, daha sonra sos kullanın. Çerkez mantınız yemeğe hazır.

Afiyet bal şeker olsun....

01 Eylül 2008 Pazartesi

Lütfen Yorumlarınızı Benimle Paylaşın.

Sevgili Ziyaretçilerim,
Size tariflerimle biraz olsun yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Lütfen bana yorumlarınızı yazın ki, sizlerle olan iletişimimi sağlayabileyim. Ayrıca kendi tariflerinizi de bana yorum olarak gönderebilirsiniz. Böylece sizin tariflerinizi de değerlendirip, sayfamda sizden geldiğini belirterek yer verebilirim.

Ramazan-ı Şerifiniz hayırlı olsun.

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Etli Bamya (Sarımsaklı)



Sevgili arkadaşlarım,

Uzuuuun bir aradan sonra yine klasik bir tarifle aranıza döndüm. Bugün bamya pişirmeye karar verdim. Bamya o kadar farklı bir yemektir ki, seven çok sever, sevmeyene yedirmeniz mümkün değildir. Yani bu yemeği sevip sevmemenin ortası yoktur. Olsa yerim, olmasa aramam denmez bamya için :)) Ben çok severim ve sık sık yaparım. Her pişirdiğimde biraz daha ustalaştım. Çünkü çok fazla püf noktası olan bir yemektir. Sizler için bildiğim bütün püf noktalarını aşağıya sıraladım. Sonra da pişirmeye geçeceğiz.

Hadi önce bamya yapmanın püf noktalarına bakalım;

- Bamyayı ayıklamak bir sanattır. Şapkasını öyle dibinden kesmeyeceksiniz. Şapka dedim ya, evet aynen şapka gibi çıkaracaksınız. Bamyanın içi görünmeyecek şekilde(içindeki madde çıkmayacak), bir kenarından başlayarak şapka şeklinde soyun. Yani ucu sivri kalacak. Aşağıda resimlerle de anlatmaya çalıştım. Eğer fazla kestiğiniz bir bamya olursa hiç tereddüt etmeden onu çöpe atınız. Çünkü bu bamya, pişerken bütün yemeğin suyunu sümüklendirir. (Bu tabir için özür dilerim ama başka birşey bulamadım :))
















- Mutlaka bir kesme şeker ve yarım limon suyu kullanınız.

- Bamya pişerken asla karıştırmayın. Çok nazik bir sebze olduğu için dağılabilir.

- Düdüklüde pişirmeyin. Kısık ateşte yavaş yavaş pişirirseniz dağılmasını önleyebilirsiniz.

- Pişmesine yakın taze nane yaprakları eklerseniz lezzetini kat kat arttırırsınız.

- Ben soğanı bamyaya hiç yakıştırmıyorum. Sarımsak çok daha güzel bir lezzet katıyor. Bir de böyle deneyin.



Eveeeeeeet. Şimdi de malzemeleri sıralayıp yavaş yavaş pişirelim bamyamızı :))


Malzemeler;


- 500 gr şapkaları ayıklanmış taze bamya

- 250 gram yağsız kuşbası et (küçük küçük doğrarsanız bamya ile aynı zamanda pişer)

- 4 adet sivri biber (iri doğranmış)

- 4 adet orta boy domates (küçük küp şeklinde doğrayın)

- Yarım yemek kaşığı domates salçası

- Yarım tatlı kaşığı biber salçası (yoksa önemli değil. Arzuya göre konmayabilir)

- 4-5 diş sarımsak (İkiye bölün)

- Yarım limon suyu

- 1 adet kesme şeker veya 1 çay kaşığı tozşeker

- Bir avuç taze nane yaprağı

- Yarım çay bardağı sıvıyağ


Yapılışı;

- Etleri tencereye koyup yarım çay bardağı su ekleyin. Et suyunu çektikten sonra sıvıyağı ekleyin ve eti 1 dakika kadar kavurun. Biberleri ve sarımsakları ekleyip kavurmaya devam edin. Sarımsağın kokusu gelmeye başladıktan sonra domates salçası ve biber salçasını ekleyip kavurmaya devam edin.

- Domatesleri ekleyin. Limon suyu ve şekeri de ekleyip domatesler ölene kadar pişirin.

- Yıkayıp iyice suyu süzülen bamyaları ekleyin. Kaşıkla tencerenin kenarından malzemeleri ezmeden karıştırın. Tuz ekleyin. Malzemelerin üzerini kapatacak kadar su ekleyip kapağını kapatın. Kısık ateşte pişirmeye koyulun. Pişmesine yakın taze nane yapraklarını ekleyin. Bamyalar yumuşayınca yemeğiniz pişmiş demektir.

Afiyet bal şeker olsun....

08 Mayıs 2008 Perşembe

Mate Yaprağı, Funda Yaprağı, Yeşil Çay, Kekik ve Biberiye karışımlı zayıflama çayı


Arkadaşlaaaaarrrrr,


Bu çay gerçekten bir mucize !!! Bakın ben 2 haftadır düzenli olarak günde 1 litre içiyorum. İnanılmaz kilo verdim. Size de şiddetle tavsiye ediyorum. Ayrıca bu bitkilerin hepsi ayrı ayrı birçok hastalığı, kanseri önleyici özelliklere sahip.


Tabii bu çayın yanısıra yediğiniz gıdalara da dikkat edeceksiniz. Yağ, un, şeker gibi gıdalardan uzak duracaksınız. İnanın işe yarıyor. Artık eski kıyafetlerime kavuştum. Çok mutluyum. Giydiğimde üzerimden düşüyor pantolonlarım yaaa, daha ötesi var mı :)))


Hele bir de tam yaza girmişken bir iyi oldu ki sormayın valla :))




Bu bitkileri aktardan rahatlıkla bulabilirsiniz. Hatta "beşi bir yerde" diye istediğinizde hemen veriyorlar. Çok da ucuz. Ben hepsine 12,5 YTL verdim.


Hazırlaması da çok kolay. Hemen tarifini vereyim,




- 1 tatlı kaşığı biberiye


- 1 tatlı kaşığı mate yaprağı


- 1 tatlı kaşığı funda yaprağı


- 1 tatlı kaşığı kekik


- 2 tatlı kaşığı yeşil çay




Bu karışıma 1 litre kaynar su dökün. 10 dakika demleyin. Gün içinde ister soğuk, ister sıcak için.


Not: Limon veya şeker eklemeden içilecek. Tadı biraz acı gelebilir. Ben alıştım.


Afiyet bal şeker olsun , löp löp etleriniz gitsin, pıt pıt yağlarınız erisin inşallahh :))))))))





29 Nisan 2008 Salı

Tiramisu (Acı Badem Likörlü)



Uzuuuun bir aradan sonra yine sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Gerçi yine bloğumu çok sık güncelleyemeyeceğim ama yine de vakit buldukça tariflerimi sizlerle paylaşacağım.

Ben Tiramisu tarifini ilk defa denedim. Ama inanılmaz nefis oldu. Ve tabii ki hemen sizlerle paylaşmak istedim. Ben Tiramisuya bayılırım. Genellikle pastanelerde yerdim. Yapılışı her zaman gözümü korkutmuştur. Bütün cesaretimi toplayarak, denemeye karar verdim. Pandispanyasını bile evde kendim yaptım. Acı badem likörü de ayrı bir tat kattı.Hiç pişman olmadım denediğime. Size de şiddetle tavsiye ederim. Yapmadan önce Tiramisu yapmanın püf noktalarını internetten araştırdım. Tarifte de yeri geldikçe bu püf noktalarını *** işaretiyle yazmaya çalıştım. Offf, ne çok püf noktası varmış bu Tiramisunun.... Hadi şimdi Tiramisu yapalım :)))

Pandispanya Malzemesi;

- 4 yumurta ***(oda sıcaklığında bekletilmiş olacak)

- 1 su bardağı şeker

- 1,5 su bardağı un

- 2 yemek kaşığı kakao

- Birer paket vanilya ve kabartma tozu




Pandispanyanın hazırlanışı;

- ***Yumurtaların aklarını ve sarılarını ayrı ayrı kaplarda mikserle iyice çırpın. Şekerin dörtte üçünü yumurta sarısına, geri kalanı da yumurta akına ekleyerek tekrar çırpın. Daha sonra bu karışımları birleştirin.*** Kakao, un, kabartma tozu ve vanilyasını ekleyerek, mikserin orta derecesiyle çırpmaya devam edin. (***Fazla çırpmamaya özen gösterin, yoksa kabarmaz)

- Karışımı ***margarin sürülerek yağlanmış*** kelepçeli kalıba koyarak (ben 26 cm. çapında kek kalıbı kullandım) iyice yayın. ***Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişirin. (***Özellikle ilk 15 dk. fırının kapağını kesinlikle açmamaya özen gösterin. Bu pandispanyanızın çok güzel kabarmasını sağlar) Piştiğini kontrol etmek için kürdan batırın. ***Hamur kürdana yapışmıyorsa pişmiş demektir.

- ***Piştikten sonra soğutarak kaygan bir iple (naylon dikiş ipliği olabilir) enlemesine ikiye bölün.

Kreması için;

- 4 su bardağı süt

- 3 kahve fincanı toz şeker

- 1 yumurta

- 3 kahve fincanı un

- 200 gram (bir paket) labne peyniri


Kremanın Hazırlanışı;

- Labne hariç bütün malzemeleri bir tencereye koyup koyulaşana kadar pişirin. ***Pişirirken sürekli karıştırın. Ocaktan aldıktan sonra labne peynirini ekleyerek çırpma teliyle iyice karıştırın ve soğutun.


Pandispanyayı ıslatmak için;
- 1 su bardağından biraz fazla sıcak su
- 3 yemek kaşığı nescafe
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 1,5 kahve fincanı acıbadem likörü (isteğe bağlı) Eğer likör koymayacaksanız fazladan 1 fincan su kullanın.


- Tüm malzemeyi bir kapta iyice karıştırın.

- Pandispanyanın tabanını servis tabağına alın. Diğer katının iç kısmını da çevirerek her iki parçayı eşit miktarda hazırladığınız nescafeli karışımla ıslatın.


- Servis tabağındaki pandispanyanın üzerine kremanın yarısını dökerek iyice yayarak düzeltin. İkinci katını ıslatılmış tarafı kremanın üzerine gelecek şekilde kapatın. Kalan kremayı da bu katın üzerine dökerek düzeltin. Üzerine bir süzgeç yardımıyla iki yemek kaşığı kadar kakao serpin. ***Buzdolabında 1-2 saat beklettikten sonra servise hazırdır.


Afiyet bal şeker olsun..........

12 Ocak 2008 Cumartesi

Yaz Türlüsü


Öncelikle şunu söylemek isterim ki, bu aralar yoğun olduğum için hem bloğumu güncelleyemedim, hem de siz arkadaşlarımı ziyaret edemedim. Yoğun iş görüşmelerim oluyor arkadaşlar. Evde çok oturdum ya, böyle olacağı belliydi :)) Artık bir iş yapmaya karar verdim. Ama ne yapacağımıza henüz karar veremedik. Bu yüzden de sürekli görüşmeler yapıyorum. Bu görüşmelerin sonunda ya kendi işimi kuracağım, ya da şu anda bana çok cazip gelen, geçenlerde görüştüğüm bir yerde işe başlayacağım. Artık kısmet :))

Sözün özüne gelince; lütfen arkadaşlar, sizi ihmal ettiğimi düşünmeyin. Size bu aralar yorum yazmaya gelemeyebilirim ama inanın tamamen yoğunluktan kaynaklı. Ama siz beni yalnız bırakmayın olur mu :))


İnsan diyette olunca öyle hafif yemekler olur bloğunda di mi :)) Diyete başladığımdan beri 3 kilo verdim ama şimdi bir gram bile eksilmiyorum artık, ona canım sıkılıyor. Yani resmen bu kiloda sabitlenip kaldım yaa. Demek artık sebze de yemeyeceğim. Sadece su içip öyle vereceğim fazla kilolarımı :((

Tabii öylesi de yanlış olur biliyorum. En iyisi ben azimle ve sabırla aynı diyete devam edeyim değil mi arkadaşlar :))

Ben bu yemeği çok severim. Zaten içinde bol sebze olan ve diyet olan bütün yemekleri çok seviyorum ben. Bana deseler ki, kuzu çevirme mi, bir tabak dolusu haşlanmış sebze mi istersin? Valla ben sebzeyi tercih ederim. O kadar da seviyorum. Umarım bu diyette bıkmam ama :))

Hadi Yaz Türlüsü yapalım hep beraber....



Malzemeler;

- 300 gr light tavuk göğüs eti (kuşbaşı olacak)

- 1 kavanoz taze fazulye konservesi (ya da yarım kg. taze fasulye)

- 2 adet patlıcan

- 2 adet kabak

- 2 adet biber (çarliston veya sivri)

- 4 adet domates

- 3-4 diş sarımsak

- 1 yemek kaşığı domates salçası

- tuz, karabiber

- Yarım çay bardağı sıvıyağ



Yapılışı;

- Kabağı, patlıcanı iri kuşbaşı şeklinde doğrayın. Domatesleri soyup iri iri kuşbaşı şeklinde doğrayıp ayrı bir kapta bekletin. Biberleri de iri iri kesin. Sarımsakları soyarak ikiye bölün.

- Sıvıyağı tencereye alarak tavuk etini ekleyin. Ocakta hafif kavurun. Fasulyeyi ekleyerek, fazulyelerin ezilmemesine dikkat ederek kavurmaya devam edin. Yaklaşık 1 dakika kadar kavurduktan sonra biberleri ve sarımsağı ekleyip* kavurmaya devam edin. 1 dakika sonra domates salçasını ekleyip karıştırın. (Bu işlemleri yaparken sebzelerin ezilmemesine özen gösterin.

- Salça iyice karıştıktan sonra kabak ve patlıcanları aynı anda ekleyip iyice karıştırın. Malzemeleri tencerede düzleyip üzerine tuz ve karabiber dökün. Yaklaşık 1,5 su bardağı suyu yemeğe ekleyin. Son olarak domatesleri tüm malzemelerin üzerine yayın. Karıştırmadan kapağını kapatıp, kısık ateşte pişirin.


Afiyet bal şeker olsun....

07 Ocak 2008 Pazartesi

Patates Dizmesi


Patates dizmesi yine Mardin'e ait yöresel bir lezzet. Daha önce size Patlıcan Dizmesi ve Kabak Dizmesi tariflerini vermiştim. Patates dizmesi biraz daha farklı yapılıyor. Ben bu yemeği her yaptığımda pişerken çıkan kokuya dayanamayıp ev halkının mutfağa hücum ettiğine şahit oluyorum :)) Aslında çok özel bir malzeme kullanılmıyor ama neden bilmem inanılmaz güzel kokuyor bu yemek.

Tabii ki kokusu güzel olan bir yemeğin tadını da tahmin etmek zor olmasa gerek :)) İnanın harika oluyor. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Hadi kolları sıvayıp Patates Dizmesi yapalım.


Malzemeler;
- 8 adet orta boydan biraz daha küçük patates. (Büyük boy bir tencere için)
- 250 gr az yağlı kıyma
- 1 adet orta boy soğan
- Yarım demet maydanoz
- Pul biberi, karabiber, tuz
- 1,5 yemek kaşığı domates salçası
- yarım çay bardağından biraz fazla sıvıyağ
- 1,5 su bardağı kaynar su


Yapılışı;
- Patatesleri soyup bir parmak kalınlığından biraz daha ince olacak şekilde halka halka doğrayın. (Resimdeki gibi)
- Köfteyi yapmak için kıymaya bir adet soğanı rendeleyin. İnce kıyılmış maydanoz, pul biberi, tuz ve karabiberi de ekleyerek iyice yoğurup köfte harcı elde edin.


- Bir halka patatesi elinize alarak üzerine köfte harcından koyarak ikinci halka patatesi üzerine kapatın. Tekrar köfte harcı ve tekrar patates koyun. Elinizdeki dizmeyi tencerenin kenarına yan yatırarak koyun. Bu şekilde işlemi tekrar ederek bütün malzemeyi kullanın. Resimdeki gibi şekil elde edeceksiniz.

- Küçük bir tavada sıvıyağı iyice kızdırarak tencereye, patateslerin üzerine gezdirerek dökün. Tencereyi ateşe alarak yaklaşık 4-5 dakika kadar patatesleri yağda kızartın.

- Son olarak bir kasede domates salçasını kaynar suyla eriterek bir kaşık yardımıyla bütün yemeğin üzerine eşit miktarda gelecek şekilde gezdirin. Kaynamaya başladıktan sonra altını kısın ve kapağını kapatarak patatesler yumuşayana kadar pişirin. (İddaa ediyorum, kokusuna bayılacaksınız :))

- Büyük bir servis kaşığıyla dizmenin şeklini bozmadan servis tabağına alarak servis yapın.

Not: Yanına pirinç pilavı yapmanızı tavsiye ederim.


Afiyet bal şeker olsunnnn.............

01 Ocak 2008 Salı

Porselen Demlik Çay Saatleri Etkinliği9 ve Krep Pasta




Herkesin yeni yılını bir kez daha kutluyorum. Umarım hep birlikte bereketli, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yıl geçiririz. Biz yılbaşını evde kutladık nişanlımla. İkimiz birlikte güzel bir masa hazırlayıp, şarabımızı da açıp, evde kutladık yeni yılı. Çok da güzel geçti. Umarım sizin de güzel geçmiştir :))
Bu hafta Porselen Demlik Çay Saatleri Etkinliği 9'un ev sahipliğini sevgili EDA yapıyor. Ben de KREP PASTA tarifimle katılıyorum. Umarım beğenirsiniz.

Bu pasta da yeni yıl sofrasındaydı. Krepten yapılan pasta tarifleri okumuştum daha önce ama bu pastayı herhangi bir tarife bakarak yapmadım. Sadece elimdeki malzemeleri birleştirdiğimde böyle bir görüntü çıktı :) Tadı da güzel oldu. Farklı bir tarif. Hadi Krep Pasta yapalım :))

Malzemeler;

Krep için;

- Bir bardak süt
- 2 yumurta
- 2 yemek kaşığı şeker
- 1 yemek kaşığı sıvıyağ
- yarım çay kaşığından az karbonat
- un


Diğer malzemeler;
- 1 paket çikolatalı puding
- 2,5 su bardağı süt
- 1 su bardağı ince çekilmiş ceviz
- 2 yemek kaşığı şeker,
- 1 çay bardağı hindistancevizi


Yapılışı;
- Önce krep yapalım. Derin bir çırpma kabına 1 su bardağı sütü, şekeri, yumurtayı ve sıvıyağı koyup iyice çırpın. Daha sonra karbonatı ekleyip çırpın. Unu yavaş yavaş ekleyip, koyu bir ayran kıvamına gelene kadar ekleyerek çırpın. Küçük bir teflon tavayı ocakta kızdırıp, krep hamurundan kepçe yardımıyla tavaya dökerek krepler yapın. (Yaklaşık 8-10 adet krep çıkıyor)

- Bir tencerede 2,5 su bardağı süte pudingi ekleyerek kıvam alana kadar pişirin.

- Bir kavanoza ince çekilmiş cevizi, 2 yemek kaşığı şekeri ve 1 çay bardağı hindistancevizini koyarak kapağını kapatıp sallayarak iyice karışmasını sağlayın.

- Kreplerden birini pasta tabağına alın. Üzerini sıvayacak kadar puding dökerek iyice yayın. Cevizli karışımdan üzerine serperek ikinci krepi üzerine kapatın. Krepler bitene kadar işlemi tekrarlayın. Son krepi koyduktan sonra pudingi daha fazla kullanın. Kenarlarına da puding sürerek cevizli karışımdan üzerine bol miktarda serpin. Soğuduktan sonra dolapta yaklaşık bir saat beklettikten sonra servis yapabilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun.....




31 Aralık 2007 Pazartesi

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

YENİ YILINIZ SAĞLIKLI, HUZURLU, KUTLU VE MUTLU OLSUN...

- Yeni yıl öncelikle ülkemize huzur ve refah getirsin.

- Tüm düşmanlıklar son bulsun, askerlerimize kıyan vatan hainleri cezalarını bulsun!!!

29 Aralık 2007 Cumartesi

Mardin ve Gül Böreği


Sevgili Arkadaşlarım,
Bundan sonraki tariflerimde, size elimden geldiğince doğup büyüdüğüm şehri, yani Mardin'i tanıtmaya çalışacağım. Her yayınımda bir yapıdan, veya bir ilçeden, veya bir geleneğimizden bahsedeceğim sizlere. Bölüm bölüm okuyabileceğiniz ve Mardin hakkında gerçekten ilginç fikirler edinebileceğiniz bir tanıtım olacağını düşünüyorum.

Bugün sizlere genel anlamda bir tanıtım yapacağım. Mardin hakkında daha ayrıntılı bilgiler almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Not: Resimler ve yazılar http://www.mardin.gov.tr/ adresinden alıntıdır ve tamamen tanıtım amaçlıdır. Başka bir amaçla kullanılamaz.

MARDİN'İN GENEL TARİHÇESİ





Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya denen bölgede, tarih boyunca halklar yerleşti. Birçok millet bu bölgeye geldi ve buradan göçüp gitti. Birbirlerine bulutlar gibi karıştı. Bilahare birbirlerinden ye­niden ayrıldı. Bu birleşme ve ayrılma uzun müddet sürdü. Mezopotamya gerçekten birçok milletin ve medeniyetin doğduğu, geliştiği ve birbirine karıştığı münbit bir alandır.

Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biridir. Harika bir doğa güzelliğine sahip, üzerine kurulduğu dağlardan aşağıya göz alabildiğine uzanan bağ ve bahçelerle bezenmiş, yemyeşil Mezopotamyaya sanki bekçilik etmektedir.

"MÖ.8000 yıllarında 30 ve 40 Kuzey enlemleri arasında bulunan ve Anadolu'dan İran'a doğru uzanan 1500 km. lik bir alanda hem tahıl yetiştiriliyor hem de hayvan sürüleri besleniyordu. Bu alanda yapılan kazı çalışmaları sırasında çıkan kemiklerden anlaşıldığına göre koyun ve keçi sürülerinin beslenmekte olduğu anlaşılmaktadır." Tarımın başlangıcını, ilk çiftçileri ve çobanları anlatan kitapların ortak sentezi bu olduğuna göre; Mardin de sözü edilen enlemler arasında bulunması itibariyle M.Ö.8000 yıl öncesine kadar giden bir yerleşik geçmişe sahiptir diyebiliriz.

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Gü­neydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Su-bari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.




Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir...........



Gelelim GÜL BÖREĞİ tarifimizee :))


Malzemeler;
- 4 adet hazır yufka
- 300 gr. böreklik beyaz peynir
- 1 demet maydanoz
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 yumurta
- Sıvıyağ


Yapılışı ;

- Yufkaları üstüste gelecek şekilde tezgahın üzerine serin. Düz bir bıçak yardımıyla eşit olacak şekilde dörde bölün. (Elinizde 16 adet üçgen yufka olacak)
- Peyniri çatal yardımıyla ezerek, 1 demet maydanozu ince ince doğrayıp peynire ekleyin ve karıştırın. Kestiğiniz üçgen yufkaların geniş olan kenarına hazırladığınız bu harçtan koyarak sigara böreği şeklinde kapatın. (Ama çok gevşek sarılacak) Sardığınız yufkaya gül şekli vererek önceden yağladığınız fırın tepsisine yerleştirin. Bütün yufkalara aynı işlemi uygulayın.

- Bir kasede yoğurdu, 2 yemek kaşığı sıvıyağ ve 1 yumurtayla çırpın. Bu karışımı bol miktarda tepsideki güllerin üzerine sürün. Önceden 250 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Artık börekleriniz servise hazır. Sıcak sıcak servis yapabilirsiniz.


Afiyet bal şeker olsunnnnn......

25 Aralık 2007 Salı

Kuşbaşılı Pilav




Şimdi çok yaşlı biriymişim gibi konuşacağım belki ama, gerçekten de eski bayramların tadı kalmamış. Eskiden çok heyecanlanırdım bayram geliyor diye. Şimdi ise bir de baktım bayram olmuş bile. Ama yine de bazı geleneklerimizi sürdürüp, akraba ziyaretlerimi yaptım. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öptüm :))




Kapıyı çalıp bayramımı kutlayan çocuklara elimi öptürüp bol bol şeker dağıttım. Ama bir çocuğun yaptığına o kadar çok güldüm ki, anlatmadan geçemeyeceğim;


Bayramın ilk günü kapı çaldı. Ben zaten şekerliği hazırlamıştım çocuklar gelir diye. Kapıyı açtım. Tek bir çocuk vardı kapıda. Benim de elimde şekerlik var. Çocuk şekerliğe bakarak transa geçmiş :))) Eeeee canım, bayramın kutlu olsun dedim, öptüm. Çocuktan daha ses seda yok. Gözü şekerlikte. Pür dikkat şekerleri kesiyor :)) E tabi ben de daha fazla bekletmeden şekerliği uzattım. Birden çocuğun dili çözüldü. Ve kelimeleri heceleyerek söyleyip, her hecesinde bir avuç şeker aldı. Şöyle ki; BAY - RA - MI - NIZ - KUT - LU - OL - SUN - AB - LA - CIM :))))))))))))) Bir de baktım ki şekerlik bomboş :))))))) Çooooook güldüm çoooooooooook :))))) Hani derler ya, bayram çocuklar için diye, gerçekten de öyle :))




Bayramdan önce yapıp da tarifini sonra vereceğimi söylediğim pilav bu :)) Eeeee, napalım. Bayramda gezmekten tozmaktan yemek yapmaya fırsat bulamadım, idare edin :))




Malzemeler;


- 250 gr yağsız dana kuşbaşı


- 2 su bardağı pirinç


- 6 yemek kaşığı sıvıyağ (arzu eden margarin de kullanabilir ama ben tercih etmiyorum)


- Yarım demet maydanoz


- Tuz, karabiber


- 4 su bardağı kaynar su (ben tavuk suyu kullandım)


Yapılışı;


- Bir tencereye 2 yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Üzerine kuşbaşı etleri ekleyip, yaklaşık yarım su bardağı kadar su dökün. Tencerenin ağzını kapatıp, etler yumuşayana kadar pişirin. Daha sonra tencerenin kapağını açıp, et suyunu çekene kadar pişirmeye devam edin. Suyunu tamamen çekince eti kavurun. Altını kapatıp, ince ince doğradığınız maydanozu, arzu ettiğiniz miktarda tuz ve karabiberi ekleyip karıştırın. Bir kenarda soğumasını bekleyin.

- Diğer tarafta iki bardak pirinci yıkayın. Pilav tenceresine 4 yemek kaşığı sıvıyağ koyup pirinçleri hafif kavurun. Üzerine 4 su bardağı kaynar suyu ekleyip altını kısın. Kapağını kapatarak hiç karıştırmadan suyunu çekene kadar pişirin. Suyunu tamamen çekince altını kapatıp üzerine yarım çay bardağından az soğuk su gezdirin. Kağıt havlu veya havlu kapatıp, yaklaşık 20 dakika demlenmesini bekleyin.

- Demlenen pirince kuşbaşı etleri karıştırıp servis yapın.



Afiyet bal şeker olsunnnn...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Poşette Tavuk ve Sebze


Geçen gün aslında Tavuk Dolması yapmak için yola çıkmışken, birden yön değiştirip poşette tavukta karar kıldım. Tavuk dolması biraz zahmetli bir yemek olduğundan, hasta halimle yapmaya kalkışmayayım dedim. Ama en kısa zamanda yapıp sizin beğeninize sunmak istiyorum.

Poşette tavuk da normal yapılandan biraz farklı oldu zaten. Buyrun efendim, hep beraber yapalım :))


Malzemeler;

- 1 adet orta boy bütün piliç
- 2 yemek kaşığı yoğurt
- 4 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 lt. kaynar su
- 2 adet fırın poşeti
Sebzeler;
- 2 adet havuç
- 2 adet orta boy patates
- 4 adet küçük kuru soğan
- 15 adet brüksel lahanası
- dilediğiniz miktarda brokoli

Yapılışı;
- Pilici güzelce yıkadıktan sonra üzerine 2 yemek kaşığı yoğurdu sürün. Bir tencereye 4 yemek kaşığı sıvıyağ koyup yağı kızdırın. Tavuğu tencereye koyarak altlı üstlü derisi kızarana kadar kızartın. Daha sonra 1 lt kadar kaynamış suyu ilave ederek yaklaşık 15 dakika kaynatıp altını kapatın.

- Fırın poşetinin içini hafif unladıktan sonra tavuğu tencereden alıp (susuz) poşetin içine koyun. Poşetin ağzını bağlayıp üstten birkaç yerinden delik açarak fırın tepsisine yerleştirin.

- Sebzeleri soyup büyük büyük dilimleyin. (Soğanlar bütün olarak konacak) Hepsini büyükçe bir kaseye alın. Üzerlerine bir miktar tuz dökün. Tenceredeki tavuk suyundan 2 kepçe kadar döküp iyice karıştırın. Fırın poşetine doldurun (suyunu da poşete boşaltın) Poşetin ağzını iyice kapatıp birkaç yerinden delin. Tepsideki poşette tavuğun yanına koyarak 200 derecede pişirin.(max. 200 derece olacak. Aksi taktirde poşetler zarar görür ve yemeğinize zarar verir)

- Tavuğun üzeri nar gibi kızarınca, sebzeler de yumuşayınca fırından alın. Ayrı kaplarda poşetlerinden çıkarıp, servis yapın.


Not: Ben yanına bir de kuşbaşı etli pilav yaptım. Çok güzel oldu. Onun tarifini de başka zaman vereyim :))

Afiyet bal şeker olsun....

15 Aralık 2007 Cumartesi

Aç Kal Budala Kal :))

Sevgili Arkadaşlar,
Bir arkadaşım bana e-mail ile bir video göndermiş. İzledim. İnanılmazdı!!! Sizin de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Bakmak isterseniz buraya tıklayın

14 Aralık 2007 Cuma

Mozaik Pasta



Tembellik başa bela valla :))) Bu pastaya da ben TEMBEL PASTASI diyorum. E çünkü çok basit yapılışı. Ama tadı çoook güzel yaa. Ablam çok yapardı bir zamanlar. Ben tembel olmadığım için hiiiç denememiştim heheheheee :)) Eyvah!!! Bu sonuçtan ablamın tembel olduğu ortaya çıkıyor değil mi :)))) Yok valla. Ablam çok çalışkandır. Çok hamarattır. Canım ablacım :))



Offfff, konuştukça batıyorum galiba :)) En iyisi ben tarife geçeyim di mi :))

Bu arada bu şık bannerimi bana hazırlayan Yaren'ciğime çoook çoook teşekkür ediyorum.

Malzemeler;

- 1 paket petitbeurre biskui (200 gr.)

-100 gr. margarin

- 1 su bardağı süt

- 2 yemek kaşığı kakao

- 2 yemek kaşığı toz şeker

- 2 yemek kaşığı kuru üzüm

- 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz içi



Yapılışı;

- Bisküileri derin bir kasede iri iri kırın. Ceviz içi ve kuru üzümü ekleyerek iyice karıştırın.

- Bir tencerede margarini eritip şekeri, kakaoyu, ve sütü ekleyerek bir taşım kaynatın. Kaynadıktan sonra altını kapatarak ılımasını bekleyin.

- Ilıyan sosu bisküilerin üzerine döküp bir kaşık yardımıyla iyice karıştırın. Bir buzdolabı poşetinin içine doldurup yarım saat kadar katılaşması için buzdolabına koyun.

- Yarım saat sonra dolaptan alıp, dilerseniz uzunlamasına üçgen veya yuvarlak şekil vererek buzlukta yaklaşık 2-3 saat bekletip servis yapın.



Afiyet bal şeker olsunnnn.....

13 Aralık 2007 Perşembe

Hfraliren Srısaı
Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe, kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz. Bakın nasıl da duzgun okudunuz, ilginç değil mi?

Bu yazı benim listemde yer alan blogcu bir arkadaşıma ait. Bana çok ilginç geldi. Devamını okumak isterseniz Tütü'ye uğrayın.

11 Aralık 2007 Salı

Ispanak Soslu Spagetti

Sevgili Arkadaşlarım,
Sizleri tanıdığım için o kadar mutluyum ki... İyi ki de bu bloğu açmışım. İyi ki de sizleri tanımışım. Burası sanal ortam olabilir ama dostlukların gerçek olmadığını kim söyleyebilir!!! Sizler gerçek dostlarımsınız. En ufak bir rahatsızlığımda hepiniz endişelerinizi gösterdiniz. Hepinizden çok güzel, moral dolu mesajlar aldım. Çoooook teşekkür ederim SANAL DÜNYADAKİ GERÇEK DOSTLARIM :))
Şu hastane işleri beni bir süre daha uğraştıracak sanırım. Ben bloğumu ve sizleri ihmal etmemeye çalışacağım ama eğer sizi bir süre ziyaret edemezsen bana kırılmayın olur mu. Ama siz bana hep gelin, güzel yorumlarınızı bırakın. Ben onları okursam daha çabuk iyileşirim :))

Bu arada makarnanın sosunu yine kendim uydurdum tabii ki :)) Ve yine tadı çok güzel oldu. Hem çok pratik, hem değişik, hem de nefisss.
Deneyin, pişman olmayacaksınız.

Malzemeler;
- Yarım paket spagetti
- 250 gram ıspanak (yaklaşık)
- Yarım adet kuru soğan
- 4 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı un
- tuz, karabiber (ben artık baharat kullanmıyorum. Mideme zarar veriyor. Ama karabiber çok yakışır tavsiye ederim)

Yapılışı;
- Makarnayı haşlayın, süzüp soğuk sudan geçirerek süzgeçte bekletin.
- Ispanakları temizleyerek yemeklik doğrayın. Yarım adet kuru soğanı yemeklik doğrayarak derin bir tavada 4 yemek kaşığı sıvı yağ ile kavurun. Ispanakları ilave edip suyunu çekene kadar pişirin.
- Suyunu çektikten sonra 2 yemek kaşığı unu ilave edip iyice karıştırın. 1 su bardağı sütü ilave edip iyice karıştırın. Tuz ve karabiberi ekleyin. Kıvamını aldıktan sonra makarnayı ilave ederek iyice karıştırın. Servis tabaklarına alıp afiyetle yiyin.

Afiyet bal şeker olsun.....

10 Aralık 2007 Pazartesi

Zeytinyağlı Taze Fasülye




Son 1 haftadır hem kalbimde çarpıntım vardı, hem de mide ve barsaklarımda problem vardı. Gerçi daha da geçmiş değil. Hastanelerde sürekli tetkik yapıyorlar. Kalbimdeki çarpıntının sebebini bulamadılar. Şimdilik ilaç kullanıyorum. Midem ise beni mahvediyor artık. Bazen dayanamayacağımı hissediyorum. O kadar ağrım var ki... Birkaç gün sonra gastroskopi ve kolonoskopi yapılacak. Daha önce de yaptırmıştım. İlaç vermişlerdi ama hiç fayda etmedi. Umarım bu defa iyi bir tedavi verirler de kurtulurum. Çünkü dayanılır gibi değil.




Mide böyle sakat olunca artık yediklerime de dikkat etmem gerekiyor. Bundan sonra kızartma, hamur işleri, yağlı, salçalı yemekler yemek yok. Ya da az yemek lazım. Bu yüzden daha çok sebze ve haşlama yemeklerine ağırlık vereceğim. Taze fasulye tarifini heralde herkes biliyordur. Ama bilmeyenler olabilir diye ben bir defa daha kendi tarifimi vereyim. Kolay gelsin....




Malzemeler;


- Yarım kg. taze fasulye (kılçıkları ayıklanıp 3-4 parçaya bölünecek)


- 3 adet soyulmuş ve küp küp doğranmış domates


- 1 adet orta boy kuru soğan


- 1 yemek kaşığı domates salçası


- Yarım çay bardağı zeytinyağı


- 1 çay kaşığı toz şeker


- tuz, karabiber






Yapılışı;


- Soğanı yemeklik doğrayıp zeytinyağında çok hafif kavurun. Salçayı ekleyip karıştırın. Fasulyeleri de ekleyip hafif çevirin. Domatesleri ekleyin. Üzerine 1 çay kaşığı şeker, tuz, karabiber koyup, hepsini karıştırın. Bir su bardağı kadar su ekleyip, kaynadıktan sonra kapağını kapatın ve altını kısın. Fasulyeler yumuşayana kadar pişirin. Arzuya göre sıcak ya da soğuk servis yapın.




Afiyet bal şeker olsun.....

04 Aralık 2007 Salı

Yeşil Soğanlı Bulgur Çorbası



Arkadaşlar, bu tarif kafama göre takıldığım tariflerden biri. Yani başka bir yerde yok, kendi buluşum :)) Şu anda hem tarifi yazıyorum, hem de çorbamdan kaşık kaşık içiyorum. Mmmmmmmmmmmmm!!!! Valla ben yaptım diye söylemiyorum ama tadı çok güzel olmuş :))


Mardin'de annem ince bulgurdan çorba yapardı ama böyle değildi o. Daha farklıydı. Ama sonuçta içindeki malzemedir önemli olan. Bizim oralarda özellikle hamilelere ve emziren annelere içirirler bulgur çorbasını. Besleyici ve süt yapar diye :))


Benim süte ihtiyacım yok ama lezzetini çok seviyorum :) Bu çorbanın bir özelliği de çok geç soğuması. Onun için arkadaşlar, içerken dikkat edin de benim gibi ağzınızı yakmayın :))


Deneyin, eminim çok beğeneceksiniz :))




Malzemeler;
- 5 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 4 adet yeşil soğan
- Birkaç dal maydanoz
- 1 yemek kaşığı un
- 1 çay bardağı ince (köftelik) bulgur
- 1 çay bardağı haşlanmış nohut (arzuya göre)
- 6 su bardağı kaynar su
- Yarım limon suyu
- Tuz, karabiber




Yapılışı;
- Yeşil soğanları doğrayın.
- Yağı tencereye koyup 1 yemek kaşığı un ve domates salçasını yağda çok hafif kavurun. Yeşil soğanları ekleyip kavurmaya devam edin. Hemen ardından 6 su bardağı kaynar suyu ekleyip karıştırın. Haşlanmış nohutu ve bir çay bardağı bulguru ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Limonu sıkıp, tuz ve karabiberini ekleyin. Bulgur yumuşayınca ince doğradığınız maydanozu da ekleyin. Maydanozlar renk değiştirince ocağın altını kapatın.


Afiyet bal şeker olsun, löp löp et olsun, pıt pıt yağ olsun :))))))))))))
(Tamam tamam yağ olmasın :))))

03 Aralık 2007 Pazartesi

Pembe Şapkalı Beze

Bezeyi ilk defa deniyorum. İlk denemem için oldukça başarılıydı. Tadı çok güzel oldu. Çok da güzel kabardı.


Yapmadan önce internetten biraz araştırdım. Beze yapmanın bazı püf noktaları da varmış. Zeytin Ağacı bu püf noktalarını çok güzel anlatmış. Ama onun anlattığı ölçülerle yapmaya kalktım, sanki şekeri biraz az gibi geldi. Ben bir çay bardağı daha şeker ekledim de anca oldu. Size tavsiyem siz de öyle yapın.

Beze benim olmazsa olmazlarımdan değil. Ama bir kez de olsa yapmak istedim. Yani hayatımda hiç beze yapmadım dememek için yaptım :)) Ama çocuklu evlerde mutlaka yapılması gereken bir tarif olduğunu biliyorum. Çocuklar çok sever çünkü.



Malzemeler;


-2 yumurta akı


- 3 çaybardağı pudra şekeri


- 1 tutam tuz


- 1 çay kaşığı nişasta


- 4-5 damla limon suyu


- kırmızı gıda boyası






Yapılışı;


- Oda sıcaklığında beklettiğiniz yumurtaların aklarını çırpma kabına alın. (Yumurta sarısının kesinlikle karışmamasına dikkat edin) Üzerine 1 tutam tuz serpin. 1 çay kaşığı nişastayı pudra şekeriyle karıştırarak yumurta akına ekleyin. 4-5 damla limon suyunu da damlatın.


- Mikserle yaklaşık 15 dakika çırpın. (Çırpma kabını ters çevirdiğinizde akmıyorsa olmuş demektir) Karışımın 5 yemek kaşığı kadarlık kısmını gıda boyasıyla renklendirin.


- Bu karışımı krema pompasına doldurun. Pişirme kağıdı koyduğunuz fırın tepsisine sıkarak şekil verin. Daha sonra pembe karışımı pompaya doldurarak bezelerin üzerine çok az miktarda sıkın. 80 derecede ısıtılmış fırında bezeler kuruyana kadar pişirin. (Yaklaşık 2- 3 saat)




Afiyet bal şeker olsun...

Mevsim Salata

Uzun zamandır canım balık istiyordu. Ama evde yapınca kokacak diye de hep erteledim. Dün nişanlımla dışarda işlerimizi hallettikten sonra ne yiyelim diye düşünürken, ben balık yiyelim dedim. O da, her zaman balık yediğimiz restorandan hazır pişmiş alıp evde yiyelim dedi. Bu fikir çok hoşuma gitti tabii. Hem ev kokmayacak, hem de başbaşa güzel bir yemek yemiş olacaktık.
Yol üzeri bir pazara da uğrayıp taptaze yeşillikler aldık. İşte o yeşilliklerle bu güzelim salatayı yaptım. Resmini çekmeden önce nerdeyse güzelim salatam kazaya kurban gidiyordu. Çünkü ben resmini çekecem derken, nişanlım da hayır ben yemek istiyorum diye elimden çekiştiriyordu :)))
Roka, maydanoz ve yeşil soğan salatasını da ayrıca hazırladım.

Valla o kadar hoşumuza gitti ki salata, sizlerle de paylaşmak istedim. Tarif vermeye pek gerek yok sanırım. Ama ben yine de kullandığım malzemeyi sayayım isterseniz.

- 2 adet domates
- 2 adet havuç
- 2 adet salatalık
- 2 adet limon,
1 adet sivri biber,
- 1 adet marul

- Bu malzemelerle dilediğiniz gibi süsleyerek bir salata hazırlayın....

Afiyet bal şeker olsun, löp löp et olsun, pıt pıt yağ olsun :)))))))))))

01 Aralık 2007 Cumartesi

Lahana Sarması ve Mayalı Poğaça (Kevgir Özel)



Size öncelikle benim çok sevdiğim ve çok anlamlı olduğunu düşündüğüm bir hikayeyi anlatmak istiyorum. Bir marangozun hikayesini;



Zamanın birinde bir marangoz, bir müteahhidin yanında çalışıp ahşaptan evler yaparmış. Yaptığı evler diğer marangozların evlerinden çok daha güzel ve sağlam olurmuş. Çünkü işine çok özen gösterirmiş.

Gel zaman, git zaman, bizim marangoz yaşlanmış. Artık emekliye ayrılma zamanı gelmiş. Müteahhidle bu konuyu konuşup, artık emekliye ayrılmak istediğini söylemiş.

Müteahhit ona; "elbette ayrılabilirsin ama senden bana son bir ev yapmanı istiyorum demiş" Marangoz bu işe çok alınmış. Çünkü yıllar boyunca bu müteahhit için gecesini gündüzüne katarak ve çok büyük titizlikle çalışarak birçok ev yapmış. Gider ayak ona bir ev yaptırması çok gücüne gitmiş. Ama yine de onu kırmayarak evi yapmayı kabul etmiş.

Fakat son yaptığı evi, diğer evler gibi özenerek yapmamış. Derme çatma bişey yapmış. Tamamladıktan sonra müteahhide giderek evi tamamladığını ve artık ayrılacağını söylemiş.

Müteahhid marangoza dönerek;

- Senin bana çok emeğin geçti. Bu yüzden sana bir sürpriz yapmak istedim. Son yaptığın ev senindir. Güle güle kullan, demiş. Marangoz yaptığından çok utanmış…

Bu hikayeyi neden mi anlattım? Çünkü arkadaşlar bana göre Esra’cığımız, hikayedeki marangoz gibi işinin ehli, hayatta her zaman ne yaptığını ve neden yaptığını bilen bir insandı. Fakat gidişinde marangozun yaptığı hatayı yapmadı Esra. O her zaman işini, sevgisini, bize karşı olan ilgisini, kısaca hayatta yaptığı her şeyi, en kaliteli malzemeleri kullanarak yaptı. İşte bunun sonucunda da bizim sevgimizi kazandı.Gönlümüze öyle bir ev kurdu ki, kimse o evi yıkamayacak. O’nu az ya da çok tanıyan herkesin bugün böyle bir organizasyonu bu kadar kısa sürede gerçekleştirmesi, bence bunun en büyük kanıtıdır.

ESRACIM, SEN YAPTIĞIN SON EVİNDE RAHAT UYU ARKADAŞIM. O KADAR SAĞLAM BİR EV YAPMIŞSIN Kİ GÖNÜLLERİMİZE, YAŞADIĞIMIZ SÜRECE KİMSE BU EVİ YIKAMAYACAK!!!

Onun en sevdiği tariflerden olan LAHANA SARMA’sı ve MAYALI POĞAÇA yapmak da bana düştü. Seve seve yaptım. Yaptıkça da onun bizi yukardan seyrettiğini ve bizlerle gurur duyduğunu düşündüm. Kendi sayfasında verdiği tarifin aynısını veriyorum.





LAHANA SARMASI İÇİN
MALZEMELER:
-1 Adet Sarmalık Lahana

- 1 su bardağı bulgur

- Tuz

- 2 Yemek Kaşığı Salça

- 1 Adet soğan

- 1 çay bardağı ayçiçek yağı



YAPILIŞI:

Lahanayı ayıklayın. Yapraklarını bütün olarak tuzlu suda 5 dakika haşlayın ve soğuk suya çıkarın. Diğer malzemeyi karıştırın haşlanan lahana yapraklarının damarlı kısımlarını ayırdıktan sonra hazırladığınız içle serçe parmağı büyüklüğünde sarın. Sarmaları bir tencereye dizin ve pişirin





Afiyet Bal Şeker Olsun…

MAYALI POĞAÇA










Malzemeler;


- 2 yumurta (beyazları hamura, sarıları pohçanın üstüne sürülecek)
- 2 tane yaş maya
- Yarım paket (125 gr) margarin
- Yarım su bardağı süt
- Yarım su bardağı yoğurt
- Yarım su bardağı sıvıyağ
- İki su bardağı sıcak su
- Bir tutam tuz
- Bir yemek kaşığı toz şeker
- Un
İçi için;

- peynir, sosis

Hamura karıştırmak için;


- 1 demet dereotu
Üzeri için;
- Susam, çörekotu
Hazırlanışı;

- Büyükçe bir hamur yoğurma kabına 2 yumurta beyazı, sıvıyağ, eritilmiş margarin, toz şeker, tuz, süt, yoğurt, 2 adet yaş maya ve el yakmayacak sıcaklıkta 2 su bardağı suyu koyup iyice karıştırın. Daha sonra un ekleyip kulak memesinden daha da yumuşak bir hamur yoğurun. (Ne kadar yumuşak olursa o kadar güzel kabarıyor)

- 1 demet dereotunu ufak doğrayıp hamura serpe serpe karıştırıp yoğurun.

- Hamuru hiç bekletmeden ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde açın. Ortasına peynir veya sosis koyarak kapatın. Yuvarlak veya yarım ay şekli vererek tepsiye arasında geniş boşluklar bırakarak dizin. (Hamur tepside kabaracak) Üzerine yumurta sarısını sürün, susam ve çörekotunu serpiştirerek pohçaların tepside kabarmasını bekleyin. Kabardıktan sonra 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.

Afiyet Bal Şeker Olsun.....

29 Kasım 2007 Perşembe

Turşu Demeti



Yine yemek yaparken artan malzemeyi atmaya kıyamadım. Lahana sarması yaptım Esracım için. Kevgir'de yayınlandıktan sonra bloğumda yayınlayacağım. İşte bu yemekten artan lahanaları atmaya kıyamadım. Birkaç malzeme daha ekleyip 2,5 kiloluk bir kavanoza turşu bastım. Hem de hayatımda ilk defa turşu yapıyorum :) Tadının nasıl olacağı konusunda hiçbir fikrim yok. Çünkü daha önce denenmemiş, kendi buluşum :)) Umarım güzel olur.


Resmine bakıp siz karar verin. Sizce olacak mı?


Malzemeler;

- Lahana sarmasından artan lahana parçaları (veya 6-7 yaprak lahana)
- 2 adet kemer patlıcan
- 3 adet havuç
- 1 avuç nohut
- 5-6 diş sarımsak
- 1 litre kaynamış, soğumuş su
- 5 yemek kaşığı kaya tuzu
- yarım demet maydanoz
- 1 tatlı kaşığı toz şeker

Yapılışı;

-Patlıcanları alacalı soyarak uzunlamasına 1 parmaktan biraz daha kısa boyda dilimleyin. (resimdeki gibi) Tencereye tuzlu su koyarak patlıcanları diri kalacak şekilde haşlayıp süzün.

- Havuçları soyarak önce enine ikiye bölüp, sonra patlıcanların boyunda kesin.

- Maydanozları saplarıyla birlikte bir kaba alarak üzerlerine kaynar su döküp hemen süzün.

- Sarımsakları soyarak ikiye bölün

- Nohutları turşu kavanozuna koyun. Sarımsakların yarısını da üzerine ekleyin.

- Şimdi patlıcan, havuç ve lahanadan elinize birer adet alarak, bir maydanozla bunları sıkıca sarın. Bütün malzemeler için aynı işlemi uygulayın. Muhtemelen patlıcanlar ve havuçlar biterken elinizde biraz lahana artacaktır. O lahanaları kavanozun dibine dizin. Üzerine kalan sarımsakları serpin. Üzerlerine de hazırladığınız turşu demetlerini dikkatlice dizin.

- Kaynatıp soğuttuğunuz 1 litre suya 5 yemek kaşığı kaya tuzu ve 1 tatlı kaşığı toz şeker ilave ederek iyice karıştırın. Bu karşımı kavanoza boşaltın. Kavanoz ağzına kadar dolmalı. Kapağını iyice kapatıp, serin yerde yaklaşık 3-4 hafta kadar ekşimesini bekleyin.



Afiyet bal şeker olsun....

27 Kasım 2007 Salı

Ispanaklı ve Kremalı Erişte Çorbası

İşte çocuklarınıza ıspanağı yedirebileceğiniz bir çorba. İçinde ayrıca süt de olduğu için oldukça besleyici.
Yemek yaptığım zaman artan malzemeler olduğunda onları atmaya hiç içim el vermez. Mutlaka bişeyler yaparak, hiç birşey bulamazsam, yaratıcılığımı kullanarak başka yerde hiç görmediğim bir tarif deniyorum. Size birşey söyleyeyim mi, sonuçlar genelde mükemmel oluyor. Bu çorba da anlattıklarımın sonucunda ortaya çıkmış bir tarif. Ispanaklı Gül Böreği yaparken ıspanak arttı. Biliyorsunuz ki, böreklerde ıspanağı süzerek kullandığımız için suyu da arttı.

Bu defa kendimi tebrik etmeden geçemeyeceğim valla :)) O kadar güzel oldu ki, daha ateşteyken nerdeyse karnımı doyurdum :))


Tebrik ederim Selincim, harika olmuş :)))

- Ayy ne demek şekerim, afiyet bal şeker olsun yawww. Sen böyle yemeklerden malzeme arttır, ben sana her zaman böyle tarifler yaratayım :)))



Malzemeler;

- 4-5 yemek kaşığı soğanla birlikte kavrulmuş ıspanak

- Yarım su bardağı ıspanak suyu (Yine soğanla kavrulan ıspanaktan artan su)

- 1 yemek kaşığı un

- 4 yemek kaşığı sıvıyağ

- 1 su bardağı süt

- 1 çay bardağı ev eriştesi

- 3-4 su bardağı kaynar su

- Karabiber, tuz



Yapılışı;

- sıvıyağı tencereye alıp unu çok az kavurun. Sütü ekleyerek topaklanmaması için çok hızlı karıştırın. Hemen ıspanağı ve ıspanak suyunu ve 3-4 su bardağı kaynar suyu ekleyip karıştırmaya devam edin. Kaynamaya başlayınca hemen eriştesini ekleyin ve ocağın altını kısın. Tuz ve karabiberini ekleyin.

- Çorbayı topaklanmaması için sürekli karıştırın. Erişteler pişince çorba olmuş demektir.


Not: Size tavsiyem, çorbayı pişirirken ocağın başından ayrılmayın. İçinde süt olduğu için taşma eğilimi gösteriyor :)) Bir de eğer çok koyu bir kıvam alırsa 1 su bardağı kaynar su daha ekleyebilirsiniz.


Afiyet bal şeker olsun....

25 Kasım 2007 Pazar

Krem şanti tatlısı




Ah Esra Ahhhh!!! Keşke sen de aramızda olsaydın. Keşke bana da uğrayıp, Selincim ellerine sağlık diyebilseydin :((( Hayat böyle işte dostlarım! Bugün varız, yarın yokuz!!! Ne mutlu Esra'ya ki, arkasından bu kadar çok seveni hem üzüldü, hem dua etti... Ruhun şad olsun Esracım. Yattığın yerde rahat uyu...
***
Geçen gün kardeşime yaptığım doğum günü pastasından artan malzemeleri değerlendirirken ortaya böyle bişey çıktı. Ben beğendim. Sizinle de paylaşmak istedim.

Malzemeler;
- Krem şanti
- Çikolatalı pasta kreması
- Süt
- Kivi
- Vişne reçeli


Yapılışı;
- Krem şantiyi ve kremayı ayrı kaplarda süt ile çırpın.
- Kivileri küp küp doğrayın ve krem şanti ile karıştırarak ayaklı bardaklara (veya dondurma kaselerine) doldurun. Üzerini vişne reçeli ve/veya çikolatalı krema ile süsleyip servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun....

22 Kasım 2007 Perşembe

Muzlu Kiwili Yaş Pasta

Size birşey itiraf edeyim mi? Ben hayatımda ilk defa pasta yapıyorum. Yapamayacağımdan değil de üşengeçliğimden :) Zaten kardeşimin doğum günü olmasaydı hiç kimse bana yaptıramazdı pastayı. Onu çok seviyorum. İyi ki doğdun kardeşim, iyi ki varsın. Allah bizi birbirimizden hiç ayırmasın...


Kardeşim 24 yaşına bastı. Biz onunla birlikte yaşıyoruz İstanbul'da. O benim herşeyim, minik kuşum :)) Yapısı pek minik olmasa da o benim gözümde hep minik kalacak. Doğduğu günü hatırlıyorum onun. Bir sabah uyandığımda ablam yanıma geldi. Hadi kalk, bak kardeşimiz oldu dedi. Hemen yanına gittim. Bir de ne göreyim. Çirkin mi çirkin, koca burunlu, kırmızı suratlı bir yaratık :))))
Ama gelin de şimdi görün kardeşimi. Maşalllllaaaaaah!!! Allah nazarlardan saklasın. Çok yakışıklı :)))

Neyse, tarife geçelim değil mi :))

Valla herşeyin hazırından kullandım. Eeee, napalım. İlk defa pasta yapıyoruz heralde di mi :))

Malzemeler;

- 1 adet 3 katlı pastaban
- 1 paket (55 gr.) Tukaş marka vanilyalı pasta kreması
- 1 adet (55 gr.) Tukaş marka çikolatalı pasta kreması
- 1 paket krem şanti
- 2 adet muz
- 2 adet kiwi
- 1 kase vişne reçeli
- 1 paket pasta süsü
- 1 litre kadar süt


Yapılışı ;

- Ayrı ayrı kaplarda kremaları ve krem şantiyi paketlerinin üzerindeki tarife göre süt ekleyerek çırpın.
- Pastabanın ilk katını pasta tabağına alın.


- 2-3 yemek kaşığı vişne reçelini yarım su bardağı süt ile çırpın. Bu karışımı pastabanın ilk katının üzerine bir kaşık yardımıyla eşit miktarda dökün.


- Vanilyalı kremanın tamamını döküp düzleştirin. Üzerine halka halka kestiğiniz muzları ve vişneleri yerleştirin.( Aşağıdaki resimde olduğu gibi)


- Pastanın ikinci katını kapatın. Üzerine çikolatalı kremadan çok az miktarını süslemek için ayırıp, kalanını döküp düzeltin. Kivileri halka halka kesip yerleştirin. Aralarına muz ve vişne de serpiştirip pastabanın son katını üzerine kapatın.


- Hazırladığınız krem şantiyi pastanın üst katına dökün. Kenarlarına da yedirerek düzeltin.

- Kalan çikolatalı krema ile üzerini süsleyin.



Afiyet bal şeker olsun...




Pastanın ilk katı. Laf aramızda, ben bu şeklini son halinden daha çok sevdim :))



18 Kasım 2007 Pazar

Fellah Köftesi


İşte size misafirlerinize sunabileceğiniz değişik bir alternatif. Fellah köftesi Adana ve Hatay yörelerine ait bir tarif. Mardin'de de sık sık yapılır. Hatta bizde suda haşlanan içli köfte yapıldıktan sonra artan içli köfte hamurunu Fellah köftesi yaparak değerlendirirler. Yani Fellah köftesini suda haşlanan içli köfte hamurundan da yapabilirsiniz.





Malzemeler;

- 2 su bardağı köftelik ince bulgur

- 5 yemek kaşığı irmik

- 2 yumurta

- tuz,

- dövülmüş kişniş (arzuya göre)


Sosu için;

- 2 adet domates rendesi

- 4-5 diş sarmısak

- Yarım yemek kaşığı biber salçası

- Sıvı yağ

- Yarım demet maydanoz

- 1 limon suyu veya 3 yemek kaşığı nar ekşisi

- tuz, karabiber, pulbiberi


Yapılışı;


- Bulguru sıcağa yakın su ile hafifçe ıslatıp kapağını kapatarak şişene kadar bekletin. Daha sonra yumurta, irmik, tuz ve kişnişi ekleyerek içli köftelik bir hamur yoğurun. (Hamurun dağılmaması için çok fazla yoğurulması gerekiyor. Tadına bakın, dişlerinizin arasında gıcırdıyorsa olmamış demektir.)

- Hazırladığınız hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde yuvarlayıp ortasına bastırın. Bu işlemi hamurun tamamı için uygulayın.

- Büyükçe bir tencereye yarısından fazla su koyarak kaynatın. Tuz ilave ederek köfteleri içine atın. Yumuşayınca bir kevgir yardımıyla sudan alarak geniş bir kaba koyun.

Sosun hazırlanışı;

- Tavaya yağ koyun. Biber ve domates salçasını ekleyerek hafifçe kavurun. Sarımsakları rendeleyerek karışıma ekleyin. Domatesleri rendeleyerek tavaya ekleyip iyice kaynatın. Tuz, karabiber, limon suyu veya nar ekşisi ve pulbiberi koyup, köftelerin üzerine sosu gezdirin. Yarım demet maydanozu ince ince doğrayarak köftelerin üzerine serpiştirin. Dilerseniz bütün malzemeleri karıştırarak servis yapın.


Afiyet bal şeker olsun...


17 Kasım 2007 Cumartesi

Met Helvası


Helvayı ben yapmadım arkadaşlar. Ablam Eskişehir'den gönderdi :)) Eskişehir'in Meşhuuuuur MET HELVASI'ymış. Tadını çok beğendiğim için sizinle de paylaşmak istedim. Size biraz tadını tarif etmeye çalışayım. İzmit'in pişmaniyesini andırıyor. Ama biraz daha sert. Tadı da hemen hemen aynı. Kakaolu ve vanilyalısı var. İçinde; un, yağ, şeker, limon tuzu ve şehir suyu varmış. Ama tarifini yazmamışlar tabii ki. Markası da "İnan Met Helvaları" Eskişehir'e giderseniz mutlaka almanızı tavsiye ederim.
Bu arada bu helvanın veya pişmaniyenin tarifini bilen varsa, bizimle de paylaşırsa çok sevinirim. Nasıl yapıldığını çok merak ediyorum gerçekten.
Afiyet bal şeker olsun...



15 Kasım 2007 Perşembe

Pancar Salatası (Vinaiqrette)




Bir yemekte veya salatada hangi malzeme başrolde ise yemeğin adı da öyle başlar :)) Bu salatada olduğu gibi. Aslında pancarı çok sevdiğimi söyleyemem. Ama bu salataya o kadar yakışıyor ki...


Bu salatayı Moldovya'lı bir bayandan öğrendim. Marianna'dan. Ve bana adının VİNAİQRETTE olduğunu söylemişti. İnternetten biraz araştırdım ama bu salataya benzer bişey bulamadım. Evet, salata ismi diye geçiyor ama buna benzemiyor. Hatta bir yerde yanlış hatırlamıyorsam sos ismi olarak geçiyordu. Neyse, Marianna'dan bahsediyordum. Şimdi ülkesine geri döndü. Orda evlenmiş. Ben de yeni duydum. Allah mesut eder inşallah. Onunla konuştuğumda aklıma bu salata geldi. Onun kadar güzel yapamadım ama tadı aynı oldu. Marianna hiç üşenmeden bütün sebzeleri minik minik ve eşit büyüklükte doğrayarak yapıyor bu salatayı. Sebzelerin sertliğini de öyle bir ayarlıyor ki, malzemeler birbirine girmiyor ve dağılmıyor. Neyse, benim salatamın tadı da çok güzel oldu. Siz de denemek isterseniz, tarifinde vereceğim püf noktalarını uygulayın lütfen. Kolay gelsin.









Bu resimdeki Marianna :))


Malzemeler;

- 3 adet orta boy pancar

- 3 adet havuç
- 4 adet orta boy patates
- 10-15 adet kornişon turşu
- Yarım su bardağı haşlanmış mısır
- 1 su bardağı haşlanmış bezelye
- Yarım çay bardağı zeytinyağı
- tuz



Yapılışı;
- Pancarları küçük bir tencerede yumuşayıncaya kadar haşlayın(Doğrarken dağılmayacak dirilikte haşlarsanız malzemeleri karıştırdığınızda dağılmaz). Patates ve havuçları başka bir tencerede yumuşayana kadar haşlayın(Patates ve havuçlar da dağılacak kadar haşlanmasın) Kabuklarını soyup, mısır tanesinden daha küçük doğrayın. Pancarları da aynı şekilde doğrayın.


- Kornişon turşuları da doğrayıp malzemelere katın. Son olarak mısır ve bezelyeyi ekleyip, tuzunu serpin. Zeytinyağını da ekleyerek kibarca karıştırıp servis tabağına alın.

Not: Bu salataya ekşiliğini kornişon turşular verir. Bu yüzden limon kullanılmaz. Ama biraz daha ekşi olsun istiyorsanız ekleyebilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun....

14 Kasım 2007 Çarşamba

Sembusek



Annem annem canım annem yaaa!!! Onu çooook özledim. Gerçi her sabah mutlaka telefonlaşırız ama yine de yüzyüze görüşmek gibi olmuyor. O Mardin'de, ben İstanbul'da. Oooooffff of!!!!
Neyse arkadaşlar, tahmin ettiğiniz gibi annem bu yemeği çok güzel yapıyor :)) Eee, ben de annemin kızıyım :)))
Mardin'de çok sık yapılan bir yemek . Hatta en üstteki Mardin sofrasına dikkatli bakarsanız Sembusek orda da var.
Aslında Mardin'de Sembusek genelde çarşı fırınlarında yaptırılır. Anneler evde içini hazırlayıp fırına gönderir. Ordan da eve Sembusek olarak geri döner :)) Yani evden götürdüm iç tane, fırından geldi 40 tane :))
Ben bugün Sembusek'i tavada yaptım. Çünkü hem fırınım küçük, çok fazla zaman ve enerji kaybım olacaktı, hem de çarşı fırınının tadını vermeyecekti. Eğer siz illa da fırında yapmak istiyorum derseniz, o zaman iç malzemesini pişirmeden kullanacaksınız. Ve üzerine yumurta sarısı sürüp öyle fırınlayacaksınız. Tadı lahmacunla hemen hemen aynı. Sembusek "kapalı lahmacun" diye de biliniyor zaten. Şöyle bol taze sebze ve ayran ile çok iyi giderrrr :))))


MALZEMELER

Hamuru için;
- 4 su bardağı un
- 1 yemek kaşığı kuru pakmaya
- ılık su
- tuz

İçi İçin;
- 300 gr az yağlı kıyma
- yarım çay bardağı sıvıyağ
- 2 adet orta boy soğan
- 2 adet çarliston biber
- 2 adet domates
- yarım yemek kaşığı domates salçası
- yarım yemek kaşığı biber salçası
- yarım demet maydanoz
- tuz, karabiber


Yapılışı;

- Soğanları ince ince doğrayıp tavada sıvıyağla kavurmaya başlayın. Üzerine ince ince doğradığınız biberleri ilave edip karıştırmaya devam edin. Domates ve biber salçasını ekleyin. Malzemeler hafif öldüğünde kıymayı ilave edip karıştırın. Son olarak 2 adet domates rendesini ekleyip hafifçe pişirin. Tuz ve karabiberini koyun. Ocaktan aldıktan sonra ince doğradığınız maydanozu ilave edip soğumaya bırakın. (İç mutlaka soğuk olmalı, yoksa hamura zarar veriyor)
- 1 yemek kaşığı kuru mayayı yarım su bardağı suda 10 dk. kadar bekletin. 3,5 su bardağı unu yoğurma kabına alıp beklettiğiniz mayayı ilave edin. Biraz da tuz ekleyip ara ara su ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurun. Hamurun üzerini kapatarak yarım saat kadar mayalanmasını bekleyin.

- Hamurunuzu cevizden biraz daha büyük bezelere ayırın. (Yaklaşık 18-19 adet çıktı benim hamurdan). İşte şimdi kalan yarım su bardağı una ihtiyacınız var :)) Her bir bezeyi unladığınız tezgahınızda tabak büyüklüğünde açın. (Çok çok ince olmasın, içini koyarken ıslaklığından delinebilir)

- Açtığınız yufkanın içini yarım ay şeklinde doldurarak diğer yarısını üzerine kapatın ve kesme bıçağıyla kenarlarını kapatın. (Şekildeki gibi)
- Teflon tavada veya saç tavada altlı üstlü pişirerek (YAĞSIZ PİŞİRİN!!!) servis yapın.


Afiyet bal şeker olsun...








09 Kasım 2007 Cuma

Sini Köftesi (Kolay İçli Köfte) veya fırında içli köfte



Daha birçok isim sayabilirim :))) Resme bakarak ismine siz karar verin :) Yapılışı içli köfteye göre daha kolay(hamurunu yoğurmak hariç), lezzeti hemen hemen aynı. Hatta çok fazla yağ kullanmadığımız için içli köfte hasretinizi daha az kaloriyle giderebileceğiniz bir yemek. Denemenizi tavsiye ederim.


Ben hamuruna et koymadım. Eti içli köfteye koymanın sebebi bildiğim kadarıyla dağılmaması için. Bu yüzden gerek duymadım. Ama tadında bir fark yoktu.

Malzemeler

Hamuru için;
- 2,5 su bardağı içli köftelik bulgur
- 4 adet küçük haşlanmış patates (mandalina büyüklüğünde)
- 1 yumurta
- 1 orta boy soğan
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- kişniş, tuz
- Ilık su

İçi İçin;
- 250 gr. kıyma
- 3 adet orta boy soğan
- yarım demet maydanoz
- yarım çay bardağından biraz fazla sıvıyağ
- karabiber, tuz

Üzeri için;
- 2 yumurta sarısı

Yapılışı;
- Bulguru yoğurma kabına alın. Patatesleri çatal yardımıyla ezip bulgura ekleyin. Soğanı rendenin en ince tarafıyla rendeleyin. Yumurtayı, domates salçasını, tuzu ve kişnişi ekleyip malzemeleri iyice harmanlayın. Azar azar su ekleyip yoğurmaya devam edin. (Hamuru çok fazla yoğurmanız gerekiyor) Hamurun tadına bakın. Eğer dişlerinizin altında gıcırdıyorsa olmamış demektir. Yumuşayana kadar iyice yoğurun.

- 3 adet orta boy soğanı incecik doğrayarak yağda kavurun. Soğanlar hafif öldükten sonra kıymayı ekleyip kavurmaya devam edin. Karabiber ve tuzunu koyup, pişince maydanozunu ilave edip soğumaya bırakın.

- Hamuru ikiye bölerek yarısını yağladığınız küçük fırın tepsisine veya benim yaptığım gibi borcam kabın içine ince bir tabaka halinde yayın. İç malzemesini koyup tepsiye iyice yayın. Kalan hamuru önce tezgahın üzerinde elinizle açıp tepsiye yerleştirin. (Size tavsiyem, tezgahı çok hafif ıslatıp kalan hamuru 3 parçaya bölün. Her parçasını elinizi ıslatarak tezgahta tepsinin üçte biri büyüklüğünde açıp tepsiye yerleştirin. Böyle çok daha kolay oluyor. )

- Son olarak üzerine yumurta sarısı sürün. 250 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Pişince karelere bölüp servis yapabilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun...

Biber Dolması


Daha yeni pişti. Mutfak mis gibi dolma kokuyor. Hemen sizinle paylaşmak istedim. Biber dolmasının yapılışı çok kolay, yemesi de çok keyifli. Eminim hepiniz tarifini biliyorsunuz ama ben yine de yazayım :))

Malzemeler;
- 14 adet dolmalık biber (Büyük tencereye tam geliyor)
- 250 gr. yemeklik kıyma
- 3 adet domates
- 20 yemek kaşığı pirinç (tecrübeyle sabittir, tam geliyor :)
- 2 adet orta boy soğan
- Yarım demet maydanoz
- 2 yemek kaşığı domates salçası
- Yarım yemek kaşığı biber salçası
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- yarım limon suyu
- tuz, karabiber
- 4 su bardağı kaynar su

Yapılışı;
- Domateslerin dış kısımlarından 14 adet halka kesip biberlere kapak yapmak için ayırın. Kalan kısımlarını dolmanın içi için rendeleyin. Soğanları rendeleyin. Pirinci yıkayıp üzerine ekleyin. Kıyma, 1 yemek kaşığı domates salçası,yarım yemek kaşığı biber salçası, yarım limon suyu, maydanoz, sıvıyağ, tuz ve karabiberi ekleyip bir güzel karıştırın.
- Biberlerin çekirdeklerini çıkarıp içini doldurun. (Çok fazla doldurmayın, yumuşamaz) Domatesten hazırladığınız kapaklarla üstünü kapatıp tencereye dik bir şekilde yerleştirin. Üzerine 3 bardak kaynar su ekleyin. (Kenarlardan dökmeye çalışın, içi dağılmasın diye)
- Kalan 1 bardak kaynar suyla 1 yemek kaşığı domates salçasını az tuz ekleyerek karıştırıp, kaşık yardımıyla birer birer biberlerin üzerine dökün.
- Ocağa koyup, kaynayana kadar yüksek ateşte, kaynadıktan sonra kapağını kapatıp kısık ateşte pişirin.

Afiyet bal şeker olsun....

08 Kasım 2007 Perşembe

Harire (Pekmez Tatlısı)


İlk baktığınızda çikolatalı puding gibi görünüyor değil mi :)) İşte çocuklara pekmez yedirebilmenin yollarından biri :)) Bu tatlı da Mardin yöresine ait. Bizim orda çok sık yapılır. Hatta yanlış hatırlamıyorsam, üzüm suyu ile de yapılabiliyordu. Ama ben pekmezden yaptım. Değişik bir tat. Bir kere deneyin bence.

Malzemeler;
- Yarım su bardağı pekmez
- Yarım su bardağı şeker
- Yarım su bardağı un
- 2 su bardağı su
- yenibahar (1 çay kaşığından az)
- tarçın (1 çay kaşığı)

Süslemek için;
Hindistan cevizi veya ceviz

Yapılışı;
Bütün malzemeleri pişirme kabının içinde iyice çırpın. Ocakta karıştırarak pişirin. Yoğunlaşınca olmuş demektir. Sıcakken kaselere boşaltın. Soğuduktan sonra buzdolabına koyup oda sıcaklığını geçmesini bekleyin. Üzerine hindistan cevizi veya ceviz serpip servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun...

04 Kasım 2007 Pazar

Yüzük Çorbası


Yüzük çorbası diyince aklıma hep teyzem gelir. Teyzem Adana'da yaşıyor. Bu çorbayı o kadar güzel yapıyor ki, adeta onunla bütünleşmiş. Yüzük çorbası zaten Adana ve Mersin yöresine ait bir lezzet. Yanlış bilmiyorsam adını içindeki mantıların yüzük taşına benzemesinden almış.

Aslında yapılışı oldukça zahmetli. Ama siz de benim gibi mantı yaptığınızda bir kısmını pişirmeyip buzluğa atanlardansanız o kadar da zor gelmiyor :)) Hatta ben işi abartıp, nohutları da daha önceden pişirip, birer pişirimlik poşetlerde buzlukta saklayanlardanım :)) Bu yüzden Yüzük çorbasını yapmam, benim sadece yarım saatimi aldı. Size de bu yöntemi tavsiye ederim. Yapmanız gereken şey, mantı ve nohut yemeği yaptığınızda malzemeden biraz çalıp, daha sonra değerlendirmek üzere buzluğa atmak :)) Kolay gelsin.


Malzemeler;

-1 kase mantı (Mantı tarifimi "hamur yemekleri" bölümünden alabilirsiniz)

- 1 su bardağı haşlanmış nohut

- 1 yemek kaşığı un

- 1,5 yemek kaşığı domates salçası

- Yarım yemek kaşığı biber salçası

- 1 diş sarımsak (arzuya göre. ama ben koymanızı tavsiye ederim)

- 5-6 yemek kaşığı sıvıyağ veya 2 yemek kaşığı margarin (ben sıvıyağ kullandım)

- 1 limon suyu

- 1 yemek kaşığı nane

- tuz


Yapılışı;

- Çorbayı pişireceğiniz tencerede 1 litre kadar su (veya göz kararı) kaynatın. İçine biraz tuz, mantı ve haşlanmış nohutları ekleyin.

- Derince bir tavaya sıvıyağı koyup, bir yemek kaşığı unu ekleyip hafifçe kavurun. Domates ve biber salçasını da ekleyip kavurmaya devam edin. Sarımsağı ezerek veya rendeleyerek karışıma ekleyin. Mantı suyundan 1-2 kepçe alarak tavaya dökün ve topaklanmaması için iyice karıştırın. Mantıların pişmesine yakın sosu ekleyin. Son olarak nane ve limon suyunu da ekleyin. Mantılar pişince çorbanız servise hazırdır.


Afiyet bal şeker olsun...

Patlıcan Dizme


Bu yemek de Mardin yöresine ait. Aslında Kabak dizmesi'ne çok benziyor. Sadece kabak yerine patlıcan koyuyorsunuz. Ha bir de bu defa ocakta değil, fırında yaptım. Deneyin, çok beğeneceksiniz.


Malzemeler;

- 4-5 adet patlıcan

- 350 gr az yağlı kıyma

- yarım demet maydanoz

- 1 küçük boy kuru soğan

- 2-3 diş sarımsak

- 5 adet domates

- 4 adet çarliston biber

- 1 yemek kaşığı domates salçası

- karabiber, pul biber, tuz

- kızartma yağı


Yapılışı;


- Patlıcanları tek bir tarafından ince bir şerit halinde soyun. (Tek bir çizgisi olacak) Bir parmaktan biraz daha ince halkalar halinde dilimleyim. Yağda hafif pembeleşene kadar kızartın. Kızarttığınız patlıcanların yağının süzülmesi için kağıt havlunun üzerine alıp, soğutun. Biberleri patlıcan halkalarının büüklüğünde keserek yağda çok az kızartıp, patlıcanların yanına koyun.

- 350 gr kıymaya soğanı ve sarımsağı rendeleyin. Yarım demet maydanozu (fazla geleceğini düşünürseniz daha az koyun), karabiber, tuz ve pul biberi ekleyip, köfte harcını yoğurun.

- Domatesleri soyun. Kenarlarından ince halkalar halinde kesip bir tabağa ayırın. Domateslerin içini küp küp doğrayıp, borcam kabın içine her tarafını kaplayacak şekilde yayın.

Şimdi sıra malzemeleri dizmeye geldi;

- Soğuttuğunuz patlıcanlardan bir tanesini elinize alarak avucunuzda hafifçe sıkarak fazla yağını alın.(Merak etmeyin, patlıcanın şekli bozulmaz) Patlıcanı yine eski şekline getirerek köfte harcından cevizden daha küçük bir parça alıp patlıcanın üzerine yerleştirin.(Köfteyi elinizle yassılaştırın) Onun üzerine bir domates halkası ve bir biber koyarak, bir patlıcan daha kapatın. Yine köfte harcı ve sırasıyla diğer malzemeleri koyarak borcam kabın içine yan duracak şekilde yerleştirin.(Resimdeki gibi) Bu işlemi malzemeler bitene kadar aynen tekrarlayın.

- Bütün malzemeler bittikten sonra, 1 yemek kaşığı domates salçasına çok az tuz ekleyip bir kasede sıcak suyla eriterek yemeğin üzerine eşit miktarda gezdirin.

- 250 derece ısıtılmış fırında köfteler pişene kadar tutun. Yemeğiniz hazır.


Not: Bu yemeği dilerseniz kabak ve patlıcan karışımından da yapabilirsiniz. Sırasıyla bir kabak, bir patlıcan şeklinde dizmeniz gerekiyor. Gerçekten çok hoş bir tadı ve görüntüsü oluyor.


Afiyet bal şeker olsun....

03 Kasım 2007 Cumartesi

Havuçlu Pilav (Tavuklu)



Havuçlu pilav çok sevdiğim bir yemektir. Yemektir diyorum, çünkü yanında başka yemek olmasa da tek başına bana yetecek kadar çok seviyorum. Annem sık sık yapar. Ama ben annemden uzak olduğum için :( kendim yapıp, anne hasretimi gidermeye çalışıyorum :((
Baktığım hemen hemen bütün tariflerde havuçlu pilavı tavuk bulyon ile yapıyorlar ve soğan kullanmıyorlar. Ama ben tavuk ve soğan kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü çok daha doğal bir tadı oluyor. Yani diğer Havuçlu pilav tariflerinden farklı. Deneyin, eminim siz de çok beğeneceksiniz. Resimdeki havuçlu pilavlar var ya, işte onlar şu anda midemde :))

Malzemeler;
- 2 adet havuç
- 1 adet küçük soğan
- 100 gr tavuk göğüs eti
- 1 su bardağı pilavlık (tercihen baldo) pirinç
- 2 bardaktan biraz daha fazla kaynamış su
- 4 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 tepeleme yemek kaşığı margarin
- 1 yemek kaşığı kuş üzümü (tercihen)
- 1/4 demet maydanoz
- karabiber
- tuz

Yapılışı;,
- Havuçları soyup rendeleyin. Soğanı yemeklik doğrayın. Teflon tavaya 2 kaşık sıvıyağ koyup soğanı kavurun. Kuş üzümlerini ekleyip, soğanlar pembeleştikten sonra havucu ekleyip kavurmaya devam edin. Karabiber ekleyin. Havuçlar hafif öldükten sonra altını kapatın.

- Tavuk etini küçük küp küp doğrayın. (Küp şekerin yarısından daha da küçük) Pilav tenceresine 1 kaşık margarin ve iki yemek kaşığı sıvıyağ koyup, tavukları ekleyin. Tavuklar hafif kızarınca yıkayıp süzdüğünüz pirinci ekleyip biraz kavurun. Hemen ardından hazırladığınız havucu tencereye ekleyerek karıştırıp, iki su bardağından biraz fazla kaynar suyu üzerine dökün. Tuz ekleyip çok nazikçe malzemeleri karıştırın. Ocağın altını kısıp tencerenin kapağını kapatarak suyunu çekene kadar hiç karıştırmadan pişirin.

- Suyunu çektikten sonra üzerine kağıt havlu kapatarak 10-15 dk. kadar dinlendirin. Maydanozları ince ince kıyın. Pilavı dinlendirdikten sonra servise hazırken maydanozunu karıştırıp servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun...

01 Kasım 2007 Perşembe

Pufidik Pohça



Bu pohçaların tarifini ablamdan aldım. Canım ablam, Eskişehir'e gitmeyeli uzun zaman oldu. Özledim onu. Pohçalarının tadı her zaman damağımda. O kadar güzel yapıyor ki. Aslında onu da bir yemek bloğu yapması için ikna etmeye çalışıyorum ama çocuklarla uğraşmaktan vakit bulamam diyor. Keşke yapsa da herkes onun güzel yemeklerinden faydalansa. Ben bu pohçalara PUFİDİK POHÇA diyorum. Çünkü yumuşacık oluyor. Hamurundan istediğiniz şekilde değişik pohçalar, hatta açma bile yapabilirsiniz. Ben dereotlu, peynirli ve sosisli yaptım. Kolay gelsin.


Arkadaşlar, baştan söylemeliyim ki, verdiğim malzeme miktarıyla yaklaşık 3 tepsi pohça yapılıyor. Fazla gelir derseniz malzemeyi ikiye bölüp daha az yapabilirsiniz. Ama yumurta sayısı aynı kalsın.

Malzemeler;

- 2 yumurta (beyazları hamura, sarıları pohçanın üstüne sürülecek)

- 2 tane yaş maya

- Yarım paket (125 gr) margarin

- Yarım su bardağı süt

- Yarım su bardağı yoğurt

- Yarım su bardağı sıvıyağ

- İki su bardağı sıcak su

- Bir tutam tuz

- Bir yemek kaşığı toz şeker

- Un

İçi için;

- peynir, sosis

Hamura karıştırmak için;

- 1 demet dereotu

Üzeri için;

- Susam, çörekotu

Hazırlanışı;

- Büyükçe bir hamur yoğurma kabına 2 yumurta beyazı, sıvıyağ, eritilmiş margarin, toz şeker, tuz, süt, yoğurt, 2 adet yaş maya ve el yakmayacak sıcaklıkta 2 su bardağı suyu koyup iyice karıştırın. Daha sonra un ekleyip kulak memesinden daha da yumuşak bir hamur yoğurun. (Ne kadar yumuşak olursa o kadar güzel kabarıyor)

- 1 demet dereotunu ufak doğrayıp hamura serpe serpe karıştırıp yoğurun.

- Hamuru hiç bekletmeden ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde açın. Ortasına peynir veya sosis koyarak kapatın. Yuvarlak veya yarım ay şekli vererek tepsiye arasında geniş boşluklar bırakarak dizin. (Hamur tepside kabaracak) Üzerine yumurta sarısını sürün, susam ve çörekotunu serpiştirerek pohçaların tepside kabarmasını bekleyin. Kabardıktan sonra 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.

Afiyet bal şeker olsun...


28 Ekim 2007 Pazar

Pırasalı Börek


Bu böreği ilk yaptığımda açıkçası çok tereddütlerim vardı. Pırasanın böreğe nasıl bir tat vereceği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama iyi ki de denemişim. Şimdi bütün arkadaşlarım benden bu böreği istiyor. Hatta pırasadan nefret edenler bile... :)) Emin olun çok lezzetli oluyor. Denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.
Malzemeler;
- 3 adet yufka (küçük dikdörtgen fırın tepsisi için) Eğer daha büyük bir tepside yapacaksanız daha fazla yufka kullanın)
- 5-6 adet orta boy pırasa (yaprakları ile birlikte)
- 1 tablet tavuk bulyon
- 6 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 çay bardağı süt
- kimyon, karabiber, pul biber, tuz
- yarım çay bardağı su
üzeri için;
- 2 adet yumurta sarısı
Yapılışı;
- Pırasaları uzunlamasına ikiye bölerek minik minik doğrayın. Tencereye 4 yemek kaşığı sıvıyağ koyup pırasaları kavurun. Üzerine dilediğiniz miktarda tuz, karabiber, kimyon (1 çay kaşığı koymanızı tavsiye ediyorum), pul biber serperek karıştırın. Yarım çay bardağı suya tavuk bulyonu ufalayarak iyice karıştırıp pırasaya ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirip altını kapatın ve soğutun. (Pırasaların hafif diri kalması gerekiyor)
- 1 çay bardağı sütü 2 yemek kaşığı sıvıyağ ile bir kasede karıştırın.
- yufkaları ortadan ikiye bölün.( Ben dikdörtgen küçük fırın tepsisi kullandım. Eğer daha büyük bir tepside yapacaksanız 4 yada 5 adet yufka kullanın. Ve yufkaları bütün olarak kullanın) Hafif yağladığınız fırın tepsisine yarım yufkayı buruşuk bir şekilde yerleştirin. İkinci yarımı da aynı şekilde yerleştirin. Süt ve yağ karışımından bir kaşık yardımıyla tepsideki yufkaların üzerine serpin. Şimdi hazırladığınız pırasaların yarısını yufkanın üzerine serpiştirin. Üzerine yarım yufka daha kapatıp yine süt serpiştirin. Sonra diğer yarımı koyup kalan pırasayı ekleyin. Yarım yufka daha kapatıp tekrar süt serpin. Son yufkayı buruşturmadan düzgün bir şekilde tepsiye yerleştirin. (yufkanız kenarlardan artarsa onları kesip, son yufkanın altına koyabilirsiniz.
- Son olarak üzerine yumurta sarısını sürüp 200 derece sıcaklıkta üzeri nar gibi kızarana kadar pişirip fırından alın.
Afiyet bal şeker olsun....

21 Ekim 2007 Pazar

yemek tarifleri

enlezizyemekler: kabak dizmesi

19 Ekim 2007 Cuma

Pizza



















Pizza yapmaya bayılırım. Malzemelerini hazırlamak bana ayrı bir keyif veriyor. İçine ne bulursam koyuyorum :)) Yine ne bulduysam doldurduğum bir pizza yaptım. Kuzenlerim bendeydi dün akşam. Büyük bir keyifle yedik kocaman bir tepsiyi. Sizlerle de paylaşmak istedim.
Ben pizzayı fırında satılan ekmek hamuruyla hazırladım. Dileyenler pizza hamurunu evde de hazırlayabilir tabii. Kolay gelsin.

Malzemeler;

- iki adet ekmek hamuru
- 15 adet mantar
- yarım kangaldan biraz daha az sucuk (arzuya göre tabii) veya salam
- 2 adet kırmızı biber
- 5 adet yeşil biber (ben koymayı unutmuşum :(( )
- 3 adet domates
- bir kase biberli yeşil zeytin
- bir kase taze kaşar rendesi
- 2 yemek kaşığı domates salçası
- kekik, pul biber, tuz

Yapılışı;

Önce malzemeleri hazırlayalım:
- Domatesleri soyup, içini aldıktan sonra (sulanmasın diye) yarım ay şeklinde dilimleyin.
- Mantarları ince ince doğrayın.
- Yeşil biberlerin çekirdeklerini çıkarıp uzunlamasına dörde bölün.
- Kırmızı biberlerin çekirdeklerini çıkarıp jülyen şeklinde doğrayın.
- Biberli zeytinleri halka halka doğrayın (üçe bölmeniz yeterli)
- Sucuk veya salamları ince halkalar halinde kesin
- Kaşar peynirini rendeleyin

Şimdi sıra hamurda;
- Ekmek hamurunu hafif yağladığınız fırın tepsisinin içine elinizle açın. (Açması zor, ben açtıkça hamur geri toplandı. Ama yılmayın, başaracaksınız :)) Ben dikdörtgen şeklinde bir fırın tepsisi kullandım.
- Hamuru açtıktan sonra çatalla üzerinde delikler açın.
- 2 yemek kaşığı salçaya 4-5 kaşık su ilave ederek karıştırın. Bu karışımı hamurun üzerine sürün. Üzerine kekik serpiştirin.
- Hazırladığınız malzemeleri sırasıyla hamurun üzerine dizin. Malzemeleri dizdikçe üzerine çok az tuz ve pul biber serpiştirin. Önce mantar, zeytin, kırmızı biber, domates, yeşil biber, sucuk veya salam ve en üstte de kaşar rendesi olacak.
- 200 C derecede ısıtılmış fırında pişirin. (Pişirme süresi yaklaşık 30 dakika) Ama siz yine de sürekli kontrol etmeyi unutmayın.
- Pizzayı fırından aldıktan sonra sıcakken dilimleyerek servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun...

Ispanaklı ve Kaşarlı Gözleme (4 kişilk)




















Malzemeler;

- 4 adet hazır yufka
- 250 gr. ıspanak
- 1 küçük boy kuru soğan
- 100 taze kaşar peyniri
- sıvıyağ
- tuz, karabiber


Yapılışı;

- Ispanağı 3-4 kez iyice yıkayarak doğrayın. Soğanı yemeklik doğrayıp 3 yemek kaşığı sıvıyağla birlikte bir tencerede kavurun. Üzerine ıspanakları ilave ederek 3-4 dk. kadar pişirin. (Ispanaklar hafif çiğ kalacak) Üzerine tuz ve karabiberi dilediğiniz kadar serpin.

- Kaşar peynirini rendeleyin.

- 1 adet yufkayı tezgahınıza açın. Üzerine 1 yemek kaşığı sıvıyağ gezdirip yufkanın her yerine bulaşmasını sağlayın. Yufkayı her iki ucundan uçlar üstüste gelecek şekilde katlayın. Hazırladığınız ıspanaklı için bir yufkalık kısmını , yufkanın ortasına koyup elinizle kare olacak şekilde yayın. Ispanağın üzerine kaşar peyniri serpip yufkanın diğer kenarlarını üstüste katlayın.

- Aynı işlemi diğer yufkalar için de uygulayın.

- Teflon tavaya 1 yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Tava kızdıktan sonra gözlemeyi koyarak altlı üstlü çevirerek üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Gözlemeniz servise hazır :)

Afiyet bal şeker olsun...

Salçalı Sosis (4 kişilik)



Kahvaltıda iştah açan bir çeşit olduğunu söyleyebilirim. Ben çok seviyorum. Arkadaşlarım bana geldiklerinde özellikle yapmamı isterler.

Malzemeler;

- 4 adet uzun sosis

- 1 yemek kaşığı domates salçası

- 3 yemek kaşığı sıvıyağ

- yarım çay bardağı su

- tuz, karabiber, pul biberi

Yapılışı;

- Sosisleri kalın halkalar halinde doğrayarak teflon tavada sıvıyağla birlikte yaklaşık 1 dakika kadar kavurun. Üzerine 1 yemek kaşığı domates salçasını ilave edip bir iki kez karıştırarak salçanın kavrulmasını sağlayın.

- Yarım çay bardağı suyu ilave edin. Tuz, karabiber ve pul biberi de ilave ederek yaklaşık iki dakika kadar kısık ateşte pişirin. Sıcakken servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun...

Fırında Sebzeli Tavuk


Bu yemek çok kolay ama çok lezzetli. Hatta beyler özellikle mutfağa girmeyi düşünüyorsa eşlerinden tam puan alabilecekleri bir tarif. Tavsiye ederim :))
Malzemeler;

- Yarım kg. tavuk kanat veya baget (ben bu defa kanat kullandım)
- 3 orta boy patates
- 2 adet domates

- 1 orta boy soğan

- 1 adet kırmızı biber

- yarım çay bardağı sıvıyağ

- 1 çay bardağı su

- pul biber

- karabiber, tuz


Yapılışı;

- Tavukları geniş bir kaseye alın. Üzerine pul biber, karabiber, tuz ve yarım çay bardağı sıvıyağ döküp iyice karıştırın. Fırın tepsisinin içine boşaltıp iyice yayın.

- Kabukları soyulmuş domatesleri dörde bölüp tavukların üzerine yerleştirin.

- Patatesleri ve soğanı da kalın halkalar halinde keserek onları da tepsiye yerleştirin.

- Kırmızı biberin çekirdeklerini çıkarın. Uzunlamasına doğrayarak tepsinin üzerine serpiştirin.

- Tüm malzemelerin üzerine az miktarda tuz, karabiber ve pul biberi serperek, 1 çay bardağı suyu üzerine gezdirin. 200 derecede ısıtılmış fırında soğanlar kızarana kadar pişirin.


Not: Ben üzerlerine bir de daha önceden hazırladığım jülyen sebzelerden az miktarda serpiştirdim. Dileyen Jülyen sebze tarifine Sebze Yemekleri bölümünden bakabilir.


Afiyet bal şeker olsun....

12 Ekim 2007 Cuma

Cevizli Burma Tatlısı



















Cevizli Burma Tatlısını gecenin bir vakti yapmaya karar verdim aslında :) Nasıl mı? Evde hazır baklava yufkası vardı da ondan öyle rahattım :)) Valla iyi ki de yapmışım. Tadı o kadar güzel oldu ki, tek başıma bile hepsini yiyebilirim :) Ama tabii ki size de ikram etmeyi çoooook isterdim. İsteyen arkadaşlar buyursun gelsin, bekliyorum herkesi :)) Herkese yetecek kadar çok var CEVİZLİ BURMA TATLISI'ndan. :))


Malzemeler;

- 500 gr. baklava yufkası (25 adet)

- 300 gr kadar çekilmiş ceviz içi.

- 250 gr. margarin veya tuzsuz tereyağı (ben margarin kullandım)


Şerbeti için;

- 3 su bardağı şeker

- 2,5 su bardağı su

- birkaç damla limon suyu


Yapılışı;

- Önce şerbetini yapalım. Bir tencereye 3 su bardağı şeker ve 2,5 su bardağı suyu koyup kıvamını alana kadar kaynatın. Ocaktan almadan az önce limonu damlatın. Ocaktan alıp soğumaya bırakın.

- Baklava yufkalarını tezgahın üzerine açın (Hepsi üstüste dursun)

- Üstteki yufkanın üzerine ceviz serpin. Oklavanızı yufkanın en ucundan tutarak iki yufkayı oklavaya sarın. Yani iki yufkayı birden sarmış olacaksınız. (Tek katlı çok ince oluyor. Ben öyle yaptım, tam geldi.) Oklavaya sardığınız yufkayı iki tarafından tutun. İki ucunu birbirine doğru büzün. Sonra oklavadan çıkarıp dikdörtgen fırın tepsisine uzunlamasına koyun. (Yufka tepsinin yarım boyunda olacaktır. İşlemi tekrarlayın. Ve ikinci ruloyu da ilk rulonun devamını getirecek şekilde tepsiye yerleştirin. (Şekle bakınız)




- Bütün yufkaları tamamladığınızda yanyana uzun şeritler oluşacak tepside.

- Tereyağını veya margarini bir tavada ocakta eritin.(Ama yanmasın dikkat)


- Erittiğiniz margarini burmaların üzerine eşit miktarda dökün. (Kaşık kullanırsanız eşitlemek daha kolay)
- Burmaları şekildeki gibi kesin. 170 C derece ısıtılmış fırında üzeri nar gibi kızarana kadar pişirin.
- Fırından alır almaz hemen şerbetini bir kepçe yardımıyla üzerine gezdirin. Soğuduktan sonra servise hazırdır.

Afiyet bal şeker olsun...

Arnavut Ciğeri



Öncelikle herkesin Ramazan Bayramını kutluyorum. Arnavut ciğerini dün yaptım. Aslında uzun zamandır aklımdaydı. Ama düne kısmet oldu yapmak. İyi ki de dün yaptım. Çünkü iftarımı uzun zamandır söz verip de bir türlü gidemediğim kuaförümde yapmak kısmet oldu. Yaptığım yemekleri oraya taşıyıp, kalabalık bir şekilde iftar yaptık. Neler mi yaptım? Mercimek çorbası (sebzeli), tavuklu mantar sote, pirinç pilavı ve arnavut ciğeri. Zaten onlar da bişeyler hazırlamışlardı. Çok güzel bir iftardı. Ama bu yemeklerimden sadece Arnavut Ciğerinin resmini çekebildiğim için şimdilik onu yayınlıyorum.


Gelelim tarifimize;



Malzemeler;





- 500 gr kuzu ciğeri


- 1 su bardağı kadar un


- tuz


- pul biberi


- 2 su bardağı kadar kızartma yağı


- 2 adet orta boy kuru soğan


- yarım demetten az maydanoz


- yarım limon


- 3 yemek kaşığı zeytinyağı








Yapılışı;





- Ciğerlerin zarlarını soyup küp küp doğrayın.(Kesme şeker büyüklüğünde) Arzu ettiğiniz kadar tuz ve pulbiberi ekleyip karıştırın.


- Unu yayık bir tabağın içine boşaltın. Ciğerleri birer tavalık una bulayarak kızgın yağda 2 dakika kadar kızartın.( Eğer 2 dk.nın fazla geleceğini düşünüyorsanız daha erken alın. Ciğerin çok kurumaması gerekiyor.) Kızarttığınız ciğerleri süzgeçli kaşık yardımıyla yağını süzerek tavadan alıp, kağıt havlu serdiğiniz kabın içine alın. Bu işlemi bütün ciğerler için uygulayın.


- Soğanları ikiye bölerek piyazlık doğrayın. Bir kabın içinde üzerine tuz serperek soğanları elinizle ovun. Daha sonra üzerine bol su dökerek soğanları avucunuzun içinde sıkarak sudan çıkarın. Üzerine ince kıyılmış maydanoz, limon, zeytinyağı ve pulbiberi ekleyerek iyice karıştırın. Ciğerleri koyduğunuz servis tabağının yanına ekleyin.





Afiyet bal şeker olsun...

10 Ekim 2007 Çarşamba

yemek tarifleri

enlezizyemekler: kabak dizmesi

kabak dizmesi

enlezizyemekler: kabak dizmesi

Kuru Köfte ve Patates (4 kişilik)















Kuru köfte tarifi çok basit gibi görünür ama gerçekten köfte yapmanın inceliklerini bilmek gerektiğini düşünüyorum. Mesela bence ilk bilinmesi gereken, yanında mutlaka patates kızartması olması gerektiğidir :))



Şaka bir yana, bence köfteye tadını veren şeyler kullanılan baharatlar ve köftenin çok iyi yoğurulmasıdır.


Malzemeler;

- 300 gr köftelik kıyma

- 1 orta boy soğan

- 2 diş sarımsak

- 1 yumurta

- küçük bir dilim bayat ekmek

- karabiber

- pul biberi

- 1 yemek kaşığı nane

- tuz

- patates kızartması için 3 adet kızartmalık iri patates

- kızartmak için ayçiçek yağı


Yapılışı;


- Kıymayı geniş bir kabın içine koyun. İçine soğanı rendeleyin. Sarımsakları da rendeleyerek koyun. 1 yumurtayı üzerine kırın.

- Bayat ekmeği ıslatıp elinizle sıkarak suyunu alın ve harcın içine ekleyin. Dilediğiniz miktarda tuz, karabiber ve pul biberi ekleyin.

- Son olarak nanesini de ekleyip yoğurmaya başlayın. Yoğurma işleminiz oldukça uzun sürmeli. Ne kadar çok yoğurursanız köfte o kadar özdeşleşir ve tadı güzel olur.

- Hazırladığınız köfte harcından elinize ceviz büyüklüğünde parçalar alarak önce avucunuzda yuvarlayın, sonra da hafifçe bastırarak yassılaştırın. Artık kızartmaya geçebilirsiniz.

- Teflon tavaya az miktarda yağ koyun. Yağ hafif kızdıktan sonra köfteleri tavaya alıp altlı üstlü çevirerek kızartın. Kızartırken köftelerin çok kurumamasına özen gösterin. Yoksa tadı bozulur.



Patates kızartması için sanırım tarif yazmama gerek yok. Ama şunu söyleyebilirim, patatesleri bir gün öncesinden dilimleyip, birer tavalık poşetlere ayırıp buzluğa atın. Kızarttığınız zaman çok daha az yağ çektiğini göreceksiniz. Patatesleri derin bir kızartma tenceresinde bol yağda kızartın.
NOT: Ben servis tabağına bir de Jülyen Izgara Sebze ekledim. (tarifi sebze yemekleri bölümünde bulabilirsiniz) Yanına çok yakıştı tavsiye ederim.


Afiyet bal şeker olsun...



09 Ekim 2007 Salı

Ispanaklı Kolay Börek


Ben böreklerimi genelde hazır yufkayla yapıyorum. Bu yüzden "kolay börek" ismini benden sık sık duyacaksınız. Çünkü saatlerce uğraşıp hamur yoğuran ve yufka açma becerisine sahip olan kişilere haksızlık etmek istemiyorum :)) Kim bilir, belki günün birinde ben de yufka açarım. İşte o zaman böreklerimin isimlerini değiştirebilirim :)) Mesela "ISPANAKLI ÇOOOOOK ZOR BÖREK" ismini verebilirim :)) Şimdilik hazır yufkayla yetinerek tarifime geçeyim. Kolay gelsin...


Malzemeler;


- 3 adet hazır yufka

- 300 gr ıspanak

- 1 orta boy soğan

- 1 su bardağı süt

- 3 yemek kaşığı sıvıyağ

- tuz

- karabiber


Üzeri için;

- 2 adet yumurtanın sarısı


Yapılışı;


- Ispanakları 3-4 kez iyice yıkadıktan sonra doğrayın.

- Bir orta boy soğanı yemeklik doğrayın

- 3 yemek kaşığı kadar sıvıyağda bir tencerenin içinde soğanları hafif kavurun. Ispanakları ekleyin. Tuz ve karabiberi de ekleyerek hafif pişirin. (Ispanaklar çok pişmesin. Hafif diri kalacak)

- Ispanağın suyunu hafifçe süzün.

- Fırın tepsisini yağlayın. (Ben küçük dikdörtgen tepsi kullanıyorum. Tarifi de ona göre veriyorum)

- Yufkaları ortadan ikiye bölün. İlk yarım yufkayı tepsiye büzüştürerek yerleştirin. Üzerine bir kaşık yardımıyla biraz süt gezdirin.(Süt, böreğin içinin yumuşacık olmasını sağlar) Diğer yarım yufkayı da tepsiye sığacak şekilde büzüştürerek yerleştirin. Hazıladığınız ıspanaklı için yarısını yufkanın üzerine serpiştirin.

- Üzerine yarım yufka daha kapatın. Yine üzerine süt gezdirin ve diğer yarım yufkayı kapatın.

- Kalan ıspanaklı içi üzerine serpiştirin. Son yufkanın yarısını tekrar üzerine büzüştürerek yerleştirin. Yine süt gezdirin. Şimdi sıra son yarım yufkada;

- Kalan yarım yufkayı düzgün bir şekilde tepsiye yerleştirin. Artan kenarlarını tepsinin kenarlarına yedirmeye çalışın.

- 2 yumurtanın sarısını ayırarak çırpın ve böreğin üzerine eşit miktarda sürün. (Dilerseniz üzerine çörek otu da serpiştirebilirsiniz. Ben sevmiyorum)

- 200 derecede ısıtılmış fırına sürerek, üzeri nar gibi kızarana kadar pişirin.

- Fırından çıkardıktan hemen sonra kare şeklinde kesip, servis yapabilirsiniz.


Not: Resimdeki böreğimin içine ben ayrıca bir gün önce yaptığım sigara böreğinden artan peynirli içten de koydum. Çok lezzetli oldu. Ispanağa karıştırarak ekleyebilirsiniz.


Afiyet bal şeker olsun...




Jülyen sebzeli omlet (2 kişilik)


Bu tarifi hiçbir yerden almadım. Kendim uydurdum desem yalan olmaz :)) Ama iyi ki de yapmışım. Bu kadar lezzetli olabileceğini ben bile tahmin etmemiştim. Deneyin, eminim çok beğeneceksiniz.

Bu arada verdiğim malzeme listesindeki sebzeler bu omlete çok fazla geliyor. Bu yüzden ben sebzelerin yaklaşık yarısını kilitli buzdolabı poşetine koyarak buzluğa koydum. Daha sonra diğer yemeklerinizin yanında servis yapabilirsiniz.


Malzemeler;


- 1 adet kabak

- 1 adet havuç

- 5 adet yeşil soğan

- 2 adet kırmızı tatlı biber

- 2 adet yumurta

- tuz

- karabiber


Yapılışı;


- Kabağı, havucu, yeşil soğanları ve kırmızı biberleri jülyen şeklinde (uzunlamasına, ince ince,yani kibrit çöpünden biraz daha kalın) doğrayın.

-Teflon tavada her sebzeyi ayrı ayrı (yağsız) ızgara yapın. (Sebzeler tam pişmeyecek. Tavada çok az tutun. Hafif kıtır kalacak)

-Daha sonra sebzeleri küçük bir teflon tavaya alın. (Yukarıda açıkladığım gibi, sebzeler fazla gelecektir. Yarısını daha sonra kullanmak üzere saklayın.

- Bir kasede yumurtaları az tuz ve karabiberle çırpın ve tavadaki sebzelerin üzerine yayın. Üzerine bir kapak örtüp, ocağın altını kısın. Yumurtalar katılaşıncaya kadar pişirin.

- Omletiniz servise hazır.


Afiyet bal şeker olsun...



Mutluluk Yemeğinin Tarifi


Selam Herkese

Birkaç gündür yoktum. Tatlı bir telaşımız vardı çünkü. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim en yakın arkadaşım Nevin, Fikret'le sözlendi. Çok tatlı olmuştu o gün. Gözlerindeki mutluluğu anlatamam size. Aradığı aşkı bulmuş, ve muradına ermiş biri böyle bakabilirdi ancak. Allah tamamına erdirir İnşallah. Mutluluğun hep daim olsun benim melek arkadaşım. Hep böyle gül :)
Böyle bir resim karşısında herhalde en güzel, mutluluk yemeği tarif edilir.
Malzemeler ;
- Çok büyük bir aşk
- Karşılıklı sevgi
- Saygı
- Hoşgörü
- Bir tutam da anlayış
Tarifi;
Bütün malzemeleri yüreğinizin en derin kabında iyice yoğurun. Ve kalbinizin sıcaklığında pişirin. Mutluluğunuz daim olsun sevgili dostlar... Sevgiyle kalın...

05 Ekim 2007 Cuma

Nergis Salatası

03 Ekim 2007 Çarşamba

Nergis Salatası (Patates,Yeşil Soğan,Yumurta)


Bu salatanın ismi Nergiz Çiçeğinden geliyor. İçindeki malzemelerin nergizin rengine benzemesinden dolayı bu ismi almış. Yumurtanın akı nergizin yapraklarını, sarısı çiçeğin ortasını, yeşil soğan ise nergis çiçeğinin dalını ve yapraklarını simgeliyor. Hatta bir rivayete göre Peygamber efendimiz bir gün yumurta, patates ve soğan yerken, yere dökülen kırıntıların bir araya toplanıp nergis çiçeğini oluşturduğu söylenir. Öyle midir bilmiyorum ama bildiğim birşey varsa o da bu salatanın çok lezzetli olduğudur. Yumurtanın sarısı salataya karışınca sanki mayonez varmış gibi bir tadı oluyor salatanın. Deneyin, çok seveceksiniz :)


Malzemeler;


- 5-6 adet küçük (haşlamalık) patates

- 3 adet yumurta

- 5 adet yeşil soğan

- 1 limonun suyu

- 1 kahve fincanı zeytinyağı

- tuz, pul biber


Yapılışı;


- Patatesler iyice yumuşayana kadar suda haşlanır (Kabuklarıyla birlikte)

- Yumurtalar katı olana kadar suda haşlanır

- Yeşil soğanlar ufak ufak doğranır

- Patatesler küçük kuşbaşı şeklinde doğranır (kesme şeker büyüklüğünde olsun)

- Yumurtalar da kesme şeker büyüklüğünde doğranır

- Malzemeler bir kaseye alınarak üzerine limon suyu, zeytinyağı, tuz ve pul biberi ekleyerek iyice harmanlanır. Servis tabağına alınır. Artık servise hazır.


Afiyet bal şeker olsun

Jülyen ızgara sebzeler




Özellikle tavuk pirzola, baget, ızgara köfte ve daha birçok yemeğin yanına ekleyebileceğiniz tamamlayıcı bir tarif. Ben ilk defa denedim. Ama çok güzel oldu. Arkadaşlarım da çok beğendi. Hem çok hafif oluyor, hem de lezzetli ve sağlıklı.








Malzemeler;




- 1 adet havuç


- 1 adet kabak


- 2 adet tatlı kırmızı biber


- 5 adet yeşil soğan


- Soya sosu (Ben özellikle KÜHNE marka Asia Soya Sosu kullanıyorum. Tavsiye ederim)






Yapılışı;




- Havucu soyup 3 eşit parçaya bölün. Sonra uzunlamasına ince dilimler halinde kesin. Bu dilimleri de ince ince uzunlamasına kesin. Küçük bir tabakta bekletin.


- Aynı işlemi kabak için de uygulayın. Ayrı bir tabağa koyun.


- Kırmızı tatlı biberlerin çekirdeklerini çıkartarak uzunlamasına ince şeritler halinde kesin. Onları da ayrı bir kapta bekletin.


- Yeşil soğanların sadece beyaz kısmını kesip, uzunlamasına dörde bölün. (Yani ince şeritler elde edeceksiniz.


- Teflon tavayı ocakta kızdırın. Havuçları tavaya alıp, tavayı sallayarak ızgara yapın. (Havuçlar hafif kıtır kalacak kadar pişirin.) Pişen havuçları tavadan alarak bir tabakta bekletin.


- Şimdi sıra kabaklarda. Aynı işlemi kabaklar için de uygulayın. Hafif kıtır kalacak. Kabakları tavadan alıp, havuçların üzerine ekleyin.


- Biberleri teflon tavaya alın. Aynı şekilde hafif ızgara yaparak havuç ve kabakların üzerine ekleyin.


- Son olarak yeşil soğanları tavaya alın. Soğanlar tavaya yapışabilir. Bu yüzden çok iyi karıştırmanız gerekiyor. Pişme süresi diğer malzemelerden daha kısa olacak.


- Şimdi pişirdiğiniz havuç, kabak ve biberleri tavadaki soğanların üzerine boşaltın. Tahta spatula yardımıyla sebzeleri ezmemeye özen göstererek malzemeleri iyice karıştırın. Üzerine 2-3 yemek kaşığı kadar soya sosu gezdirin. Bir iki kez daha tavada çevirdikten sonra tavayı ateşten alın. Artık yemeğinizin yanına ekleyerek servis yapabilirsiniz.




Not: Özellikle tuz eklemiyorum. Çünkü soya sosu yeterince tuzlu oluyor.




Afiyet bal şeker olsun






02 Ekim 2007 Salı

Fırında Baget



Bugün iftara misafirlerim vardı. Çok sevdiğim arkadaşım Nevin ve kızkardeşi Derya, bir de çok sevgili arkadaşım Elena. Onlar için yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Bu Cumartesi Nevin sözleniyor. Umarım çoooooook mutlu olur canım arkadaşım. Çünkü o bütün güzellikleri hak edecek kadar temiz yürekli bir kız.


Gelelim yemeğimize; O kadar basit bir yemek ki, hem sizi yormuyor, hem de çok lezzetli oluyor. Arkadaşlarım çok beğendi. Umarım siz de beğenirsiniz.




Malzemeler;




- 8 adet baget


- 4 adet orta boy patates


- 20-25 adet arpacık soğanı


- 1 çay bardağı sıvıyağ


- Tuz, karabiber




Yapılışı;




Patatesleri 4 parçaya bölün. Arpacık soğanları soyun. Soğanları bütün koyacaksınız. Geniş bir kaba bütün malzemeleri koyup iyice karıştırın. Borcam kabın içine malzemeleri yayarak dökün. Fırında 170 derecede bagetler pişene ve patatesler hafif kızarana kadar pişirin. Pirinç pilavı ile servis yapın.




Not: Ben yanına bir de jülyen doğranmış sebzeleri ızgara yaparak servis yaptım. Tarifini sebze yemekleri bölümünde bulabilirsiniz.




Afiyet bal şeker olsun...

Sigara Böreği


Şimdi bana bu kadar basit bir yemeğin de tarifi yapılır mıymış diyebilirsiniz. Ama bence bu kadar lezzetli olan her yemek, bu sayfada yer almayı hak ediyor :)) Hem sigara böreği diyip geçmeyin bence. O kadar değişik tariflerde yapılabiliyor ki...

Ben bugün peynirlisini yaptım. Ama siz isterseniz kıymalısını, patateslisini, sucuklusunu, sosislisini, ıspanaklısını, hatta pırasalısını bile yapabilirsiniz :) Yapılış tarifi aynı. Sadece başrol oyuncuları değişiyor :))

Hadi peynirli sigara böreği yapalım :))


Malzemeler;


- 4 adet hazır yufka

- 500 gr beyaz peynir (ya da lor kullanabilirsiniz ama ben peynir tercih ediyorum)

- 1 demet maydanoz

- kızartmak için ayçiçek yağı


Yapılışı;


- Yufkaları üstüste gelecek şekilde açın. Düz bir bıçak yardımıyla pasta dilimi şeklinde 16 eşit parçaya bölün. Bir kabın içinde peynirleri çatal yardımıyla ezin. İçine ince kıyılmış 1 demet maydanozu ilave edip karıştırın.

- kestiğiniz yufkanın geniş tarafına peynirli harçtan yerleştirip yanlardan çok az katlayın ve sigara şeklinde sarın. Yufkanın en uç kısmına parmağınızı su ile ıslatarak elinizi sürüp yapışmasını sağlayın.

- Börekleri 1 saat kadar buzlukta bekletirseniz kızarttığınızda hiç yağ çekmez. Ben hep bu şekilde yapıyorum. Hatta tarifte verdiğim miktarlar fazla gelirse bir kısmını buzlukta saklayabilirsiniz. Saklarken dizdiğiniz kabın içinde oluşan her sıradan sonra üzerine mutlaka poşet serin. Böylece yapışmasını önleyebilirsiniz.

- Sigara böreklerini buzluktan alıp hiç bekletmeden kızgın yağda pişirin.

- Dilerseniz börekleri fırın tepsisine dizip, üzerine yumurta sarısı sürerek fırında da pişirebilirsiniz. Daha hafif oluyor.


Afiyet bal şeker olsun...


01 Ekim 2007 Pazartesi

Un Çorbası (Harire)


Mardin'de bu çorbaya Harire diyoruz. Çok pratik ve değişik bir tat. Biraz işkembe çorbasını andırıyor. Ben işkembe çorbası içmeyenlerdenim ama tadına bakan arkadaşlarım çok benzediğini söylüyorlar. Kim bilir, belki bu sayede birgün işkembe çorbasının da tadına bakarım :))


Malzemeler;


- 4 yemek kaşığı un

- 1,5 yemek kaşığı margarin veya tereyağı (ben margarin kullandım)

- 6 su bardağı kaynar su

- 2 diş sarımsak

- tuz, karabiber

- kırmızı toz biber (3 kaşık sıvıyağda sos yapılacak)


Yapılışı;


- Margarini çorba tenceresine koyun. Eritip unu ekleyin. Un pembeleşene kadar karıştırarak kavurun. 6 su bardağı kaynar suyu ekleyin. Topaklanmaması için suyunu eklerken çok iyi karıştırmanız gerekiyor. Yine de topaklanırsa tencereyi ateşten alıp hafif soğuduktan sonra mikserle çırpabilirsiniz. Kaynayana kadar sürekli karıştırın. İçine tuz ve karabiberi ekleyin. Yaklaşık 10 dk. kadar kaynatın.

Sarımsakları havanda iyice ezin. Çorba pişip altını kapattıktan sonra sarımsağı ekleyerek iyice karıştırın. Tencerenin kapağını kapatıp, sarımsak özdeşleşsin diye 5 dakika kadar dinlendirin. Artık servis yapabilirsiniz. Kaselere doldurduktan sonra üzerine sıvıyağla birlikte hazırladığınız toz biber sosundan 1 kaşık gezdirin.


Afiyet bal şeker olsun...

Fırında Mücver



Mücveri çok severim. Ama yağda kızartıldığı zaman bana çok ağır geliyordu ve yiyemiyordum. Sonra birgün acaba fırında yapsam nasıl olur diye düşündüm. İnternette birkaç yemek sitesine baktım. Evet böyle bir tarif varmış :))

Ben genelde birkaç tarife bakıp, daha sonra bana en uygun gelen malzemelerle yaparım yemeklerimi. Fırında mücveri de böyle yaptım işte. Çok da güzel oldu. Umarım siz de beğenirsiniz.


Malzemeler;


- 2 adet kabak

- 2 adet orta boy soğan

- 1 kahve fincanı sıvıyağ

- 2 adet yumurta

- 2 çorba kaşığı un

- yarım demet ince kıyılmış maydanoz

- nane

- tuz, karabiber, pul biberi


Yapılışı;


- Kabakları rendeleyip suyunu sıkarak derin bir kaseye alın

- Soğanları rendeleyip ekleyin. diğer bütün malzemeleri de ekleyip hepsini kaşık yardımıyla bir güzel karıştırın.

Borcam kabın içini hafifçe yağlayarak mücveri içine boşaltın. (Ben iki adet kabak kullandığım için orta boy bir borcamın içinde pişirdim.) Spatula yardımıyla üzerini düzelterek (kek yayar gibi) 200 derece ısıtılmış fırına sürün. Üzeri kızarana kadar pişirin. Sıcakken kek keser gibi küçük karelere bölerek servis tabağına alın.


Afiyet bal şeker olsun...


Not: Bazı tariflerde üzerine kaşar peyniri rendesi de koyuyorlar. Ben zaten diyet yemeği yapmak istediğim için kaşarın ağır kaçacağını düşünerek koymadım. Arzu ederseniz ekleyebilirsiniz.

29 Eylül 2007 Cumartesi

Mantı



Arkadaşlar size böyle tarifler yazıyorum diye beni kilolu zannetmeyin lütfen :)) Ben kiloma oldukça dikkat eden biriyim. Hatta inanmazsınız hergün tartılan ve yarım kilo bile alsam hemen diyete başlayan bir tipim. Nasıl olur da hem bu yemekleri yiyip hem de zayıf kaldığımı sorarsanız şunu söyleyebilirim. Ben her türlü yemeği yerim, ama az yerim. Günde mutlaka en az bir saat yürürüm. Basküle çıktığımda tehlike çanlarının çaldığını farkedersem, hemen diyete başlarım. Diyet derken, öyle ağır bir diyet değil benimki. Sadece sebze yemeklerine ağırlık veririm ve bol su içerim. Size de tavsiye ederim. Biz türklerin o kadar zengin bir yemek kültürü varken bunlardan tatmamak kişinin kendine yapacağı en büyük eziyettir. Ama birazcık otokontrol ile hem yiyip hem zayıf kalabiliriz öyle değil mi :)) Kolay gelsin herkese

Malzemeler;

Hamuru için;
- 2 su bardağı un
- 1 yumurta
- tuz ve su

İçi İçin

- 200 gr kıyma
- 1 orta boy soğan
- 1/4 demet maydanoz
- tuz, karabiber

sosu için;
- Tereyağı
- Yoğurt
- Sarımsak (arzuya göre. Mesela ben kullanmıyorum)
- Nane
- Kırmızı toz biber


Yapılışı;

Büyükçe bir kabın içine 2 su bardağı unu eleyin. Ortasını açıp 1 yumurtayı kırın. Çok az tuz da ilave edin. Suyunu azar azar döküp hamuru yoğurmaya başlayın. Sert bir hamur elde etmeniz gerekiyor. Hamur hazır olduğunda üzerine nemli bir bez örterek iç malzemeyi hazırlanmaya koyulun.

200 Gr kıymaya bir orta boy soğanı rendeleyerek ilave edin. Çok çok ince kıyılmış maydanozu, karabiberi ve tuzu da ekleyip, kıymayı köfte gibi yoğurun.

Hamuru ikiye bölün. Bir bezeyi un yardımıyla büyükçe bir yufka elde edinceye kadar açın. Yufka yarım milim kalınlığında olsun. Yani börek yufkasından biraz daha kalın olacak.

Açtığınız yufkayı ince şeritler halinde kesin.(Çok ince olmasın) şeritleri bir de enlemesine keserek küçük kareler elde edin.(Resimdeki gibi) Sonra bu karelere hazırladığınız içten koyarak bohça şeklinde kapatın. Aynı işlemi diğer hamur için de tekrarlayın.

Büyükçe bir tencerede su kaynatın. Bir miktar tuz ekleyin ve mantıları içine atın. Hafif ateşte pişene kadar kaynatın. Mantıların dağılmaması için bir süzgeç yardımıyla sudan alın.

Yoğurdu rendelenmiş sarımsak ve çok az tuz ile birlikte çırpın. Bu karışımı dilerseniz bütün mantının üzerine veya servis yaparken herkesin tabağına ayrı ayrı ekleyin.

Son olarak tereyağını küçük bir tavada kızdırın. İçine arzu ettiğiniz miktarda kırmızı toz biber ve nane ekleyerek bir kaşık yardımıyla herkesin tabağına yoğurdun üzerine ekleyin.

Afiyet bal şeker olsun

Şehriye Çorbası


Malzemeler;
- 1 çorba kaşığı domates salçası
- Yarım çay bardağı sıvıyağ (Hatta daha da az olabilir)
- 1 çay bardağı kadar tel şehriye
- 5 su bardağı kaynar su (arzuya göre et veya tavuk suyu da koyabilirsiniz ama ben 1 adet tavuk bulyon koyuyorum)
- 1 çorba kaşığı kuru nane
- tuz ve karabiber

Yapılışı;
Tencerede domates salçasını yağla birlikte koyup kavuruyoruz. Üzerine 5 su bardağı kaynar suyu ilave ediyoruz. Salçanın iyice dağıldından emin olun. Kaynamaya başladıktan sonra şehriyesini ekleyin. Eğer et veya tavuk suyu kullanmadıysanız içine 1 adet tavuk bulyon atın. Tuz ve karabiberini de ekleyip, şehriyelerin pişmesine yakın nanesini ilave edin.

NOT: Ben bu çorbaya limon da sıkıyorum. Çok daha lezzetli olduğunu düşünüyorum.

Afiyet bal şeker olsun :))

26 Eylül 2007 Çarşamba

Elmalı Kurabiye







Malzemeler

Hamuru için

- 250 gr margarin

- 1 su bardağı nişasta

- 1 yumurta

- 1 su bardağı pudra şekeri

- 1 su bardağı yoğurt

- 1 paket kabartma tozu

- 3,5 su bardağı un


İçi İçin

- 3 orta boy elma

- 5 yemek kaşığı toz şeker

- 2 çay kaşığı tarçın

- 1 su bardağı ceviz


Üzeri İçin

- 3-4 yemek kaşığı pudra şekeri



Yapılışı


Elmaları soyup rendeleyin. Şekeri ilave ederek orta ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Tarçını ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. (Cevizler yumuşamasın diye en son kurabiyenin içine içi koyarken en üste koymanızı tavsiye ederim.)


Unu eleyerek ortasını açın. Bütün malzemeleri içine ekleyip yoğurun. Ele yapışmayacak bir hamur elde edene kadar yoğurun. Yapışıyorsa biraz daha un ilave edebilirsiniz. Hamuru 5 eşit bezeye ayırın. Her bir bezeyi 35 cm kadar açıp 6 parçaya bölün. içine elmalı harcı ve birkaç parça cevizi koyarak sigara böreği sarar gibi sarın.

170 derecelik fırında üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin. Fırından aldıktan hemen sonra pudra şekerine bulayın.


Afiyet bal şeker olsun :))



24 Eylül 2007 Pazartesi

enlezizyemekler: kabak dizmesi

enlezizyemekler: kabak dizmesi

zeytinyağlı yaprak sarma


Zeytinyağlı yaprak sarmanın tarifinde ölçü genelde 2 bardak pirinçtir. Ama benim gibi evde sadece 2 kişi yaşayan biri için bu tarif çok fazla geliyordu. Ben de malzemeleri yarı yarıya kullanarak yaptım sarmayı. Çok da güzel oldu. Umarım siz de beğenirsiniz.


Malzemeler;

- Salamura asma yaprağı ( Ölçüyü tutturmak zordur. Fazla gelebilir ama yine de yarım kilo kadar olsun)

- 2 orta boy soğan

- 1 bardak pirinç (kırık pirinç de kullanabilirsiniz)

- 1 çay bardağı zeytinyağı (yarısı içine, yarısı da üzerine kullanılacak)

- 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık

- 1 tatlı kaşığı kuru nane

- yarım tatlı kaşığı karabiber

- 1,5 çay kaşığı tarçın

- bir tatlı kaşığı toz şeker (veya 1,5 kesme şeker)

- yarım limon suyu

- bir çay fincanı kadar kıyılmış maydanoz ,

- 1,5 çay kaşığı tuz

- 1,5 su bardağı kaynamış su


Yapılışı;

-Derin bir tavaya yarım çay bardağı zeytinyağı koyun. Soğanları yemeklik doğrayıp, dolmalık fıstıkla beraber fıstıklar hafif pembeleşene kadar kavurun. Yıkayıp süzdüğünüz 1 bardak pirinci ilave edip 1-2 dk. kavurun. Sonra sırayla, nane, karabiber, tarçın, şeker, limon suyu, tuz ve maydanozu ilave edip karıştırın. Üzerine 1 çay bardağı kaynamış su ilave ederek pirinçler suyunu çekene kadar pişirin. Suyunu çekince ocaktan alıp, soğumaya bırakın.

-Salamura asma yapraklarını bir kabın içinde 3-4 kez sudan geçirerek yıkayın. Bu işlem fazla tuzunu alıyor. (Eğer taze yaprak kullanıyorsanız, kaynamış suya batırmanız gerekecek)

-Yaprakları avucunuzda sıkarak kurutun. Her yaprağı elinize alıp, içine 1 tatlı kaşığı iç yerleştirip sarın. (Çok sıkı sarmanızı tavsiye etmem. İçi pişmiyor.)

-Sardığınız sarmaları, içine birkaç asma yaprağı döşediğiniz tencerenin içine dizmeye başlayın. Tencerede birinci sıra tamamlandıktan sonra, kalan yarım bardak zeytinyağını sarmaların üzerine gezdirin. Kalan sarmaları da bitirip, üzerine bir kapak kapatın.

-Son olarak sarmaların üzerine 1,5 su bardağı kaynar suyu ilave edin. Kaynayınca altını kısıp, suyunu çekene kadar pişirin. Soğuduktan sonra servis tabağına alın ve üzerini dilediğiniz gibi süsleyerek servis yapın.

Afiyet, bal, şeker olsun :))

22 Eylül 2007 Cumartesi

kabak dizmesi


Bu yemeği annemden öğrendim. Mardin'e has bir yemek olduğunu söyleyebilirim. Denerseniz eminim çok hoşunuza gidecektir.

Malzemeler;

1- 5 adet orta boy kabak

2- 5 adet orta boy domates

3- 4 adet köy biberi (bulamazsanız çarliston da olabilir)

4- kızartmak için ayçiçek yağı

Köftesi için;

1- 300 gr köftelik kıyma

2- 1 adet orta boy soğan

3- 2 diş sarımsak

4- tuz, karabiber

Sosu İçin;

1- 1 çorba kaşığı domates salçası

2- 1 tatlı kaşığından daha az biber salçası


Yapılışı

Kabakları resimdeki gibi halka şeklinde keserek yağda hafif pembeleşene kadar kızartın. Geniş bir tepside yağları süzülecek şekilde altına kağıt havlu sererek bekletin. Bu arada biberlerin çekirdeklerini temizleyip kabak halkalarının üzerini kaplayacak büyüklükte kesin.

Domateslerin kabuklarını soyun. Kenarlarını halka halka kesip bir tabağa ayırın. Domatesin kalan iç kısmını küçük küpler halinde doğrayıp, derin olmayan bir tencerenin tabanına yayın.

Köftenin hazırlanması;

Soğan ve sarımsağı rendeleyip kıymaya ekleyin. Tuz ve karabiberi de ilave ederek yoğurun.

Şimdi malzemeleri birleştirme sırası :))

Kızarttığınız kabaklardan bir tanesini elinize alarak üzerini kapatacak büyüklükte köfte yerleştirin. Üzerine bir halka domates ve bir biber kapatın. Bunların üzerine bir kabak daha kapatın. Kabağın üzerine yine köfte, köftenin üzerine domates ve biber kapatın. Artık elinizde tutamayacak hale geldi di mi :)) Hadi şimdi bu gökdeleni daha önce tabanına domates döşediğiniz tencerenin içine (yani kenarına yan yatırın. Aynı işlemi kalan bütün malzeme için uygulayacaksınız. Şekil, resimdeki gibi olacak.

Son olarak domates ve biber salçasını küçük bir kasede su ile karıştırarak (tuz eklemeyi de unutmayın) bu karışımı yemeğinizin üzerine eşit miktarda gezdirin. Orta ateşte pişirmeye koyun.

Not: bu yemek kaynadığında etrafa çok sıçrar. Bu yüzden tencerenin kapağını hafif açık kalacak şekilde kapatıp, kaynar kaynamaz altını kısın.
Afiyet bal şeker olsun...