30 Haziran 2009 Salı
Hafif Patlıcan Kızartma Yöntemi
18 Haziran 2009 Perşembe
Şehriyeli Bulgur Pilavı (Bırgıl)
06 Haziran 2009 Cumartesi
Taze Kekik Yatağında Zeytin
10 Şubat 2009 Salı
Annemin Pohçası (Kıymalı)

07 Aralık 2008 Pazar
Küçük Pizzalar ve Kurban Bayramı Arefesi


13 Kasım 2008 Perşembe
Kek (Cevizli)

12 Kasım 2008 Çarşamba
Kırma Börek



08 Kasım 2008 Cumartesi
İçli Köfte - Videolu Anlatım (Haşlamalı-Mardin Usulu)
İçli köfte yapmak zahmetli bir iş olsa da, yemesinden alınan haz ve beğenilerini sunanların ifadeleri düşünülünce gerçekten bu zahmete değer :))
Mardin'de içli köfte nin iki çeşidi yapılır. Haşlamalı ve kızartmalı. Ben haşlamalı içli köfteyi daha çok seviyorum. Çünkü daha az kalorili, daha hafif bir yemek. Ayrıca yoğurması ve açması da daha kolay laf aramızda :))
Her yörede farklı farklı tarifleri vardır içli köftenin. Ben internetten araştırıp size başka alternatif yöntemler sunmak için tarifin en sonuna bazı linkler koydum. Bu linklerde değişik içli köfte tariflerini bulabilirsiniz.
Şimdi gelelim Mardin usulü içli köfte yapmaya. Size bazı ipuçlarını da tarif esnasında (*) işaretiyle vereceğim.
Haydi kolay gelsin hanımlar ve beyler :))
MALZEMELER
Hamuru için;
- 3 su bardağı ince yarma bulgur (*özellikle yarma bulguru kullanmanız gerekiyor. Maalesef her yerde bulmak mümkün değil. Ben İstanbul Bahçelievler Yayla'da EVKUR'un karşı aralığındaki NUR GIDA'dan alıyorum. Size daha sonra telefon numarası ve açık adresini vermeye çalışırım.)
- 1 su bardağından biraz daha az köftelik bulgur.
- Yarım çay bardağı kadar dövülmüş kişniş (*Kişnişi mutlaka kullanın. Hamuruna tat veren tek baharattır)
- Tuz (* Tuzu az olursa hamur haşlanırken dağılabilir. Bu yüzden yoğururken mutlaka tuzunu kontrol edin)
İçi İçin;
- 6 adet orta boy soğan
- 350 gr kadar kıyma (orta yağlı)
- 1 demet maydanoz (ince kıyılmış)
- Yarım paket margarin veya 125 gr tereyağı
- Karabiber, pul biberi, yenibahar, tuz (*baharat konusunda cimri davranmayın. Pul biber hariç diğer baharatları bol bol kullanın. Pul biberi yiyebileceğiniz acı oranına göre kullanın)
Sosu için;
- 2 yemek kaşığı margarin veya tereyağı
- Kırmızı toz biber
Yanına ;
- Yoğurt
İçin hazırlanışı;
- Öncelikle soğanları soyup mutfak robotundan geçirin. (*incecik olacak.) Soğanın suyunu süzerek genişçe bir tavada erittiğiniz margarinin üzerine ekleyin. Soğanlar suyunu çekip pembeleşene kadar pişirin.
- Soğanlar pembeleştikten sonra kıymasını ilave edin. (*Kıymayı çok iyi ezin ki topaklanmasın) Kıymayı da soğanlarla birlikte kavururken, baharatlarını ve tuzunu ekleyin. İyice piştiğinden emin olduktan sonra altını kapatın. Hafif soğuduktan sonra maydanozunu ilave edip karıştırın.
Hamurunun Hazırlanışı ;
- Yarma bulgur ve köftelik bulguru yoğurma kabında kişniş ve tuzla iyice karıştırın. Üzerine ıslanacak kadar su ekleyip bulgurun şişmesi için yarım saat kadar bekletin.
- Şişen bulguru çiğköfte yoğurur gibi avucunuzun içinde ovalayarak yoğurmaya başlayın. Yoğururken yanınızda geniş bir kapta bol su bulundurun. Bu kaptan avucunuza su alarak yavaş yavaş hamura yedirerek yoğurun. Hamurun ne kadar su alacağını tam olarak yazamıyorum. Çünkü bu kullandığınız bulgurun cinsine göre değişiyor. Hamurun hazır olduğunu nasıl anlayacaksınız?
1- Hamur sakız gibi yapışkan bir hal alacak.
2- Tadına baktığınızda dişlerinizin arasında gıcırdamayacak.
- Siz köfteleri yaparken hamurunuz devamlı kuruyacaktır. Ben genelde hamuru 4 eşit parçaya bölüyorum. Bu parçalardan bir tanesini cevizden biraz daha büyük bezelere ayırıyorum. Onları bitirdikten sonra diğer hamur parçasını elimi ıslatarak tekrar yoğuruyorum. Sonra onu da bezelere ayırıp kullanıyorum. Dedim ya, bu hamur suyu çok sever diye :))
- Köftenin nasıl açılacağını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Ama yine de bir aksilik olur da videoyu açamazsınız diye kısaca anlatayım size ;
- Elinize bir bezeyi alın. Elinizi hafifçe ıslatın. Bezeyi elinizde yuvarlayın. Beze sol avucunuzdayken sağ elinizin işaret parmağını orta parmağınızın üzerine koyarak bezeyi bu şekilde ortasından delin. Parmağınızla hafifçe yanlardan basrırarak bezeye fincan şekli verin. Hamuru ince açmaya özen gösterin. Zira bizim oralarda ince açılmış içli köfte makbuldür.
- Fincan şeklini aldıktan sonra iç malzemeden fincanı yarısından biraz daha fazla dolduracak kadar koyun. Parmaklarınızı hafifçe ıslatarak fincanın kenarlarını birbirine yapıştırın.
- * Hazırladığınız köfteyi mutfakta kullandığınız bir bezin üzerine koyun. Bezin üzerinde dinlendirilen köfteler pişerken dağılmaz. Bu işlemi bezeler bitene kadar tekrarlayın.
Pişirme işlemi;
- Büyük bir tencerede suyu kaynatın. Tuz ilave edin. (Tencereniz ne kadar büyük olursa, köftelerin dağılma ihtimali o kadar az olur.
- Su kaynadıktan sonra 15 adet köfteyi teker teker nazikçe suyun içine bırakın. Büyük bir kevgirle köftelere değmeden yanlardan hafifçe bir kere suyu karıştırın. Yine kevgirle su yüzüne çıkmış köfteleri arada bir suya bastırın.
- 10-12 dakika sonra köfteleriniz pişmiş olacaktır. Kevgir yardımıyla köfteleri sudan alarak genişçe bir kaba alın.
Pişirme işleminizi tamamladıktan sonra üzeri için küçük bir tavada tereyağını eritip kırmızı toz biber ekleyin.
Bu sosu pişmiş köftelerin üzerine gezdirin. Arzuya göre yanına yoğurt da koyarak sıcak sıcak servis yapın.
Afiyet bal şeker olsun...
Videolu İçli köfte tarifi bulabileceğiniz bazı linkler aşağıdadır;
22 Ekim 2008 Çarşamba
Annem İyileşti :))
Nihayet annem sağlığına kavuştu. Size geç haber verebiliyorum. Malum, bir dolu misafir ağırladım son günlerde. Bilgisayarın başına oturup da iki kelime yazamayacak kadar yoğundum.
Annem için İstanbul'da ne gerekiyorsa herşey yapıldı. Önce Allah, sonra da Prof.Dr. Oktay Sancaktar sayesinde annem sağlığına kavuştu. Oktay hocama hepinizin huzurunda tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Kendisi gerçekten hem mükemmel bir insan, hem de mükemmel bir hekimdir.
Daha önce size konuyla ilgili medyayı aradığımı söylemiştim. Beni birkaç gazete ve televizyondan arayıp bilgi almışlardı. Ama bilin bakalım ne oldu? Hiçbirşey!!! Sonradan bana dönen bir Allah'ın kulu olmadı maalesef.
Ülkemizde sağlığa verilen değer bu kadar işte!!! Çok üzgünüm. Keşke biraz olsun orda perişanlık çeken hastalara yardımcı olabilseydim. Ama olmadı işte. Aramadılar!!!
Yine de bu işin peşini bırakmayı düşünmüyorum. Mutlaka sesimi duyurmanın bir yolunu bulacağım. Bu konuda sizlerden de öneriler bekliyorum arkadaşlar. Lütfen bana yazın. Bugün benim başıma gelen, yarın hepimizin başına gelebilir. Hiçbirimizin bir garantisi yok ki.
Sizlere gösterdiğiniz ilgiden dolayı çoooooook ama çok teşekkür ediyorum.
Sevgilerimle...
Selin
07 Ekim 2008 Salı
SAĞLIK SKANDALI

Bildiğiniz gibi ben İstanbul'da yaşıyorum. Annem ve babam Mardin'de yaşıyorlar. 3 gün önce annemi göğsündeki şiddetli ağrı şikayetiyle Acilen Mardin Devlet Hastanesi'ne götürmüşler. Orada EKG'si çekilmiş. Ama doktorlar sıkıntısının sadece üzüntüden kaynaklandığını söyleyip, ağrı kesici bir iğne yaparak eve göndermişler.
Şikayetleri devam ediyordu 3 gündür. Ben daha önce annem ve babamı muayene ettirdiğim İstanbul'daki doktoru aradım. Hemen buraya gelmelerini istedi. Uçak biletlerini ayarladım gelmeleri için. Çarşamba akşamı binip geleceklerdi. Ama maalesef annem dün gece kalp krizi geçirmiş!!! Meğer 3 gündür aralıklarla evde kalp krizi geçiriyormuş!!!
Mardin devlet hastanesinde müdahale edememişler ve Diyarbakır'a göndermişler. Diyarbakır Devlet Hastanesi de yerimiz yok diyerek Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesine göndermiş.
Size asıl bombayı daha söylemedim; Şimdi lütfen dikkatli okuyun!!! KOSKOCA DİYARBAKIR DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNDE ANJİYOGRAFİ CİHAZI ARIZALANDIĞINDAN ŞU AN MÜDAHALE EDEMİYORLAR!!! Hatta ilk başta bize cihaz yok dendi. Daha sonra benim çabalarımla birkaç gazete muhabirini devreye soktum. Oranın başhekimiyle görüşmüşler. Cihazın arızalı olduğunu o zaman öğrendik.
Bu yüzden ordaki doktorların da eli kolu bağlı. Annemle babam uçakla çarşamba gecesi İstanbul'a gelecekler. Uçakta da bir kriz geçirmeyeceği ne malum? Onu da bilemiyoruz. Çünkü doktorlar ANJİOGRAFİ cihazı arızalı olduğu için olayın aciliyetini bilemiyorlar. Yani annem uçağa ALLAHA EMANET biniyor. Perşembe günü de burada ben bütün tetkiklerini yaptıracağım.
Şimdi size soruyorum arkadaşlar;
Benim annemle babamı İstanbul'a getirtecek gücüm var. Bu yüzden onlar şanslı. Peki ya imkanı olmayan hastalar ne yapsın? Ölsünler mi orda? Koooooskoca Sağlık Bakanlığımızın oraya bir Anjiografi cihazı alacak parası yok mu?
Hadi onu da geçtim. Mardin Devlet Hastanesinde yaşananlara ne demeli? Orda zaten Anjiografi cihazı yok. Mardin'de tek bir Kardiyoloji uzmanı görev yapıyor, o da şu an 1 hafta izinli. Mardin'de kalp krizi geçiren biri yaklaşık 1 saatlik arası olan Diyarbakır'a gitmek zorunda. Diyarbakır Devlet hastanesinde de hasta yoğunluğu çok olduğu için sizi ACİL kapısından geri çeviriyorlar. Yani kriz geçiren hastanın RUHUNA EL FATİHA!!! Gidin de ordaki hastaların, hasta yakınlarının halini görün. İçler acısı.
Diyarbakır - Mardin hattında yaşanan bu olay sadece bir örnek. Eminim daha nice hastaneler var doktoru olmayan, cihazları olmayan.
Ben bu konuyu hemen hemen bütün yayın organlarına ilettim. Umarım ilgilenirler de en azından Sağlık Bakanlığı'ndan sesimizi duyan birileri olur da bu kadar insanın mağduriyetini bir nebze olsun gideririz.
HİÇ AMA HİÇ UMUDUM YOK ...
10 Eylül 2008 Çarşamba
İkliçe (IKLİÇE) Mardin Çöreği
Bana yorumla gelen bir istek üzerine Mardin'e has bir lezzet olan İkliçe (Mardin Çöreği)'nin tarifini yazıyorum sizlere.
Mardin kozmopolit bir şehirdir. Türk'ü, Süryani'si, Arap'ı, Kürt'ü, Mhallemi'si ve daha birçok topluluğun kardeşçe yaşadığı bir şehir düşünün.
Öyle kardeşçe duygularla yaşarlar ki, Mardin'de Cami ve Kiliselerin yanyana yer almasından zaten bunu açıkça anlayabilirsiniz. Kimse kimseye dininden, dilinden, ırkından dolayı saygısızlık etmez. Kardeşçe yaşar giderler.
Yemek kültürümüz de farklı toplulukların bir araya gelmesinden nasibini almış, birbirinden çok etkilenmiş, tabiri caizse birbirine girmiştir.
Şöyle ki; örneğin size tarifini yazacağım IKLİÇE, hem süryanilerin hem de diğer toplulukların vazgeçemediği bir tattır. Süryanilerde bayramlarda pişirilip "Bayram Çöreği" adını alırken, Müslümanlarda mevlütlerde pişirilip "mevlüt çöreği" adını alır. Ama yapılış nedeni ne olursa olsun, severek yenilen, muhteşem bir tadı olan bir çörektir.
Ben Arap kökenliyim arkadaşlar. Bizde bu çörek Mevlütlerde pişirilip dağıtılır. Bana hep bir yakınımı kaybetmenin acısını çağrıştırdığından, şimdiye kadar tarifini sizlerle paylaşmamıştım. Ama madem ki benim Yöresel yemeklerimi yayınladığım bir bloğum var, IKLİÇE'yi de anlatmam gerekiyordu. IKLİÇE eğer mevlüt için yapılacaksa, tenekelerce yağ, çuvallarca şeker ve un kullanılarak yapıldığı için; Mardin'de genelde mahalle fırınlarında pişirilir. Bütün malzemeler alınır, fırına gönderilir. Mevlüt günü hoca duaları ettikten sonra herkese birer adet (ramazan pidesi büyüklüğündedir) dağıtılır.
Maalesef şu anda resmini yayınlayamıyacağım. Ama yine de merak edip bakmak isterseniz resmini burada bulabilirsiniz. İlerde bir resmini çekersem ben de yayınlayacağım.
Not: Tarif Mutfak Özlemi bloğundan alıntıdır.
MALZEMELER
1 su bardağı süt
1 su bardağı şeker
1 su bardağından 2 parmak eksik sıvı yağ
1 yumurta sarısı (üzeri için)
1 tatlı kaşığı dolusu tarçın
1 çay kaşığı dolusu yeni bahar (arttırabilirsiniz)
2-3 adet karanfil iyice dönülmüş (ben kullanmadım unuttum :)
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
üzerine susam
Öncelikle süt ve şekeri birbirine iyice yedirin.Daha sonra sıvıyağ,tarçın,yenibahar, karanfili ekleyip karıştırın.Unu ve kabartma tozunu ekleyip ne çok yumuşak nede çok sert bir hamur elde edin.Daha sonra dilediğiniz şekilleri verip yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizip yumurta sarısını sürüp susam serpip 180 derecedeki önceden ısıtılmış fırında pişirin..
Afiyet bal şeker olsun...
08 Eylül 2008 Pazartesi
Etli Yaprak Sarma

02 Eylül 2008 Salı
Kabın (Çerkez Mantısı)






01 Eylül 2008 Pazartesi
Lütfen Yorumlarınızı Benimle Paylaşın.
Size tariflerimle biraz olsun yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana. Lütfen bana yorumlarınızı yazın ki, sizlerle olan iletişimimi sağlayabileyim. Ayrıca kendi tariflerinizi de bana yorum olarak gönderebilirsiniz. Böylece sizin tariflerinizi de değerlendirip, sayfamda sizden geldiğini belirterek yer verebilirim.
Ramazan-ı Şerifiniz hayırlı olsun.
13 Ağustos 2008 Çarşamba
Etli Bamya (Sarımsaklı)





08 Mayıs 2008 Perşembe
Mate Yaprağı, Funda Yaprağı, Yeşil Çay, Kekik ve Biberiye karışımlı zayıflama çayı

29 Nisan 2008 Salı
Tiramisu (Acı Badem Likörlü)


12 Ocak 2008 Cumartesi
Yaz Türlüsü

07 Ocak 2008 Pazartesi
Patates Dizmesi


01 Ocak 2008 Salı
Porselen Demlik Çay Saatleri Etkinliği9 ve Krep Pasta


31 Aralık 2007 Pazartesi
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
- Yeni yıl öncelikle ülkemize huzur ve refah getirsin.
- Tüm düşmanlıklar son bulsun, askerlerimize kıyan vatan hainleri cezalarını bulsun!!!
29 Aralık 2007 Cumartesi
Mardin ve Gül Böreği

Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biridir. Harika bir doğa güzelliğine sahip, üzerine kurulduğu dağlardan aşağıya göz alabildiğine uzanan bağ ve bahçelerle bezenmiş, yemyeşil Mezopotamyaya sanki bekçilik etmektedir.
Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500'den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Su-bari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir...........

25 Aralık 2007 Salı
Kuşbaşılı Pilav

17 Aralık 2007 Pazartesi
Poşette Tavuk ve Sebze




15 Aralık 2007 Cumartesi
Aç Kal Budala Kal :))
Bir arkadaşım bana e-mail ile bir video göndermiş. İzledim. İnanılmazdı!!! Sizin de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Bakmak isterseniz buraya tıklayın
14 Aralık 2007 Cuma
Mozaik Pasta

Tembellik başa bela valla :))) Bu pastaya da ben TEMBEL PASTASI diyorum. E çünkü çok basit yapılışı. Ama tadı çoook güzel yaa. Ablam çok yapardı bir zamanlar. Ben tembel olmadığım için hiiiç denememiştim heheheheee :)) Eyvah!!! Bu sonuçtan ablamın tembel olduğu ortaya çıkıyor değil mi :)))) Yok valla. Ablam çok çalışkandır. Çok hamarattır. Canım ablacım :))
Offfff, konuştukça batıyorum galiba :)) En iyisi ben tarife geçeyim di mi :))
Bu arada bu şık bannerimi bana hazırlayan Yaren'ciğime çoook çoook teşekkür ediyorum.
Malzemeler;
- 1 paket petitbeurre biskui (200 gr.)
-100 gr. margarin
- 1 su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı kakao
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yemek kaşığı kuru üzüm
- 1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz içi
Yapılışı;
- Bisküileri derin bir kasede iri iri kırın. Ceviz içi ve kuru üzümü ekleyerek iyice karıştırın.
- Bir tencerede margarini eritip şekeri, kakaoyu, ve sütü ekleyerek bir taşım kaynatın. Kaynadıktan sonra altını kapatarak ılımasını bekleyin.
- Ilıyan sosu bisküilerin üzerine döküp bir kaşık yardımıyla iyice karıştırın. Bir buzdolabı poşetinin içine doldurup yarım saat kadar katılaşması için buzdolabına koyun.
- Yarım saat sonra dolaptan alıp, dilerseniz uzunlamasına üçgen veya yuvarlak şekil vererek buzlukta yaklaşık 2-3 saat bekletip servis yapın.
Afiyet bal şeker olsunnnn.....
13 Aralık 2007 Perşembe
Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe, kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün oalark oykuorumuşz. Bakın nasıl da duzgun okudunuz, ilginç değil mi?
Bu yazı benim listemde yer alan blogcu bir arkadaşıma ait. Bana çok ilginç geldi. Devamını okumak isterseniz Tütü'ye uğrayın.
11 Aralık 2007 Salı
Ispanak Soslu Spagetti
Sevgili Arkadaşlarım,Sizleri tanıdığım için o kadar mutluyum ki... İyi ki de bu bloğu açmışım. İyi ki de sizleri tanımışım. Burası sanal ortam olabilir ama dostlukların gerçek olmadığını kim söyleyebilir!!! Sizler gerçek dostlarımsınız. En ufak bir rahatsızlığımda hepiniz endişelerinizi gösterdiniz. Hepinizden çok güzel, moral dolu mesajlar aldım. Çoooook teşekkür ederim SANAL DÜNYADAKİ GERÇEK DOSTLARIM :))
Şu hastane işleri beni bir süre daha uğraştıracak sanırım. Ben bloğumu ve sizleri ihmal etmemeye çalışacağım ama eğer sizi bir süre ziyaret edemezsen bana kırılmayın olur mu. Ama siz bana hep gelin, güzel yorumlarınızı bırakın. Ben onları okursam daha çabuk iyileşirim :))
Bu arada makarnanın sosunu yine kendim uydurdum tabii ki :)) Ve yine tadı çok güzel oldu. Hem çok pratik, hem değişik, hem de nefisss.
Deneyin, pişman olmayacaksınız.
Malzemeler;
- Yarım paket spagetti
- 250 gram ıspanak (yaklaşık)
- Yarım adet kuru soğan
- 4 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı un
- tuz, karabiber (ben artık baharat kullanmıyorum. Mideme zarar veriyor. Ama karabiber çok yakışır tavsiye ederim)
Yapılışı;
- Makarnayı haşlayın, süzüp soğuk sudan geçirerek süzgeçte bekletin.
- Ispanakları temizleyerek yemeklik doğrayın. Yarım adet kuru soğanı yemeklik doğrayarak derin bir tavada 4 yemek kaşığı sıvı yağ ile kavurun. Ispanakları ilave edip suyunu çekene kadar pişirin.
- Suyunu çektikten sonra 2 yemek kaşığı unu ilave edip iyice karıştırın. 1 su bardağı sütü ilave edip iyice karıştırın. Tuz ve karabiberi ekleyin. Kıvamını aldıktan sonra makarnayı ilave ederek iyice karıştırın. Servis tabaklarına alıp afiyetle yiyin.
Afiyet bal şeker olsun.....
10 Aralık 2007 Pazartesi
Zeytinyağlı Taze Fasülye

04 Aralık 2007 Salı
Yeşil Soğanlı Bulgur Çorbası

03 Aralık 2007 Pazartesi
Pembe Şapkalı Beze
Bezeyi ilk defa deniyorum. İlk denemem için oldukça başarılıydı. Tadı çok güzel oldu. Çok da güzel kabardı.Beze benim olmazsa olmazlarımdan değil. Ama bir kez de olsa yapmak istedim. Yani hayatımda hiç beze yapmadım dememek için yaptım :)) Ama çocuklu evlerde mutlaka yapılması gereken bir tarif olduğunu biliyorum. Çocuklar çok sever çünkü.

Malzemeler;
Mevsim Salata
Uzun zamandır canım balık istiyordu. Ama evde yapınca kokacak diye de hep erteledim. Dün nişanlımla dışarda işlerimizi hallettikten sonra ne yiyelim diye düşünürken, ben balık yiyelim dedim. O da, her zaman balık yediğimiz restorandan hazır pişmiş alıp evde yiyelim dedi. Bu fikir çok hoşuma gitti tabii. Hem ev kokmayacak, hem de başbaşa güzel bir yemek yemiş olacaktık.Yol üzeri bir pazara da uğrayıp taptaze yeşillikler aldık. İşte o yeşilliklerle bu güzelim salatayı yaptım. Resmini çekmeden önce nerdeyse güzelim salatam kazaya kurban gidiyordu. Çünkü ben resmini çekecem derken, nişanlım da hayır ben yemek istiyorum diye elimden çekiştiriyordu :)))
Roka, maydanoz ve yeşil soğan salatasını da ayrıca hazırladım.
Valla o kadar hoşumuza gitti ki salata, sizlerle de paylaşmak istedim. Tarif vermeye pek gerek yok sanırım. Ama ben yine de kullandığım malzemeyi sayayım isterseniz.
- 2 adet domates
- 2 adet havuç
- 2 adet salatalık
- 2 adet limon,
1 adet sivri biber,
- 1 adet marul
- Bu malzemelerle dilediğiniz gibi süsleyerek bir salata hazırlayın....
Afiyet bal şeker olsun, löp löp et olsun, pıt pıt yağ olsun :)))))))))))
01 Aralık 2007 Cumartesi
Lahana Sarması ve Mayalı Poğaça (Kevgir Özel)

Size öncelikle benim çok sevdiğim ve çok anlamlı olduğunu düşündüğüm bir hikayeyi anlatmak istiyorum. Bir marangozun hikayesini;
Zamanın birinde bir marangoz, bir müteahhidin yanında çalışıp ahşaptan evler yaparmış. Yaptığı evler diğer marangozların evlerinden çok daha güzel ve sağlam olurmuş. Çünkü işine çok özen gösterirmiş.
Gel zaman, git zaman, bizim marangoz yaşlanmış. Artık emekliye ayrılma zamanı gelmiş. Müteahhidle bu konuyu konuşup, artık emekliye ayrılmak istediğini söylemiş.
Müteahhit ona; "elbette ayrılabilirsin ama senden bana son bir ev yapmanı istiyorum demiş" Marangoz bu işe çok alınmış. Çünkü yıllar boyunca bu müteahhit için gecesini gündüzüne katarak ve çok büyük titizlikle çalışarak birçok ev yapmış. Gider ayak ona bir ev yaptırması çok gücüne gitmiş. Ama yine de onu kırmayarak evi yapmayı kabul etmiş.
Fakat son yaptığı evi, diğer evler gibi özenerek yapmamış. Derme çatma bişey yapmış. Tamamladıktan sonra müteahhide giderek evi tamamladığını ve artık ayrılacağını söylemiş.
Müteahhid marangoza dönerek;
- Senin bana çok emeğin geçti. Bu yüzden sana bir sürpriz yapmak istedim. Son yaptığın ev senindir. Güle güle kullan, demiş. Marangoz yaptığından çok utanmış…
Bu hikayeyi neden mi anlattım? Çünkü arkadaşlar bana göre Esra’cığımız, hikayedeki marangoz gibi işinin ehli, hayatta her zaman ne yaptığını ve neden yaptığını bilen bir insandı. Fakat gidişinde marangozun yaptığı hatayı yapmadı Esra. O her zaman işini, sevgisini, bize karşı olan ilgisini, kısaca hayatta yaptığı her şeyi, en kaliteli malzemeleri kullanarak yaptı. İşte bunun sonucunda da bizim sevgimizi kazandı.Gönlümüze öyle bir ev kurdu ki, kimse o evi yıkamayacak. O’nu az ya da çok tanıyan herkesin bugün böyle bir organizasyonu bu kadar kısa sürede gerçekleştirmesi, bence bunun en büyük kanıtıdır.
ESRACIM, SEN YAPTIĞIN SON EVİNDE RAHAT UYU ARKADAŞIM. O KADAR SAĞLAM BİR EV YAPMIŞSIN Kİ GÖNÜLLERİMİZE, YAŞADIĞIMIZ SÜRECE KİMSE BU EVİ YIKAMAYACAK!!!
Onun en sevdiği tariflerden olan LAHANA SARMA’sı ve MAYALI POĞAÇA yapmak da bana düştü. Seve seve yaptım. Yaptıkça da onun bizi yukardan seyrettiğini ve bizlerle gurur duyduğunu düşündüm. Kendi sayfasında verdiği tarifin aynısını veriyorum.
LAHANA SARMASI İÇİN
MALZEMELER:
-1 Adet Sarmalık Lahana
- 1 su bardağı bulgur
- Tuz
- 2 Yemek Kaşığı Salça
- 1 Adet soğan
- 1 çay bardağı ayçiçek yağı
YAPILIŞI:
Lahanayı ayıklayın. Yapraklarını bütün olarak tuzlu suda 5 dakika haşlayın ve soğuk suya çıkarın. Diğer malzemeyi karıştırın haşlanan lahana yapraklarının damarlı kısımlarını ayırdıktan sonra hazırladığınız içle serçe parmağı büyüklüğünde sarın. Sarmaları bir tencereye dizin ve pişirin
Afiyet Bal Şeker Olsun…

Malzemeler;
- 2 yumurta (beyazları hamura, sarıları pohçanın üstüne sürülecek)
- 2 tane yaş maya
- Yarım paket (125 gr) margarin
- Yarım su bardağı süt
- Yarım su bardağı yoğurt
- Yarım su bardağı sıvıyağ
- İki su bardağı sıcak su
- Bir tutam tuz
- Bir yemek kaşığı toz şeker
- Un
İçi için;
- peynir, sosis
Hamura karıştırmak için;
- 1 demet dereotu
Üzeri için;
- Susam, çörekotu
Hazırlanışı;
- Büyükçe bir hamur yoğurma kabına 2 yumurta beyazı, sıvıyağ, eritilmiş margarin, toz şeker, tuz, süt, yoğurt, 2 adet yaş maya ve el yakmayacak sıcaklıkta 2 su bardağı suyu koyup iyice karıştırın. Daha sonra un ekleyip kulak memesinden daha da yumuşak bir hamur yoğurun. (Ne kadar yumuşak olursa o kadar güzel kabarıyor)
- 1 demet dereotunu ufak doğrayıp hamura serpe serpe karıştırıp yoğurun.
- Hamuru hiç bekletmeden ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde açın. Ortasına peynir veya sosis koyarak kapatın. Yuvarlak veya yarım ay şekli vererek tepsiye arasında geniş boşluklar bırakarak dizin. (Hamur tepside kabaracak) Üzerine yumurta sarısını sürün, susam ve çörekotunu serpiştirerek pohçaların tepside kabarmasını bekleyin. Kabardıktan sonra 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Afiyet Bal Şeker Olsun.....
29 Kasım 2007 Perşembe
Turşu Demeti


27 Kasım 2007 Salı
Ispanaklı ve Kremalı Erişte Çorbası
İşte çocuklarınıza ıspanağı yedirebileceğiniz bir çorba. İçinde ayrıca süt de olduğu için oldukça besleyici.25 Kasım 2007 Pazar
Krem şanti tatlısı


Ah Esra Ahhhh!!! Keşke sen de aramızda olsaydın. Keşke bana da uğrayıp, Selincim ellerine sağlık diyebilseydin :((( Hayat böyle işte dostlarım! Bugün varız, yarın yokuz!!! Ne mutlu Esra'ya ki, arkasından bu kadar çok seveni hem üzüldü, hem dua etti... Ruhun şad olsun Esracım. Yattığın yerde rahat uyu...22 Kasım 2007 Perşembe
Muzlu Kiwili Yaş Pasta
Size birşey itiraf edeyim mi? Ben hayatımda ilk defa pasta yapıyorum. Yapamayacağımdan değil de üşengeçliğimden :) Zaten kardeşimin doğum günü olmasaydı hiç kimse bana yaptıramazdı pastayı. Onu çok seviyorum. İyi ki doğdun kardeşim, iyi ki varsın. Allah bizi birbirimizden hiç ayırmasın...Kardeşim 24 yaşına bastı. Biz onunla birlikte yaşıyoruz İstanbul'da. O benim herşeyim, minik kuşum :)) Yapısı pek minik olmasa da o benim gözümde hep minik kalacak. Doğduğu günü hatırlıyorum onun. Bir sabah uyandığımda ablam yanıma geldi. Hadi kalk, bak kardeşimiz oldu dedi. Hemen yanına gittim. Bir de ne göreyim. Çirkin mi çirkin, koca burunlu, kırmızı suratlı bir yaratık :))))
Ama gelin de şimdi görün kardeşimi. Maşalllllaaaaaah!!! Allah nazarlardan saklasın. Çok yakışıklı :)))
Neyse, tarife geçelim değil mi :))
Valla herşeyin hazırından kullandım. Eeee, napalım. İlk defa pasta yapıyoruz heralde di mi :))
Malzemeler;
- 1 adet 3 katlı pastaban
- 1 paket (55 gr.) Tukaş marka vanilyalı pasta kreması
- 1 adet (55 gr.) Tukaş marka çikolatalı pasta kreması
- 1 paket krem şanti
- 2 adet muz
- 2 adet kiwi
- 1 kase vişne reçeli
- 1 paket pasta süsü
- 1 litre kadar süt
Yapılışı ;
- Ayrı ayrı kaplarda kremaları ve krem şantiyi paketlerinin üzerindeki tarife göre süt ekleyerek çırpın.
- Pastabanın ilk katını pasta tabağına alın.
- 2-3 yemek kaşığı vişne reçelini yarım su bardağı süt ile çırpın. Bu karışımı pastabanın ilk katının üzerine bir kaşık yardımıyla eşit miktarda dökün.
- Vanilyalı kremanın tamamını döküp düzleştirin. Üzerine halka halka kestiğiniz muzları ve vişneleri yerleştirin.( Aşağıdaki resimde olduğu gibi)
- Pastanın ikinci katını kapatın. Üzerine çikolatalı kremadan çok az miktarını süslemek için ayırıp, kalanını döküp düzeltin. Kivileri halka halka kesip yerleştirin. Aralarına muz ve vişne de serpiştirip pastabanın son katını üzerine kapatın.
- Hazırladığınız krem şantiyi pastanın üst katına dökün. Kenarlarına da yedirerek düzeltin.
- Kalan çikolatalı krema ile üzerini süsleyin.
Afiyet bal şeker olsun...
Pastanın ilk katı. Laf aramızda, ben bu şeklini son halinden daha çok sevdim :))18 Kasım 2007 Pazar
Fellah Köftesi

17 Kasım 2007 Cumartesi
Met Helvası

15 Kasım 2007 Perşembe
Pancar Salatası (Vinaiqrette)

Bir yemekte veya salatada hangi malzeme başrolde ise yemeğin adı da öyle başlar :)) Bu salatada olduğu gibi. Aslında pancarı çok sevdiğimi söyleyemem. Ama bu salataya o kadar yakışıyor ki...
Bu salatayı Moldovya'lı bir bayandan öğrendim. Marianna'dan. Ve bana adının VİNAİQRETTE olduğunu söylemişti. İnternetten biraz araştırdım ama bu salataya benzer bişey bulamadım. Evet, salata ismi diye geçiyor ama buna benzemiyor. Hatta bir yerde yanlış hatırlamıyorsam sos ismi olarak geçiyordu. Neyse, Marianna'dan bahsediyordum. Şimdi ülkesine geri döndü. Orda evlenmiş. Ben de yeni duydum. Allah mesut eder inşallah. Onunla konuştuğumda aklıma bu salata geldi. Onun kadar güzel yapamadım ama tadı aynı oldu. Marianna hiç üşenmeden bütün sebzeleri minik minik ve eşit büyüklükte doğrayarak yapıyor bu salatayı. Sebzelerin sertliğini de öyle bir ayarlıyor ki, malzemeler birbirine girmiyor ve dağılmıyor. Neyse, benim salatamın tadı da çok güzel oldu. Siz de denemek isterseniz, tarifinde vereceğim püf noktalarını uygulayın lütfen. Kolay gelsin.

Bu resimdeki Marianna :))
Malzemeler;
- 3 adet orta boy pancar
- 3 adet havuç
- 4 adet orta boy patates
- 10-15 adet kornişon turşu
- Yarım su bardağı haşlanmış mısır
- 1 su bardağı haşlanmış bezelye
- Yarım çay bardağı zeytinyağı
- tuz
Yapılışı;
- Pancarları küçük bir tencerede yumuşayıncaya kadar haşlayın(Doğrarken dağılmayacak dirilikte haşlarsanız malzemeleri karıştırdığınızda dağılmaz). Patates ve havuçları başka bir tencerede yumuşayana kadar haşlayın(Patates ve havuçlar da dağılacak kadar haşlanmasın) Kabuklarını soyup, mısır tanesinden daha küçük doğrayın. Pancarları da aynı şekilde doğrayın.
- Kornişon turşuları da doğrayıp malzemelere katın. Son olarak mısır ve bezelyeyi ekleyip, tuzunu serpin. Zeytinyağını da ekleyerek kibarca karıştırıp servis tabağına alın.
Not: Bu salataya ekşiliğini kornişon turşular verir. Bu yüzden limon kullanılmaz. Ama biraz daha ekşi olsun istiyorsanız ekleyebilirsiniz.
Afiyet bal şeker olsun....
14 Kasım 2007 Çarşamba
Sembusek



09 Kasım 2007 Cuma
Sini Köftesi (Kolay İçli Köfte) veya fırında içli köfte

Malzemeler
Hamuru için;
Biber Dolması

Daha yeni pişti. Mutfak mis gibi dolma kokuyor. Hemen sizinle paylaşmak istedim. Biber dolmasının yapılışı çok kolay, yemesi de çok keyifli. Eminim hepiniz tarifini biliyorsunuz ama ben yine de yazayım :))
Malzemeler;
- 14 adet dolmalık biber (Büyük tencereye tam geliyor)
- 250 gr. yemeklik kıyma
- 3 adet domates
- 20 yemek kaşığı pirinç (tecrübeyle sabittir, tam geliyor :)
- 2 adet orta boy soğan
- Yarım demet maydanoz
- 2 yemek kaşığı domates salçası
- Yarım yemek kaşığı biber salçası
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- yarım limon suyu
- tuz, karabiber
- 4 su bardağı kaynar su
Yapılışı;
- Domateslerin dış kısımlarından 14 adet halka kesip biberlere kapak yapmak için ayırın. Kalan kısımlarını dolmanın içi için rendeleyin. Soğanları rendeleyin. Pirinci yıkayıp üzerine ekleyin. Kıyma, 1 yemek kaşığı domates salçası,yarım yemek kaşığı biber salçası, yarım limon suyu, maydanoz, sıvıyağ, tuz ve karabiberi ekleyip bir güzel karıştırın.
- Biberlerin çekirdeklerini çıkarıp içini doldurun. (Çok fazla doldurmayın, yumuşamaz) Domatesten hazırladığınız kapaklarla üstünü kapatıp tencereye dik bir şekilde yerleştirin. Üzerine 3 bardak kaynar su ekleyin. (Kenarlardan dökmeye çalışın, içi dağılmasın diye)
- Kalan 1 bardak kaynar suyla 1 yemek kaşığı domates salçasını az tuz ekleyerek karıştırıp, kaşık yardımıyla birer birer biberlerin üzerine dökün.
- Ocağa koyup, kaynayana kadar yüksek ateşte, kaynadıktan sonra kapağını kapatıp kısık ateşte pişirin.
Afiyet bal şeker olsun....
08 Kasım 2007 Perşembe
Harire (Pekmez Tatlısı)

İlk baktığınızda çikolatalı puding gibi görünüyor değil mi :)) İşte çocuklara pekmez yedirebilmenin yollarından biri :)) Bu tatlı da Mardin yöresine ait. Bizim orda çok sık yapılır. Hatta yanlış hatırlamıyorsam, üzüm suyu ile de yapılabiliyordu. Ama ben pekmezden yaptım. Değişik bir tat. Bir kere deneyin bence.
Malzemeler;
- Yarım su bardağı pekmez
- Yarım su bardağı şeker
- Yarım su bardağı un
- 2 su bardağı su
- yenibahar (1 çay kaşığından az)
- tarçın (1 çay kaşığı)
Süslemek için;
Hindistan cevizi veya ceviz
Yapılışı;
Bütün malzemeleri pişirme kabının içinde iyice çırpın. Ocakta karıştırarak pişirin. Yoğunlaşınca olmuş demektir. Sıcakken kaselere boşaltın. Soğuduktan sonra buzdolabına koyup oda sıcaklığını geçmesini bekleyin. Üzerine hindistan cevizi veya ceviz serpip servis yapın.
Afiyet bal şeker olsun...
04 Kasım 2007 Pazar
Yüzük Çorbası

Patlıcan Dizme

03 Kasım 2007 Cumartesi
Havuçlu Pilav (Tavuklu)


01 Kasım 2007 Perşembe
Pufidik Pohça

Bu pohçaların tarifini ablamdan aldım. Canım ablam, Eskişehir'e gitmeyeli uzun zaman oldu. Özledim onu. Pohçalarının tadı her zaman damağımda. O kadar güzel yapıyor ki. Aslında onu da bir yemek bloğu yapması için ikna etmeye çalışıyorum ama çocuklarla uğraşmaktan vakit bulamam diyor. Keşke yapsa da herkes onun güzel yemeklerinden faydalansa. Ben bu pohçalara PUFİDİK POHÇA diyorum. Çünkü yumuşacık oluyor. Hamurundan istediğiniz şekilde değişik pohçalar, hatta açma bile yapabilirsiniz. Ben dereotlu, peynirli ve sosisli yaptım. Kolay gelsin.

Arkadaşlar, baştan söylemeliyim ki, verdiğim malzeme miktarıyla yaklaşık 3 tepsi pohça yapılıyor. Fazla gelir derseniz malzemeyi ikiye bölüp daha az yapabilirsiniz. Ama yumurta sayısı aynı kalsın.
Malzemeler;
- 2 yumurta (beyazları hamura, sarıları pohçanın üstüne sürülecek)
- 2 tane yaş maya
- Yarım paket (125 gr) margarin
- Yarım su bardağı süt
- Yarım su bardağı yoğurt
- Yarım su bardağı sıvıyağ
- İki su bardağı sıcak su
- Bir tutam tuz
- Bir yemek kaşığı toz şeker
- Un
İçi için;
- peynir, sosis
Hamura karıştırmak için;
- 1 demet dereotu
Üzeri için;
- Susam, çörekotu
Hazırlanışı;
- Büyükçe bir hamur yoğurma kabına 2 yumurta beyazı, sıvıyağ, eritilmiş margarin, toz şeker, tuz, süt, yoğurt, 2 adet yaş maya ve el yakmayacak sıcaklıkta 2 su bardağı suyu koyup iyice karıştırın. Daha sonra un ekleyip kulak memesinden daha da yumuşak bir hamur yoğurun. (Ne kadar yumuşak olursa o kadar güzel kabarıyor)
- 1 demet dereotunu ufak doğrayıp hamura serpe serpe karıştırıp yoğurun.
- Hamuru hiç bekletmeden ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak elinizde açın. Ortasına peynir veya sosis koyarak kapatın. Yuvarlak veya yarım ay şekli vererek tepsiye arasında geniş boşluklar bırakarak dizin. (Hamur tepside kabaracak) Üzerine yumurta sarısını sürün, susam ve çörekotunu serpiştirerek pohçaların tepside kabarmasını bekleyin. Kabardıktan sonra 200 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Afiyet bal şeker olsun...
28 Ekim 2007 Pazar
Pırasalı Börek

21 Ekim 2007 Pazar
19 Ekim 2007 Cuma
Pizza

Pizza yapmaya bayılırım. Malzemelerini hazırlamak bana ayrı bir keyif veriyor. İçine ne bulursam koyuyorum :)) Yine ne bulduysam doldurduğum bir pizza yaptım. Kuzenlerim bendeydi dün akşam. Büyük bir keyifle yedik kocaman bir tepsiyi. Sizlerle de paylaşmak istedim.
Ben pizzayı fırında satılan ekmek hamuruyla hazırladım. Dileyenler pizza hamurunu evde de hazırlayabilir tabii. Kolay gelsin.
Malzemeler;
- iki adet ekmek hamuru
- 15 adet mantar
- yarım kangaldan biraz daha az sucuk (arzuya göre tabii) veya salam
- 2 adet kırmızı biber
- 5 adet yeşil biber (ben koymayı unutmuşum :(( )
- 3 adet domates
- bir kase biberli yeşil zeytin
- bir kase taze kaşar rendesi
- 2 yemek kaşığı domates salçası
- kekik, pul biber, tuz
Yapılışı;
Önce malzemeleri hazırlayalım:
- Domatesleri soyup, içini aldıktan sonra (sulanmasın diye) yarım ay şeklinde dilimleyin.
- Mantarları ince ince doğrayın.
- Yeşil biberlerin çekirdeklerini çıkarıp uzunlamasına dörde bölün.
- Kırmızı biberlerin çekirdeklerini çıkarıp jülyen şeklinde doğrayın.
- Biberli zeytinleri halka halka doğrayın (üçe bölmeniz yeterli)
- Sucuk veya salamları ince halkalar halinde kesin
- Kaşar peynirini rendeleyin
Şimdi sıra hamurda;
- Ekmek hamurunu hafif yağladığınız fırın tepsisinin içine elinizle açın. (Açması zor, ben açtıkça hamur geri toplandı. Ama yılmayın, başaracaksınız :)) Ben dikdörtgen şeklinde bir fırın tepsisi kullandım.
- Hamuru açtıktan sonra çatalla üzerinde delikler açın.
- 2 yemek kaşığı salçaya 4-5 kaşık su ilave ederek karıştırın. Bu karışımı hamurun üzerine sürün. Üzerine kekik serpiştirin.
- Hazırladığınız malzemeleri sırasıyla hamurun üzerine dizin. Malzemeleri dizdikçe üzerine çok az tuz ve pul biber serpiştirin. Önce mantar, zeytin, kırmızı biber, domates, yeşil biber, sucuk veya salam ve en üstte de kaşar rendesi olacak.
- 200 C derecede ısıtılmış fırında pişirin. (Pişirme süresi yaklaşık 30 dakika) Ama siz yine de sürekli kontrol etmeyi unutmayın.
- Pizzayı fırından aldıktan sonra sıcakken dilimleyerek servis yapın.
Afiyet bal şeker olsun...
Ispanaklı ve Kaşarlı Gözleme (4 kişilk)

Malzemeler;
- 4 adet hazır yufka
- 250 gr. ıspanak
- 1 küçük boy kuru soğan
- 100 taze kaşar peyniri
- sıvıyağ
- tuz, karabiber
Yapılışı;
- Ispanağı 3-4 kez iyice yıkayarak doğrayın. Soğanı yemeklik doğrayıp 3 yemek kaşığı sıvıyağla birlikte bir tencerede kavurun. Üzerine ıspanakları ilave ederek 3-4 dk. kadar pişirin. (Ispanaklar hafif çiğ kalacak) Üzerine tuz ve karabiberi dilediğiniz kadar serpin.
- Kaşar peynirini rendeleyin.
- 1 adet yufkayı tezgahınıza açın. Üzerine 1 yemek kaşığı sıvıyağ gezdirip yufkanın her yerine bulaşmasını sağlayın. Yufkayı her iki ucundan uçlar üstüste gelecek şekilde katlayın. Hazırladığınız ıspanaklı için bir yufkalık kısmını , yufkanın ortasına koyup elinizle kare olacak şekilde yayın. Ispanağın üzerine kaşar peyniri serpip yufkanın diğer kenarlarını üstüste katlayın.
- Aynı işlemi diğer yufkalar için de uygulayın.
- Teflon tavaya 1 yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Tava kızdıktan sonra gözlemeyi koyarak altlı üstlü çevirerek üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Gözlemeniz servise hazır :)
Afiyet bal şeker olsun...
Salçalı Sosis (4 kişilik)

Kahvaltıda iştah açan bir çeşit olduğunu söyleyebilirim. Ben çok seviyorum. Arkadaşlarım bana geldiklerinde özellikle yapmamı isterler.
Malzemeler;
- 4 adet uzun sosis
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 3 yemek kaşığı sıvıyağ
- yarım çay bardağı su
- tuz, karabiber, pul biberi
Yapılışı;
- Sosisleri kalın halkalar halinde doğrayarak teflon tavada sıvıyağla birlikte yaklaşık 1 dakika kadar kavurun. Üzerine 1 yemek kaşığı domates salçasını ilave edip bir iki kez karıştırarak salçanın kavrulmasını sağlayın.
- Yarım çay bardağı suyu ilave edin. Tuz, karabiber ve pul biberi de ilave ederek yaklaşık iki dakika kadar kısık ateşte pişirin. Sıcakken servis yapın.
Afiyet bal şeker olsun...
Fırında Sebzeli Tavuk

12 Ekim 2007 Cuma
Cevizli Burma Tatlısı



Arnavut Ciğeri

Öncelikle herkesin Ramazan Bayramını kutluyorum. Arnavut ciğerini dün yaptım. Aslında uzun zamandır aklımdaydı. Ama düne kısmet oldu yapmak. İyi ki de dün yaptım. Çünkü iftarımı uzun zamandır söz verip de bir türlü gidemediğim kuaförümde yapmak kısmet oldu. Yaptığım yemekleri oraya taşıyıp, kalabalık bir şekilde iftar yaptık. Neler mi yaptım? Mercimek çorbası (sebzeli), tavuklu mantar sote, pirinç pilavı ve arnavut ciğeri. Zaten onlar da bişeyler hazırlamışlardı. Çok güzel bir iftardı. Ama bu yemeklerimden sadece Arnavut Ciğerinin resmini çekebildiğim için şimdilik onu yayınlıyorum.
Gelelim tarifimize;
Malzemeler;
- 500 gr kuzu ciğeri
- 1 su bardağı kadar un
- tuz
- pul biberi
- 2 su bardağı kadar kızartma yağı
- 2 adet orta boy kuru soğan
- yarım demetten az maydanoz
- yarım limon
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
Yapılışı;
- Ciğerlerin zarlarını soyup küp küp doğrayın.(Kesme şeker büyüklüğünde) Arzu ettiğiniz kadar tuz ve pulbiberi ekleyip karıştırın.
- Unu yayık bir tabağın içine boşaltın. Ciğerleri birer tavalık una bulayarak kızgın yağda 2 dakika kadar kızartın.( Eğer 2 dk.nın fazla geleceğini düşünüyorsanız daha erken alın. Ciğerin çok kurumaması gerekiyor.) Kızarttığınız ciğerleri süzgeçli kaşık yardımıyla yağını süzerek tavadan alıp, kağıt havlu serdiğiniz kabın içine alın. Bu işlemi bütün ciğerler için uygulayın.
- Soğanları ikiye bölerek piyazlık doğrayın. Bir kabın içinde üzerine tuz serperek soğanları elinizle ovun. Daha sonra üzerine bol su dökerek soğanları avucunuzun içinde sıkarak sudan çıkarın. Üzerine ince kıyılmış maydanoz, limon, zeytinyağı ve pulbiberi ekleyerek iyice karıştırın. Ciğerleri koyduğunuz servis tabağının yanına ekleyin.
Afiyet bal şeker olsun...
10 Ekim 2007 Çarşamba
Kuru Köfte ve Patates (4 kişilik)


09 Ekim 2007 Salı
Ispanaklı Kolay Börek

Jülyen sebzeli omlet (2 kişilik)

Mutluluk Yemeğinin Tarifi

05 Ekim 2007 Cuma
03 Ekim 2007 Çarşamba
Nergis Salatası (Patates,Yeşil Soğan,Yumurta)

Jülyen ızgara sebzeler

02 Ekim 2007 Salı
Fırında Baget


Sigara Böreği

01 Ekim 2007 Pazartesi
Un Çorbası (Harire)

Fırında Mücver


29 Eylül 2007 Cumartesi
Mantı


Arkadaşlar size böyle tarifler yazıyorum diye beni kilolu zannetmeyin lütfen :)) Ben kiloma oldukça dikkat eden biriyim. Hatta inanmazsınız hergün tartılan ve yarım kilo bile alsam hemen diyete başlayan bir tipim. Nasıl olur da hem bu yemekleri yiyip hem de zayıf kaldığımı sorarsanız şunu söyleyebilirim. Ben her türlü yemeği yerim, ama az yerim. Günde mutlaka en az bir saat yürürüm. Basküle çıktığımda tehlike çanlarının çaldığını farkedersem, hemen diyete başlarım. Diyet derken, öyle ağır bir diyet değil benimki. Sadece sebze yemeklerine ağırlık veririm ve bol su içerim. Size de tavsiye ederim. Biz türklerin o kadar zengin bir yemek kültürü varken bunlardan tatmamak kişinin kendine yapacağı en büyük eziyettir. Ama birazcık otokontrol ile hem yiyip hem zayıf kalabiliriz öyle değil mi :)) Kolay gelsin herkese
Malzemeler;
Hamuru için;
- 2 su bardağı un
- 1 yumurta
- tuz ve su
İçi İçin
- 200 gr kıyma
- 1 orta boy soğan
- 1/4 demet maydanoz
- tuz, karabiber
sosu için;
- Tereyağı
- Yoğurt
- Sarımsak (arzuya göre. Mesela ben kullanmıyorum)
- Nane
- Kırmızı toz biber
Yapılışı;
Büyükçe bir kabın içine 2 su bardağı unu eleyin. Ortasını açıp 1 yumurtayı kırın. Çok az tuz da ilave edin. Suyunu azar azar döküp hamuru yoğurmaya başlayın. Sert bir hamur elde etmeniz gerekiyor. Hamur hazır olduğunda üzerine nemli bir bez örterek iç malzemeyi hazırlanmaya koyulun.
200 Gr kıymaya bir orta boy soğanı rendeleyerek ilave edin. Çok çok ince kıyılmış maydanozu, karabiberi ve tuzu da ekleyip, kıymayı köfte gibi yoğurun.
Hamuru ikiye bölün. Bir bezeyi un yardımıyla büyükçe bir yufka elde edinceye kadar açın. Yufka yarım milim kalınlığında olsun. Yani börek yufkasından biraz daha kalın olacak.
Açtığınız yufkayı ince şeritler halinde kesin.(Çok ince olmasın) şeritleri bir de enlemesine keserek küçük kareler elde edin.(Resimdeki gibi) Sonra bu karelere hazırladığınız içten koyarak bohça şeklinde kapatın. Aynı işlemi diğer hamur için de tekrarlayın.
Büyükçe bir tencerede su kaynatın. Bir miktar tuz ekleyin ve mantıları içine atın. Hafif ateşte pişene kadar kaynatın. Mantıların dağılmaması için bir süzgeç yardımıyla sudan alın.
Yoğurdu rendelenmiş sarımsak ve çok az tuz ile birlikte çırpın. Bu karışımı dilerseniz bütün mantının üzerine veya servis yaparken herkesin tabağına ayrı ayrı ekleyin.
Son olarak tereyağını küçük bir tavada kızdırın. İçine arzu ettiğiniz miktarda kırmızı toz biber ve nane ekleyerek bir kaşık yardımıyla herkesin tabağına yoğurdun üzerine ekleyin.
Afiyet bal şeker olsun
Şehriye Çorbası

Malzemeler;
- 1 çorba kaşığı domates salçası
- Yarım çay bardağı sıvıyağ (Hatta daha da az olabilir)
- 1 çay bardağı kadar tel şehriye
- 5 su bardağı kaynar su (arzuya göre et veya tavuk suyu da koyabilirsiniz ama ben 1 adet tavuk bulyon koyuyorum)
- 1 çorba kaşığı kuru nane
- tuz ve karabiber
Yapılışı;
Tencerede domates salçasını yağla birlikte koyup kavuruyoruz. Üzerine 5 su bardağı kaynar suyu ilave ediyoruz. Salçanın iyice dağıldından emin olun. Kaynamaya başladıktan sonra şehriyesini ekleyin. Eğer et veya tavuk suyu kullanmadıysanız içine 1 adet tavuk bulyon atın. Tuz ve karabiberini de ekleyip, şehriyelerin pişmesine yakın nanesini ilave edin.
NOT: Ben bu çorbaya limon da sıkıyorum. Çok daha lezzetli olduğunu düşünüyorum.
Afiyet bal şeker olsun :))
26 Eylül 2007 Çarşamba
Elmalı Kurabiye

24 Eylül 2007 Pazartesi
zeytinyağlı yaprak sarma

22 Eylül 2007 Cumartesi
kabak dizmesi




